Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3988 E. 2026/1113 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3988
Karar No
2026/1113
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/... E., 2025/1058 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/... E., 2025/10 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ... numaralı ihale ile satışa çıkartılan yerdeki dikili ağaçların müvekkiline ihale edildiğini, ihale bedelinin peşin olarak yatırıldığını, ihale edilen ürünlerin kesim ve taşıma işine müvekkilince başlanarak söz konusu yerdeki ürünlerin kesildiğini, taşınarak ve şartname gereği herhangi bir cezai müeyyide ile karşılaşılmaması için işin tamam edildiğini, bu ve benzeri ihale ile yapılan satışlarda, bedel belirlenmeden önce verim yüzdesi hesabı için önce sahanın keşfinin yapıldığını, somut olayda ise satıcı mevzuatla üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğinden alıcıları yanlış yönlendirmesi, hatalı bilgi vermesi sebebi ile doğru bedel üzerinden ihaleye çıkılmadığını, ihale de alıcılara bildirilen ürün ile çıkan ürün arasında %60 dan fazla bir eksiklik/kayıp bulunduğunu, satıcının verdiği veriler sebebi ile fahiş derece zararı olduğunu anlayan müvekkilinin hemen durumu ilgili personele bildirdiğini fakat bir cevap alamadığını, akabinde ilgili birimlere ... Noterliğinin 24.03.2023 tarihli ... yevmiye Numaralı senedi ile ihtarnameyi gönderdiğini, bu ihtarnamede meydana gelen fahiş farkların olduğunun bir kez daha bildirilerek tazmininin istendiğini, davalı tarafça verilen cevabi yazılarda ise; satış dosyasında yer alan deneme ağacı ve verim yüzdesi tespit tutanağının sadece bilgi amaçlı olduğu, verim yüzdesi hesabına göre çıkması öngörülen ürün miktarından daha az ürün çıkması durumunda müşterinin yani alıcının şartnamenin 68. maddesi gereğince herhangi bir hak talebinde bulunamayacağı ifade edilerek taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek; öncelikle sorumsuzluk anlaşmasının kesin hükümsüzlüğüne karar verilerek, davalının müvekkiline karşı yükümlendiği edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin alacağının tazminini, aksi halde davalının yanlış bilgi ve yönlendirmelerinden kaynaklı müvekkilinin yanılmasından ötürü sözleşmenin iptaline dayanarak bilirkişice hesap edilecek zararın tazminini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin her iki ihtimalde de ihale tarihinden itibaren aksi halde ihtar tarihi olan temerrüt tarihi olan 24.03.2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ... ve bağlı işletme müdürlükleri tarafından dikili ağaç satış işlemlerinin 31.08.2015 tarihli ve ... nolu dikili ağaç satışı tamiminde belirtilen usul ve esaslara göre yapıldığını, davacı tarafından imzalanan açık artırmalı dikili ağaç e-satış şartnamesinin 68. maddesinde; satış dosyasında yer alan deneme ağacı ve verim yüzdesi tespit tutanağının sadece bilgi amaçlı olduğunun, genç meşçereler ile genç meşçere dışındaki sahalarda verim yüzdesi hesabına göre çıkması öngörülen ürün miktarından daha az ürün çıkması durumunda müşterinin herhangi bir hak talebinde bulunamayacağına dair hüküm bulunduğunu, bu maddeler gereğince açıkça davacının şartnameyi bilerek ve isteyerek imzaladığı ortada olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının satışa konu olan dikili ağaçlar ile ilgili ölçü tutanak ile satış yerini kontrol ederek kabul ettiği, bu kabule göre öngörülenden eksik çıkan ürünlerden dolayı davacının herhangi bir hak talep edemeyeceği, e-satış şartnamesinin 8. maddesi uyarınca davacının satış öncesinde satış partisini oluşturan ağaçların ölçü ve nitelikleri ile bu ağaçlara ait dikili ağaç ölçü tutanaklarını satış yerinde kontrol etmesi, bu ölçü ve niteliği kabul etmiş olarak satışa iştirakinin gerektiği, davacının satıştan önce satış yerine giden yol, sanat yapısı, üst yapı, rampa durumu ile çalışma yapacağı sahaları inceleme zorunluluğunun bulunduğu, ihale teminat yatıranların 8. madde uyarınca sayılı incelemeleri yaptığı ve bu şartlarda satışa konu ağaçları almak istediğinin kabul edildiği olarak düzenleme yapıldığı, davacının ihaleye katılmadan önce alanı inceleyerek tespiti yapmaması şartnamenin 8. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafça ihaleye çıkartılan ağaç satış miktarının ihale edilen miktardan çok düşük olması ve davacının bu alanda gerekli kontrol ve inceleme yapmadan sahada satışa sunulan ürünleri kontrol etmişcesine ihaleye katılarak en yüksek peyi sunmak suretiyle ihale alıcısı olması karşısında, tarafların karşılıklı olarak gerekli dikkat ve özeni göstermediği, tarafların ortak kusurlu olarak kabul edileceği, tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri yönünden ifanın baştan bu yana imkansız olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 27. maddesi uyarınca geçersizlik doğuracağı, davacı tarafça her ne kadar gereği gibi ifa etmeme, eksik ifada bulunma nedenine dayanılarak dava açılmış ise de, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, davalı yönünden sözleşmedeki yükümlülüğünün ifasının baştan bu yana iki tarafın kusurluluğu ile gerçekleştiği anlaşılmakla tarafların ancak yapılan sözleşme ile en başında yapmış olduğu bedelleri tazmin talebinde bulunabileceği, davacı tarafça şartnamenin 68. maddesinin sorumsuzluk anlaşması gereğince kesin hükümsüzlüğü yönünden TBK'nın 115/1 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalının sadece ağır kusurlu davranışının varlığı halinde sözleşmenin 68.maddesinde düzenlenen sorumsuzluk anlaşmasının geçersiz sayılabileceği, hafif kusurlu davranışının ise sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliğini etkileyemeyeceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 68. maddesinde yer alan ve davalının sorumluluğunu kaldıran hükmünün TBK'nın 115.maddesince geçersiz olduğuna ilişkin iddiasının, somut olayda davalının ağır kusurlu bir davranışından söz edilemeyeceği için geçerlilik kazanamayacağı, bu hususun yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlanmadığı, yine sözleşmede kurum tarafından eksik fazla ürün alımı halinde ayrı ayrı düzenlemelere yer verildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin baştan itibaren tarafların kusuruna dayandığı, davacı tarafça yanlış bilgi ve yönlendirmeden kaynaklı irade fesadı nedeniyle sözleşmenin iptali istenilmiş ise de, şartnamenin 8. maddesinde ve diğer maddeleri uyarınca ihalenin e-satış yolu ile gerçekleştiği, e-satıştan önce davacının bu alanı görmüş olduğunun kabulü ile ihaleye giriş kaydının düzenlendiği, bu hususta eksik ürün alımı fazla ürün alımına ilişkin kurum ihale kayıtlarının esas alınacağının taraflarca düzenlenen teslim tutanaklarında da imza karşılığında yapıldığı, davacı tarafça irade sakatlanmasına ilişkin başkaca bir delile de dosya kapsamında rastlanılmadığı, TBK'nın 35. maddesinin açık olduğu, yanılan yanılmasında kusurlu ise sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu, ancak diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa tazminat istenemeyeceği hükmünün düzenlendiği, tarafların karşılıklı olarak ihale ilanında ilan edilen ürünlerdeki hacimlerin değişebileceğine ilişkin düzenlemeye yer verildiği, davacınında şartnamenin 8. maddesi uyarınca ihaleden önce saha kontrolünü yapmış olma yükümlüğünün bulunması karşısında tarafların karşılıklı olarak kusurunun bulunduğu hususlarda sözleşme hükümlerinin iptaline ilişkin davanın açılamayacağı, davacı tarafça sözleşme ihlalinden doğan zarar istemine ilişkin olarak taraflarca ancak sözleşme kurulduğu esnada hasıl olan bedellerin iadesi söz konusu olacağından geçersiz sözleşmeye dayanılarak taraflar ancak aldıklarını iade yükümlülüğü bulunmakla başlangıçtaki ifa imkansızlığı nedeniyle tarafların menfi ya da müspet zarar tazminini talep edemeyeceği, tarafların ortak kusurlu olduğu, sözleşmenin TBK 27. maddesi uyarınca geçersiz olduğu, tarafların ancak aldıklarını geri verecekleri sonuç ve kanaatine varılarak davacının açmış olduğu davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemenin bilirkişi raporu ile çelişir şekilde, davalının ağır kusurlu olduğuna dair yeterli ve inandırıcı delil olmadığına karar vererek haklı davayı reddettiğini, orman yüksek mühendisinin hazırladığı raporda tespitte bulunmuş olmasına ve açıkça çok yüksek hata olduğunu ifade ederken aslında bizatihi ihale ilan metninin 14.maddesinde ilan edilen ürünlerdeki hacimlerin (-%20) ile (+%40) arasında değişebilecek olduğu yazılı iken; bilirkişi tespitinden bağımsız olarak münhasıran/salt %60 civarı bir kayıp çıkması idarenin ağır kusurunu göstermesi açısından tek başına yeterli bir husus olduğunu, görevi ve uzmanlığının tespit ve satış olduğu bir idari kurumun %60'lık bir kaybı işin başında göremeyerek ihale etmesi onun ağır kusurunu göstermesi için yeterli olduğunu, ilan edilen metreküp 3.772,56 iken fiilen üretim yapılan metreküpün 1.523,30 olduğunu, isabetli bir tahkikat yapılmadığını, aldırılan raporların irdelenmediğini, ayrıca TBK'nın 115/3. maddesinin hiç değerlendirilmediğini, mahkemenin tarafların en başında yapmış olduğu bedelleri tazmin talebinde bulunabileceğine dair kanaati sonrası davanın reddi hususunun da ayrıca hukuka aykırı olduğunu, bu husus taleple bağlılık ilkesi ile de çeliştiğini, karşı tarafın dahi böyle bir talebi olmadığını, müvekkilin elbette ilan edilen metreküpün tamamını almayı beklemediğini, müvekkilin sadece tecviz sınırlarında kalmayan ve idarenin ağır kusuru sebebiyle sorumlu olduğu miktarı talep ettiğini, iş tamam edilip fahiş verim kaybı anlaşılınca bu durumun idareye ihtar da edildiğini, fakat herhangi bir zarar tazmini yapılmayınca huzurdaki dava açıldığını, davalının şartname yani sözleşme gereğince daha az ürün çıkması durumunda herhangi bir sorumluluğunun olmadığını ifade eder halde olduğunu, somut olayda ise davalının ihalesini ettiği ürünler davalının sorumsuzca davranış ve görevlerini ihmal etmesi ile gerektiği gibi müvekkile verilemediğini, taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen şartnamenin 68. maddesinin bir sorumsuzluk anlaşması olduğunu, sorumsuzluk anlaşmasının geçerliğinin daha doğru bir ifade ile taraflar arasındaki ilişkiye uygulanabilmesi taraflara mutlak bir hak olarak tanınmadığını, kanun koyucunun, sorumsuzluk anlaşmasına bazı sınırlar koyduğunu, bu sınırlar TBK Madde 115'e göre; borçlunun ağır kusurundan yani kasıt yahut ağır ihmalinden doğacak zararlardan sorumlu olmayacağına ilişkin yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu, borçlunun göstermesi gereken özenin ölçüsünün, somut olayın gereklilikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ağır ihmal, hukuka aykırı sonuca yol açan fiilin işlenmesi sırasında, o fiili işleyen herkesin göstereceği dikkat ve özenin gösterilmediğini, davalı tarafça yapılan işe yahut yükümlendiği edimin ifasına özenilmediğini, özensiz iş yapıldığını, ortalama kabiliyetlere sahip herhangi birinin yapacağı tespit ile çıkan ürün arasında yarı yarıya dan fazla (%60) bir kaybın eksikliğin bulunmayacağını, esasen davalı mevzuatla verilen görevlerini gereği gibi yapmadığını, davalının bir kamu kurumu olması dahi başlı başına ağır kusuru bulunduğunu göstermeye yeter delil olduğunu, haliyle idarenin ağır kusuru bulunduğunu, elbette tam ve kesin olarak bildirilen miktarda ürün çıkması beklenemeyeceğini fakat şartname içeriğinde herhangi bir yüzde belirtmeksizin örnek vermek gerekir ise mezkur alandan hiç verim elde edilemese (%0) bile davalının sorumlu olmayacağına dair sorumsuzluk anlaşmasının emredici hükümlere aykırı olduğu gibi, sözleşme serbestisine kanunca vazedilmiş örnek bir istisna olduğunu, elde edilen verim/ürün kaybı tecviz sınırlarında olmadığını, fahiş bir kayıp söz konusu olduğunu, hal böyle iken davalının genel işlem şartları hazırlayarak bu şekilde sorumsuzluk anlaşması yapması hukuken itibar edilebilir olmadığını, esasen TBK madde 115/3 gereğince de sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüz olduğunu, zira ilgili kanun/ yetkili makamlar tarafından verilen izinle, davalı; dikili ağaç satışı yapabildiğini, yani her halükarda davalı ile yapılacak sorumsuzluk anlaşmasının kesin hükümsüz olması ve ayrıca ağır ihmal-hafif ihmal tespiti yapılmaksızın, işin niteliği gereği öngörülebilir kayıp dışında kalan miktarın tazmini gerektiğini, zaten bilirkişice de öngörülebileceğini, yani tecviz sınırlarında kalabilecek bir diğer ifade ile davacıya yükletilebilecek oran düşülerek bir hesap yapıldığını, müvekkil ilan edilen miktarın tamamını zaten talep etmediğini, müvekkil davalı idarenin ağır kusuru ile tecviz sınırlarını aştığı miktarı talep ettiğini, esasında davalının dahi; ''bilgi amaçlıdır'' lafzını sorumluluktan kurtulmak için kullanması da kendi yaptıkları tespitlerin gerçeği yansıtmadığını kabul eder halde olduklarını göstermesinin yanı sıra Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluğa da aykırı hareket eetiklerini gösterir halde olduğunu, somut olaya aynı zamanda TBK madde 219 ve devamında düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümleri de uygulanabilir halde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi kapsamında eksik ifadan kaynaklı zarar istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davacı tarafından imzalanan satış şartnamesinin 68. maddesinde satış dosyasında yer alan deneme ağacı ve verim yüzdesi tespit tutanağı sadece bilgi amaçlı olduğunun ve genç meşçereler ile genç meşçere dışındaki sahalarda verim yüzdesi hesabına göre çıkması öngörülen ürün miktarından daha az ürün çıkması durumunda müşteri herhangi bir hak talebinde bulunamayacağının belirtilmesine, sürekli dava konusu işi yapan davacının kesim alanını ihale öncesinde kontrol etmesi gerekmesine, olayda davalının ağır kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3988, K. 2026/1113, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3988-e-2026-1113-k-84cceb41594c