Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3197 E. 2026/513 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3197
Karar No
2026/513
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/151 E., 2025/149 K. DAVA TARİHİ : 09.01.2014

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili eczacının ...Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurumun 26.11.2013 tarihli yazısıyla; sahte olarak oluşturulan 124 adet ilaç kullanım raporuna istinaden düzenlenen 144 adet reçetenin Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak fatura edildiği gerekçesiyle, 2012 yılı Protokolünün (5.3.10.) maddesi uyarınca 1. kez uyarı ve 562.696,40 TL cezai şart, hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen 5 adet ilacın fatura edildiği gerekçesiyle, Protokolün (5.3.5.) maddesi uyarınca 1. kez yazılı uyarı ve 1.000,00 TL cezai şart uygulanacağının, ayrıca 5 adet küpür bedeli 56,13 TL ile 144 adet reçete bedeli 56.269,64 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin Kurum işlemine konu reçeteleri Protokole uygun olarak teslim ettiğini ileri sürerek, Kurum işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Sağlık Bakanlığı Denetim Birimi tarafından düzenlenen 19.12.2012 tarihli ve 13 sayılı raporda yapılan tespitler doğrultusunda, 2012 yılı Protokolü uyarınca davacı hakkında cezai şart ve yazılı uyarı işlemi uygulandığını, müvekkili tarafından yapılan işlemlerin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.11.2015 tarihli kararıyla; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/96732 hazırlık sayılı dosyasında davacı dahil diğer şüpheliler hakkında resmi evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, savcılık dosyasına kamu zararına ilişkin herhangi bir belge ve evrak sunulmadığı gibi dosyaya sunulan teftiş raporlarında, hastaların ilaçları alıp kullandıkları beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, doktorları korumaya yönelik ifade verdikleri, ancak rapor ve reçete düzenlenirken herhangi bir tetkik yapılmadığından bahisle raporların sahte olacağı düşünülerek cezai işlem uygulandığı, bu durumda sahte rapor ve reçeteye dayalı olarak Kuruma ilaç faturası düzenlendiğinden ve sahte raporların düzenlenmesinde davacının kasıtlı hareketinden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı Kurumun uygulamış olduğu cezai işlemin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacıya uygulanan 620.022,17 TL cezai işlemin iptaline karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 18.06.2020 tarihli ilamla; Mahkemece, sahte rapora dayalı reçete fatura edilmesine ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin (5.3.10.) maddesine aykırılıktan düzenlenen cezai şart hükmünün tartışıldığı, ancak bir diğer dava konusu sözleşmenin (5.3.5.) maddesindeki hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin fatura edilmesi fiili kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, ilacın davacı eczacı tarafından mı hastalara teslim edilmediği, yoksa hastaların reçetelerine yazılan ilaçların kendilerinin mi davacıya ait eczaneden gelip almadıkları hususunun, hasta ifadeleri ile somut, ispatı mümkün bir şekilde ortaya dökülmediği, bu nedenle söz konusu birbiriyle çelişen örtüşmeyen ifadeler üzerinden davacı hakkında uygulanan işlemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacı hakkında uygulanan 620.022,17 TL cezai işlemin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan raporunun eksik inceleme ve değerlendirmeyle düzenlendiğini, rapora karşı yaptıkları itirazların Mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı eczacı hakkında 2012 yılı Eczane Protokolüne aykırılık nedeniyle uygulanan yazılı uyarı, cezai şart ve reçete bedelinin tahsili işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, sahte olarak oluşturulan 124 adet ilaç kullanım raporuna istinaden düzenlenen 144 adet reçetenin fatura edildiği iddiasıyla, 2012 yılı Protokolünün (5.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan 1. kez uyarı ve 562.696,40 TL cezai şart ile hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen 5 adet ilacın fatura edildiği iddiasıyla, Protokolün (5.3.5.) maddesi uyarınca uygulanan 1. kez yazılı uyarı ve 1.000,00 TL cezai şartın ve reçete bedellerinin tahsili işlemlerinin iptali için eldeki davayı açmıştır. Ancak, dava konusu yapılan ve Protokolün (5.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan cezai şart ve reçete bedellerinin tahsili işlemi konusunda bilirkişi heyetince bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de bu cezai işlem yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilen beraat karar ile kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı hususu gözetilerek, Protokolün (5.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan cezai şart ve reçete bedellerinin tahsili işlemlerin yerinde olup olmadığının tespiti açısından, soruşturma dosyasının aslı getirtilip varsa bilirkişi raporunun bir örneği dosya arasına alındıktan sonra, dava konusu cezai işlemlerin dayanağı olan dava dışı Kurum sigortalısı hastalar ile reçeteleri düzenleyen/muayene kayıtlarında isimleri yazılı olan doktorların davaya konu işlemin bizatihi konusu oldukları, uyuşmazlığın maddi vakıaya ilişkin olduğu ve tanık dinlenebileceği de gözetilerek tanık olarak dinlenmeleri; konusunda uzman bilirkişi heyetinden, Sağlık Bakanlığı Denetim Birimi tarafından düzenlenen inceleme raporu ile mevzuat ve sözleşme hükümlerinin de dava konusu işlem yönünden değerlendirildiği, denetime elverişli, tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Kabule göre de; taraflar arasında imzalanan 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.5.) maddesi uyarınca eczacı hakkında cezai işlem uygulanabilmesi için, reçete sahibi veya ilacı alan kişiye teslim edilmeyen ilaçların, 60 günü geçecek şekilde eczanede bekletildiğinin saptanması yeterlidir. Mahkemece, Protokolün (5.3.5.) maddesi yönünden uygulanan cezai işlemin iptaline karar verilmiş ise de, 24.05.2013 tarihinde eczanede yapılan denetimde, reçete tarihinden itibaren 60 günü geçen ilaçların bulunduğu tespit edilerek tutanak altına alındığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; Protokolün (5.3.5.) maddesi yönünden uygulanan yazılı uyarı, cezai şart ve reçete bedelinin tahsiline dair işlemin iptali yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. V. KARAR Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3197, K. 2026/513, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3197-e-2026-513-k-c2f93dbf75d3