Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3737 E. 2026/720 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3737
- Karar No
- 2026/720
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2025/25 E., 2025/173 K. DAVA TARİHİ : 16.07.2014
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davanın kabul edilen bölümünün duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/1 maddesi uyarınca davalılar vekilinin duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ...Üniversitesi Fotoğraf Bölümü ikinci sınıf öğrencisi iken davalılara ait İtalyanca dil kursuna katıldığını, eğitimine İtalya'da devam edebileceğinin söylendiğini, transfer işlemlerini davalıların gerçekleştireceklerini, üçüncü sınıftan üniversiteye başlatacakları için sene kaybının da olmayacağını taahhüt ettiklerini ve bu maksatla sözleşme imzaladığını, sözleşmenin lise mezunları için hazırlanmış olduğunu sonradan öğrendiğini, okumakta olduğu üniversitedeki kaydını kapattığını, dil öğrenimini geliştirmek için İtalya'da kursa yazıldığını, kaydının yapılması gereken okulda eğitim dönemi 05.11.2013 tarihinde başladığı halde 10.11.2013 tarihinde davalılar tarafından herhangi bir işlemin yapılmadığını öğrendiğini, yabancı bir ülkede tek başına kaldığını, kaydını kapattığı için eğitime devam imkanının kalmadığını ileri sürerek; fiili ödeme günlerindeki rayiç değeri üzerinden TL'ye çevrilerek ödetilmesi koşuluğuyla 4.950 Euro ve 47.560,76 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.03.2016 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 47.560,76 TL ile 4.950,00 Euro (karar tarihi itibariyle Euro değeri üzerinden 15.894,45 TL) maddi ve 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraflar temyiz yoluna başvurmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.12.2017 tarihli ilamıyla; ''...Davacı, davalıların, aralarındaki anlaşma gereği taahhütlerini yerine getirmemeleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, dava dilekçesi ile 4.950 Euro ve 47.560,76 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş; 19.03.2016 tarihli dilekçe ile de dava dilekçesinde maddi hata ile 4.950 Euro istediklerini, taleplerinin aslında 9.450 Euro olduğunu belirterek, buna göre karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 19.03.2016 tarihli dilekçe değerlendirilmeksizin ve hiç dikkate alınmaksızın, dava dilekçesindeki talep gözönünde bulundurularak hüküm tesis edilmiştir. Anılan husus eksiklik olup, davacı tarafından verilen 19.03.2016 tarihli dilekçenin ve bu dilekçedeki taleplerin değerlendirilmesi, geçerli bir talep olarak kabul edilirse sonucuna göre karar verilmesi, talep geçersiz kabul edilirse gerekçesinin açıklanması suretiyle hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 20.02.2020 tarihli kararla; davanın kısmen kabulü ile 45.790,12 TL ile 4.950 Euro (fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere) maddi tazminatın ve 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılar temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairemizin 30.11.2021 tarihli ilamıyla; bozma sonrası yeni duruşma gününün davalı tarafa tebliğ edilmediği, davalı tarafa bozma sonrası yeni duruşma günü usulünce tebliğ edilmeden, davalıların iddia hakkını kısıtlar biçimde, yokluğunda yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 4. Mahkemenin 05.05.2023 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 45.790,12 TL ile 4.950 Euro (fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere) maddi tazminatın, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılar temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Dairemizin 31.10.2024 tarihli ilamıyla; Mahkemece tefhim edilen kararda, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların davalıdan tahsiline karar verildiği ancak gerekçeli kararın gerekçe kısmında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair hüküm oluşturulduğu belirtilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. 6.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İtalya'da eğitim alacağının davalılarca taahhüt olunması nedeniyle davacının İstanbul'daki okulundan kaydını sildirdiği, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile davacının talep edebileceği zararın 45.790,12 TL ve 9.450 Euro olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilnin 19.03.2016 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde maddi hata ile 4.950 Euro istediklerini, taleplerinin aslında 9.450 Euro olduğunu belirterek, buna göre karar verilmesini talep ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 183. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı, yine davalıların, davacı ile aralarındaki anlaşma gereği taahhütlerini yerine getirmemelerinin manevi zarara yol açtığı, davalıların kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 47.560,76 TL ile 4.950 Euro (15.894,45 TL) maddi ve 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; maddi tazminat taleplerinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini, manevi tazminat yönünden davalı taraf lehine fazla vekalet ücreti hükmedildiğini, davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının yaşanan olay ve doğurduğu manevi zararlara oranla düşük miktarlı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili; müvekkillere usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmediğini, cevap dilekçesi ve ilk itirazlarını sunması için süre verilmediğini, bilirkişinin yetersiz olduğunu, davada aktif husumet ve pasif husumet yokluğu yönünden hukuka aykırılık bulunduğunu, dava konusu sözleşmeyi davacının annesi imzaladığını, sözleşmenin tarafının davacının annesi olduğunu, müvekkili ...'ın dava konusu sözleşme ve işyeri ile bir ilişkisi bulunmadığını, müvekkil F. ...'ın ödediği hizmet bedelinin 4.300 Euro'nun davacı adına okula ödendiği ve davacı okula gitmeyerek bu miktar parayı okuldan geri aldığını, müvekkilin davacıya vermiş olduğu hizmeti tamamladığını, sonrasında davacının okula gitmekten vazgeçtiğini ve okulla yapmış olduğu görüşmeler sonucu okula ödenen ücretleri geri aldığını, okuldan alınan ücretin mükerrer talep edildiğini, davacının İtalya'da üçüncü sınıftan başlatılacağına dair müvekkilleri tarafından verilmiş bir taahhütün bulunmadığını, davacının Türkiye'deki Üniversitesinde üçüncü sınıfa geçemediğini, Üniversitesinden aldığı transkriptlerde tahrifat yaparak Mahkemeyi aldatıcı nitelikte sahte belge hazırlayıp sunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, paket eğitim programı nedeniyle ayıplı hizmet iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. 1. Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre; davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 10. maddesi; ''(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.'' hükmünü içermektedir. Bu durumda, Mahkemece; davacı vekili yararına kabul edilen kısım üzerinden 2.500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davalılar vekili yararına hükmedilen vekalet ücretinin 2.500,00 TL'yi geçemeyeceği değerlendirilerek, davalılar vekili yararına 2.500,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen kısım üzerinde hesaplanan 15.000,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Kanunun (1086 sayılı Kanun) 438/7 maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin davalı tarafın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin ikinci satırında yer alan “15.000,00 TL” rakamının çıkartılarak yerine “2.500,00 TL” rakamının yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.