Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3215 E. 2026/655 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3215
Karar No
2026/655
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E., 2025/170 K. DAVA TARİHİ : 21.01.2014

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 03.07.2012 tarihli ve 2012/118 sayılı, 23.11.2012 tarihli ve 2012/189 sayılı "Eğitim Hizmetleri Sözleşmeleri" yapıldığını, sözleşmelerde "Sosyal Medya Uzmanı" mesleğinde eğitim alacak kursiyerlere verilecek eğitimin usul ve esaslarının düzenlendiği, ilk sözleşmenin imzalanmasını müteakip davalının Bayrampaşa Hizmet Merkezinin muhatap alınarak bilgi ve belge akışının sağlanacağının bildirildiğini, .... Hizmet Merkezinin gönderdiği 12.12.2013 tarihli yazıda, 118 sayılı sözleşme kapsamında "sosyal medya uzmanlığı kursu ve istihdam sürecinde" idareye teslim edilen evrakların kontrollerinde sahte belge düzenlendiği ibaresi kullanılarak, sözleşmenin 33. maddesi uyarınca iki yıl yasaklanma, 7 kurs grubunun giderleri 434.446,16 TL ve 17.461,16 TL faizi olmak üzere toplam 451.907,32 TL'nin 15 gün içinde ödenmesinin istendiğini, 189 sayılı sözleşme kapsamında ise, 77 kişilik istihdam sayısının sağlanamadığı iddiasıyla sözleşmenin 23. maddesi uyarınca 1 yıl yasaklılık, yasaklılık süresinin 2 yıla çıkarılması ve cezai yaptırımın sürecin sonunda değerlendirileceğinin bildirildiğini, davalı Kurumun her iki sözleşmeden doğan toplam 166.457,84 TL ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve bloke ettiğini ileri sürerek; davalı Kurumun Bayrampaşa Hizmet Merkezinin 20.09.2013, 07.10.20 13... .12.2013 tarihli yazılarıyla tesis edilen yasaklama kararlarının geçersiz ve yoklukla malul olduğunun tespitini, 12.12.2013 tarihli yazı ile istenen 451,907,32 TL tutarında bedel ödenmesi talebinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunun tespitini, 166.457,84 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının sözleşmeden doğan istihdam yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil eden başkaca hususların da tespit edildiğini, yüklenicinin sahte belge düzenlediği veya buna teşebbüs ettiği şeklindeki kuşkulu durumların ve sözleşmeye aykırılıkların tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, fesih işlemine dayanak yapılan "sahte belge düzenleme veya buna teşebbüs edildiği" iddialarının Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/67 Esas sayılı dosyasına konu edildiği, davacının sanık davalının ise katılan sıfatı ile taraf olduğu ceza yargılamasında maddi vakıa yönünden varılan kesin hükmün taraflar ve mahkeme için bağlayıcı nitelikte olduğu, ceza yargılaması neticesinde "...Kurs bitirme belgelerinin sahte olmaması" tespiti ile nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiği, bu hali ile iptali istenen işleme dayanak yapılan sahtecilik iddiasının yerinde olmadığı, idarenin işleminin dayanaksız kaldığı, her ne kadar idari işleme yalnızca sahtecilik iddiası dayanak gösterilmişse de; 118 sayılı sözleşmenin istihdam yükümlülüğünün hiç veya kısmen yerine getirilmemesi hallerinin de bilirkişi aracılığı ile denetlendiği, istihdam süresi yükümlülüğünün fazlasıyla yerine getirildiği, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 33.1(a) maddesi uyarınca davacıya usulünce yapılmış bir ihtar bulunmadığı, davacının idari işleme konu sahte evrak düzenleme fiilini işlemediği, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı Kurumun ihtar ve mehil verme işlemlerini yapmadan cezai işlem uyguladığı hususlarının birlikte değerlendirildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli kararıyla; kursiyerlerin yetiştirilmesi ve işe yerleştirilmesi bakımından davacıların sahtecilik yaptıkları yönündeki iddialarının ceza davasına konu edildiği, dosya arasında bulunan Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2015/67 E., 2017/351 K. sayılı kararı ile sanıklar hakkında yasal unsurları oluşmayan suçtan ayrı ayrı beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik kesinleşmiş mahkeme kararının hukuk hakimini bağlayacağı, bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulmasının isabetli olduğu, davacının her bir talep için ayrı ayrı ücreti vekalet ücreti isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 23.06.2022 tarihli ilamla; davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesince; davacının idari işleme gerekçe olarak belirtilen sahte evrak düzenleme fiilini işlemediği, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı Kurumun cezai işlem uygulamak için öncesinde yapması gereken ihtar ve mehil verme işlemlerini yapmadan cezai işlem uyguladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, yine Bölge Adliye Mahkesince; suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik kesinleşmiş mahkeme kararının hukuk hakimini bağlayacağı gerekçesine yer verildiği, ceza mahkemesinde sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılandığı, evrakta sahtecilikten herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma yapılmadığı, aynı zamanda ceza mahkemesi beraat gerekçesinde, verilen kurs bitirme belgelerinin sahte olmadığı, sigorta primleri ödenmese dahi ilgili kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunacağının belirtildiği, ceza dosyasında kurum zararının oluşup oluşmadığının hukuk mahkemesinde ayrıca tartışılacağı belirtildiğine göre, sanıkların beraatine dair ceza mahkemesince verilen kararın hukuk mahkemesini bağlamayacağı, Mahkemece, ceza mahkemesi beraat kararından bağımsız olarak sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden bilirkişi raporu aldırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca düzenlenen, hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli bulunan bilirkişi raporunda yapılan tespitler doğrultusunda, 118 sayılı sözleşmenin istihdam yükümlülüğünün hiç veya kısmen yerine getirilmemesi hallerinin bilirkişi aracılığı ile denetlendiği, istihdam yükümlülüğünün fazlasıyla yerine getirildiği, öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin 33.1(a) maddesi uyarınca "Yüklenicinin...bu sözleşme hükümlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumlarında idarece bu durumlar açıkça belirtilerek verilen en az 10 gün süreli ihtara rağmen, yüklenicinin...sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi" nin fesih şartı olarak kabul edildiği, ancak davacıya usulünce yapılmış bir ihtaratın bulunmadığı, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüğün yerine getirildiği, davalı Kurumun cezai işlem uygulamak için öncesinde yapması gereken ihtar ve mehil verme işlemlerini yapmadan cezai işlem uyguladığı hususları birlikte değerlendirilerek hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunan 28.12.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının 23.09.20 13... .10.20 13... .02.2013 tarihli yazıları ile tesis edilen yasaklama kararının geçersizliğinin tespitine, davacının davalıya 12.12.2013 tarihli davalı yazısı ile talep edilen 451.907,32 TL bedelle borçlu olmadığının tespitine, davalı nezdinde kalan 166.457,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Kurumun harçtan muaf olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin istihdam yükümlülüğünün gereği gibi ifa edilmemesi olduğunu, davacının sözleşmeden doğan istihdam yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, istihdam yükümlülüğünü yerine getirmek adına davacı yüklenicinin zorlama yöntemlere başvurduğunun açık olduğunu, her bir kursiyer için ayrı ayrı istihdamda kalma sürelerinin gözetileceği bir hesaplama ile istihdam yükümlülüğünün içeriğinin belirlendiğini, bilirkişi raporuyla ortaya konulan görüşler ve buna itibar edilerek verilen kararın temelden hatalı olduğunu, yüklenicinin istihdam yükümlülüğünü süresi içinde yerine getiremediği tespit edildiğinden yasaklılık işlemi uygulanması ve kurs giderlerinin iadesinin gerektiğini, sözleşmenin ilgili hükmü gereğince yapılması gereken ödemelerin bloke edildiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı iddiası ile yasaklama kararının geçersiz olduğunun tespiti, ödenmeyen hakedişlerinin tahsili ve borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1.Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça sözleşmeden doğan istihdam yükümlülüğün yerine getirildiğinin belirtildiği, davacıya cezai işlemlere yönelik usulünce yapılmış bir ihtaratın bulunmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Harç konusu kamu düzenine ilişkin olup yargı mercilerince re'sen dikkate alınır ve yargı harcından muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu ile kurum veya kuruluşlarla ilgili yasal mevzuata göre belirlenir. Buna göre davalı Kurum harçtan muaf olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından yatırılan harçlar ile bakiye karar ve ilam harcının davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davalı Kurumun harca yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 ve 3. bentlerinin hükümden çıkartılarak 2. bent olarak "2-Peşin alınan 10.560,15 TL ve 25,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 10.585,35 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" söz ve rakamlarının yazılmasına, hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden çıkartılmasına, bundan sonraki bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3215, K. 2026/655, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3215-e-2026-655-k-9256acfb196a