Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/214 E. 2026/419 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/214
Karar No
2026/419
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/291 E., 2024/372 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 2022/5356 Esas, 2024/1975 Kararı sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ... (Kurum) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ticaret ünvanının da bir parçası olan "..." kelime markası ile tanınmış elma şekil markaları bulunduğunu, dava konusu 2017/10970 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini ancak bu karara karşı davalı başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın davalı Kurum YİDK tarafından kabul edildiğini, oysa davaya konu marka başvurusunun “...” ibaresi ile birlikte bu ibare içerisinde kullanılan ve müvekkilinin elma şekil markalarının taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğunu, başvuruda yer alan yaprak şeklinin de müvekkilinin markasında yer alan yaprak şekliyle benzer şekilde kullanıldığını, başvuruda kullanılan elma şeklinin alelade bir elma şekli olmadığını, aynı zamanda davalı ... başvurusunun kötüniyetli olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/5. maddesindeki koşulların da bulunduğunu ileri sürerek 2018/M-2882 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Kurum vekili; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli ve 2018/209 Esas, 2020/61 Karar sayılı kararı ile; dava konusu marka ile davacının markalarının benzer olduğu zira davacı ile özdeşleşen elma figürünün grafik olarak aynısının/benzerinin davalı markasında kullanılmasının davacı markaları ile davalı başvurusu arasında iltibas ve seri marka imajı oluşturduğu, bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları hâlinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün olduğu, “... ...” markasını gören tüketicinin bu markayı davacının elma şeklini içeren markalarının serisi yahut yeni bir versiyonu olarak düşünebileceği, marka sahibi işletmelerin ilişkilendirilmesinin de bağlantı kurma ihtimâli kapsamında olduğu, davalı markasının kapsadığı 44/01. sınıf "Tıbbi hizmetler" ve 44/02. sınıf "Güzellik bakımı hizmetleri. Türk hamamı hizmetleri, sauna ve buhar banyosu hizmetleri, masaj hizmetleri, spa hizmetleri (şifalı sular ile yapılan bakım hizmetleri)” yönünden taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı markalarının “bilgisayar/cep telefonu ürünleri ve hizmetleri” üzerinde dava konusu başvuru tarihi itibariyle tanınmış marka olduğu ancak dava konusu marka kapsamında yer alan 44/03. sınıf "Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler", 44/04. sınıf "Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri" ve 44/05. sınıf "İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri” yönünden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı, ayrıca kötüniyetli başvuru iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum YİDK'nın 13.04.2018 tarihli ve 2018/M-2882 sayılı kararının davacının itirazının reddi yönünden 44/01. sınıfta “Tıbbi hizmetler” ve 44/02. sınıfta “Güzellik bakımı hizmetleri. Türk hamamı hizmetleri, sauna ve buhar banyosu hizmetleri, masaj hizmetleri, spa hizmetleri (şifalı sular ile yapılan bakım hizmetleri)” yönünden kısmen iptaline, dava konusu markanın anılan hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 07.04.2022 tarihli ve 2020/1179 Esas, 2022/494 Karar sayılı kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, davacı ile özdeşleşen ve tanınmış elma şeklinin grafik olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerinin dava konusu başvuruda yer aldığı ve bu nedenle uyuşmazlık konusu 44. sınıf "Tıbbi hizmetler, Güzellik bakımı hizmetleri. Türk hamamı hizmetleri, sauna ve buhar banyosu hizmetleri, masaj hizmetleri, spa hizmetleri (şifalı sular ile yapılan bakım hizmetleri)" yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimâlini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, bunun dışında kalan hizmetler yönünden ise böyle bir tehlikenin olmadığı, davacı markalarının "bilgisayar/cep telefonu ürünleri ve hizmetleri" yönünden tanındığı ancak dava konusu marka kapsamında davacı markalarının tescil kapsamlarından farklı olarak yer alan 44. sınıf "Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler, Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri, İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetlerinin” davacının tanınmış markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerden oldukça farklı ve bu mal ve hizmetlerin birbirinden oldukça uzak olması sebebiyle başvuruda farklı olarak yer alan hizmetler yönünden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı, kötüniyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;“…Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İtiraza mesnet markaların ve başvuru konusu markanın arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların oluşmadığı ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesince de taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacının "...+ŞEKİL" ibareli markaları ile başvuru konusu olan davalının "...+ŞEKİL" ibareleri markasının arasında iltibas tehlikesinin değerlendirilmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının önemle dikkate alınması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, tüketicilerin iki ibare arasında görsel anlamda bağlantı kurabileceğinden bahisle markalar arasında görsel bir benzerlik bulunduğu mütalaa olunmuş ise de davalı ... başvurusu ...'un Vikipedia'da büyük olasılıkla Kelt dilinde elma anlamına gelen "abal" sözcüğünden türediği, "Kral Arthur efsanesinde adı elmalarıyla meşhur efsanevi ada" şeklinde tanımlandığı belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; davalı ...'in söz konusu şekli neden seçtiğinin izahı anlaşılmakla, davalının marka tescilinin kötü niyetli olmadığı ve taraf markaları arasında birbiri ile karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı birlikte dikkate alınarak değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın SMK’nın 6/1. maddesi anlamında taraf markaları arasında benzerlik incelemesinin markaların bütün olarak bıraktıkları izlenime göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda markalar arasında görsel ve sesçil açıdan yeterince farklılık bulunduğunu ve ilgili tüketiciler nezdinde iltibas ihtimâli olmadığını, yine taraf markalarındaki “...” ve “...” ibarelerinin de bu farklılığı artırdığını, tüketicilerin işletmesel bağlantı kurmalarına sebep olacak bir unsurun söz konusu olmadığını, taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının da sonuca bir etkisinin bulunmadığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının kısmen kabul edilen hizmetlere yönelik bir kullanımı olmadığı gibi markalar arasında hizmet benzerliği koşulunun da gerçekleşmediğini, taraf markaları arasında bütüncül olarak bakıldığında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını “...” kelimesinin “elma bahçesi” anlamına geldiğini, kötüniyetli başvuru iddiasının ispatlanamadığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 2017/10970 sayılı "... ..." ibareli davalı başvuru markası ile davacının itirazına mesnet T/... , 2012/98731, 2014/735 08... /73506 sayılı markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6, 17, 18, 19, 20, 21... . maddeleri. 2. 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un (5000 sayılı Kanun) 15/C maddesi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenleme ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 2. Dava konusu markanın başvuru ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nispi ret sebepleri düzenlenmiştir. Bu nedenlerin ortak özelliği, tescili talep olunan marka üzerinde üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasına dayanmasıdır. Mutlak ret nedenlerinden farklı olarak nispi ret nedenlerinin kamu menfaati ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Nispi ret nedenleri, mahkeme veya Kurum tarafından resen dikkate alınmazlar. Bunların mutlaka SMK'nın 18. maddesi gereğince ilgili kişiler tarafından “itiraz” olarak ileri sürülmesi gerekir. Nispi ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesindeki hüküm dairesinde kesinleşmiş YİDK kararı aleyhine iptal davası açılabileceği gibi SMK'nın 25. maddesindeki şartlar dairesinde hükümsüzlük davası da ikame edilebilir. 3. Somut olay ile ilgisi bulunması bakımından nispi ret nedenlerinden SMK'nın 6/1. maddesi üzerinde durulmasında yarar vardır. Anılan düzenleme gereğince tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimâli de dâhil karıştırılma ihtimâli varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 4. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi kapsamında markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin “aynı veya benzer” olup olmadığının değerlendirmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemelerin bağlayıcı kurallar içermediği dikkate alındığında, karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin ait oldukları sınıf numaraları ile bağlı kalınmamalıdır. Karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda yer almakla birlikte, hammadde-mamul ilişkisi, pazarlama koşulları, amaçları, satış sonrası servis ve onarım süreçlerinde ortaya çıkan müşteri çevresindeki ayniyet, birinin diğeri yerine ikame edilebilmesi gibi birçok açıdan benzerlik içerebilmektedir. Bu itibarla karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda olsa da “aynı veya benzer” olabilmektedir. 5. Tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden bahsedebilmek için mal ve hizmetin aynı veya benzer olmasının yanında işaretlerin de “aynı veya benzer” olması gerekmektedir. İşaretler arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında esas olarak halk (tüketici) nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenim esas alınmalıdır. Bir işaret, görsel, işitsel, anlamsal veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, “bütünsel” bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple halk gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı oluşturarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden halkın mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir. Başka bir deyişle müşterilerin ihtiyaçları olan mal veya hizmetleri bunları ayırt etmek maksadıyla kullanılan işaretlerin birbirine yakınlığı dolayısıyla karıştırmaları ihtimâl dahilindeyse bir marka ile diğer bir işaret arasında “benzerlik” vardır. Bu itibarla markanın bir bütün olarak algılanmasına etki eden bütün unsurlar her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve halk tarafından karıştırılma ihtimâli buna göre belirlenmelidir. Burada belirtilen halk; işin ilgilisi veya uzmanı olmayan ancak doğrudan muhatabı olan ortalama tüketicidir. 6. Karıştırılma ihtimâlinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimâlidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırılma ihtimâlinin bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle karıştırılma ihtimâli; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 7. Hemen belirtilmelidir ki; işaretlerin benzerliğinde ve karıştırılma ihtimâlinde dikkate alınacak önemli bir unsur da, önceki markanın ayırt edici niteliğidir. Önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise küçük farklılıklarla dahi karıştırılma ihtimâli ortadan kaldırılabilir. Bu gibi hâllerde önceki marka ile başvuru arasında mevcut farklı unsurların veya ortak unsurlara yapılan ilavelerin ayırt ediciliği ve sonraki başvuruyu yeterince farklılaştırıp farklılaştırmadığı üzerinde durulmalıdır. Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir. 8. Bununla birlikte önceki markanın tanınmış olması da işaretler arasında karıştırılma ihtimâlini artıran bir unsurdur. Gerçekten de bir işaretle karşılaşan tüketici, bu işaretin tanınmış markanın sadece bir unsurunu içermesi hâlinde dahi bunlar arasında bir bağlantı kurabilmektedir. Zira tanınmış markayı oluşturan ibareler tüketici nezdinde yerleşmiş olduğundan, sonraki işaret görüldüğünde bu işaretteki bazı farklılıklar gözden kaçırılarak tanınmış marka ile bağlantı kurulabilmektedir. Ancak vurgulamak gerekir ki, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında, önceki markanın tanınmış olması, tescil edilmek istenen markanın sadece aynı veya benzer mal ve hizmetler yönünden benzerlik değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Tanınmış markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunamayacağına SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında değil, aynı Kanun'un 6/5. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeden sonra karar verilmelidir. 9. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından 44. sınıfta "Türk hamamı hizmetleri, sauna ve buhar banyosu hizmetleri, masaj hizmetleri, spa hizmetleri (şifalı sular ile yapılan bakım hizmetleri).Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler.Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri.İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri" yönünden 2017/10970 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğu, anılan marka başvurusunun yayımına davacı tarafça T/... sayılı tanınmış marka tescili, 09. sınıfta tescilli 2012/98731 sayılı marka, 09, 10, 14... . sınıflarda tescilli 2014/735 06... /73508 sayılı "...+şekil" esas unsurlu markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiği, bu itirazın markaların benzer olduğu ve kapsamlarındaki hizmetlerin de aynı/benzer görülmesi nedeniyle SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında tescil engeli bulunduğu, yine SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluştuğu, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyet iddiasının ise ispatlanamadığı gerekçeleriyle Markalar Dairesi tarafından kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiği, bu karara davalı başvuranın itirazı üzerine YİDK'nın somut olayda SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulları yönünden haklı bir sebep ortaya konulamadığı, kaldı ki markalar arasında iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik de bulunmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetlerin muteriz davacının markalarının tanınmış olduğu sektöre yönelik olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüyle Markalar Dairesi kararının kaldırılmasına karar verildiği ve davaya konu davalı markasının tescil edildiği, akabinde eldeki dava açılarak anılan YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, yapılan yargılamada Bölge Adliye Mahkemesinin, taraf marka işaretlerini benzer bulmasına rağmen SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı ve başvurunun kötüniyetli olduğunun da ispatlanamadığı belirtilerek sadece SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararını yerinde görüp, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair verdiği kararın davalılar vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece bozulduğu ve İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnildiği anlaşılmaktadır. 10. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimâlinin varlığından söz edebilmek için hem marka işaretleri bakımından hem de markaların kapsamlarında yer alan mal ve/veya hizmetler bakımında benzerlik aranır. Bu doğrultuda karşılaştırılan iki markanın kapsamlarında yer alan mal ve/veya hizmet ne kadar benzer ise karıştırılma ihtimâlinin ortaya çıkmaması için marka işaretlerinin de o oranda birbirinden farklılık arz etmesi gereklidir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Beşinci Baskı, 2023, s.270). 11. İşaretlerin benzerliği incelenirken özellikle markaların bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır. Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimde, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. 12. Ayrıca, karıştırılma ihtimâlinin belirlenmesinde mal veya hizmet itibariyle hedef tüketici kitlesinin ve buna göre ortalama tüketicinin kimlerden oluştuğu, ortalama tüketicinin somut olayda göstereceği dikkat derecesinin ne olduğu, tanınmışlığın söz konusu olup olmadığı, çağrıştırma ihtimâli varsa bunun somut olayda karıştırılma ihtimâline yol açıp açmadığı, işletmesel bağlantı ve seri marka algısının söz konusu olup olmayacağı noktaları da belirleyici olacaktır. 13. Somut olayda alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının itirazına mesnet markaları "bilgisayar/cep telefonu ürünleri ve hizmetleri" alanında tanınmış olduğu uyuşmazlık konusu olmamakla birlikte uyuşmazlığın geldiği aşama gözetildiğinde davacı markalarının tanınmışlığı ancak SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yapılacak incelemede iltibas/iltibas ihtimâlini etkileyen bir unsur olarak değerlendirilebilecektir. 14. Bununla birlikte, davacının itirazına mesnet markalarının ortalama tüketici nezdinde ulaştığı tanınmışlığın salt bir elma şekli üzerinde değil ısırılmış elma şekli üzerinde yoğunlaştığı, öte yandan dava konusu başvuru markasında yer alan "..." kelimesinin "o" harfi yerine yeşil renkte elma şekline yer verildiği ve yine yeşil renkte "..." ibaresinin yer aldığı, bu doğrultuda davalıya ait 2017/10970 sayılı “... ...” ibareli marka ile davacı tarafa ait "...+şekil” esas unsurlu markalar arasında bütün itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında, davalı markasının görüldüğü anda kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin muhatabı olan ortalama tüketiciler nezdinde davacıya ait seri markalardan biri olduğu ve işletmeler arasında bir bağlantı bulunduğu düşüncesine yol açmayacağı, davacıya ait markaların tanınmış olduğu ilgili sektör ve tanınmışlığın kendine özgü ısırılmış elma şekli üzerine olduğu da gözetildiğinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimâlinin bulunmadığı kabul edilmelidir. 15. Öte yandan marka hakkının bahşettiği koruma kapsamının sınırları yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen değerlendirmelerle belirlenirken, markaların da hayati bir unsur olduğu ve marka hakkı sahibinin de faaliyette bulunduğu dürüst rekabet ortamı içerisinde işleyen dengeli ve etkin bir piyasa için yüksek derecede önem arz eden girişim özgürlüğünü engelleyici niteliği haiz geniş yorumlardan kaçınılmalıdır. 16. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davalıya ait marka başvurusu ile davacı şirkete ait itiraza mesnet markalar arasında davacının elma şeklindeki markasının tanınmışlığı da gözetildiğinde karıştırılma ihtimâline yol açacak derece benzerlik bulunduğu, bu nedenle aynı/benzer görülen emtialar yönünden YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın yerinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir. 17. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 18. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun(HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/214, K. 2026/419, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-214-e-2026-419-k-6cf9ebfd2812