Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5195 E. 2026/2141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5195
Karar No
2026/2141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/97 E., 2025/1753 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/529 E., 2024/435 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sair tarihlerde banka kanalı ile "... borç olarak gönderilen" açıklaması ile borç para verdiğini, ayrıca müvekkilinin davalı adına Aliağa Vergi Dairesine 31.07.2018 tarihinde 16.223,00 TL yapılandırma ödemesi yaptığını, ancak davalının almış olduğu borçları müvekkiline geri ödemediğini, davalı aleyhine Aliağa İcra Müdürlüğünün 2021/2201 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkilinin 25.07.2017 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne maden ruhsatı için başvurduğunu ve kendisine Balıkesir İli, ... İlçesi, ... köyünde 01.03.2018 başlangıç tarihli 7 yıl süreli 4. Grup maden arama ruhsatı verildiğini, müvekkilinin ruhsatı alabilmek için çok masraf yaptığını ve ruhsat alım aşamasına gelindiğinde "Maden Ruhsat Harcı" yatırması gerektiğini, müvekkilinin gerek ruhsat harç parası olmadığı ve gerekse de vergi dairesine olan borçları sebebiyle davacı ile müvekkiline ihtiyacı olan 470.000,00 TL parayı maden ruhsatının yarı parası olarak ödemesi konusunda anlaştıklarını, ... Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. isminde bir şirket kurulacağı, bu şirkete %50 pay ile davacının, %20 pay ile müvekkilinin, %20 pay ile tarafları tanıştıran ...'ın ve saha işlerinden anlayan maden teknikeri ...'ın da %10 pay ile ortak olacağı hususlarında anlaştıklarını, davacının müvekkiline vereceği 470.000,00 TL'lik ödeme sona erdiğinde müvekkilinin de maden arama ruhsatını kurulacak anonim şirkete ücretsiz olarak devredeceğinin kararlaştırıldığını, şirket kurulduktan sonra davacının, şirket ile ilgili kararları tek başına almaya, kendi şirketi ile ilgili ve şahsi harcamalarını yeni kurulan şirkete yüklemeye başladığını, usulsüz harcamalar yaptığını, hesap gelir ve giderlerinin diğer ortaklara göstermemeye, ortakları toplantıya çağırmamaya başladığını, müvekkilinin maden ruhsatının yarı payı için ödenen 470.000,00 TL paranın borç olarak gönderildiği hususunun doğru olmadığını ve bu hususun düzeltilmesini, şirket için yapılan harcamaların kendileri ile paylaşılmasını, defterlere erişim izni verilmesini ve şirketin genel kurula çağrılması talebinde bulunduklarını, müvekkili ile araları bozulup, müvekkili tarafından şirket hissesi satılığa çıkarılınca kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını savunarak; davanın reddine ve davacının asıl alacağın %20'si oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının, davacının para gönderdiğini ikrar ettiği, ancak gönderilen paraların borç için olmadığını ileri sürdüğü ve vasıflı ikrarda bulunduğu, bu halde ispat yükünün davacıda olduğu, davacının ise dosya kapsamına sunulan dekontlardan "borç" ibaresini içerdiği anlaşılan dekontlar için iddiasını ispatladığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2021/2201 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 331.500,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz yönünden devamına, asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 66.300,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının reddedilen alacak yönünden kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı; davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ödünç ilişkisinden kaynaklanan alacağını açıklamalı dekontlar ile ispatladığı, davalının savunmalarını yazılı belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; TBK'nın 392.maddesi gereğince davacının müvekkilinden, verdiği ödüncün iadesini istemesi, bu konuda bir ihtar çekmesi ve altı hafta geçtikten sonra icra takibi başlatması gerektiğini, davacının bir ihtar göndermediğini ve talepte bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, maden ruhsatı alabilmek iç,in davacının kendisine para verdiğini, bu kapsamda şirket kurduklarını, davacı tarafından gönderilen paraların borç olarak gönderilmediğini, tanık beyanları ile de iddialarının ispatlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, borç olarak gönderilen paranın iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Kanunun 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanunun 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulü gerekir. Dairemiz uygulamasında da ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı Kanunun 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve konuda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Somut olayda, davacının davalıya gönderdiği paralardan dolayı borç olarak gönderildiğine ilişkin dekontta açıklama bulunanlar yönünden davacının iddiasını ispatladığı hususu yerinde ise de, davacı ödüncün iadesi talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5195, K. 2026/2141, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5195-e-2026-2141-k-8e3d3f3eb654