Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/2820 E. 2026/3454 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2820
Karar No
2026/3454
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1920 E., 2023/974 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/117 E., 2022/592 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile ...Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ile imzalamış olduğu 29.06.2016 tarihli sözleşme kapsamında 37 personel ile 30.06.2016 tarihinde itfaye müdürlüğü destek personeli işine başlandığı, davalı Kurumun Bolu Belediyesinden alınan puantaj ve ücret bordolarının tetkikinde ... ve ... isimli işçilerin 2016/10 dönemine ilişkin Sigorta Primine Esas Kazançlarının eksik bildirildiğinin tespit etmesi gerekçesi ile şirkete asgari ücret desteğinin iptal ettiği ve şirkete borç yansıttığı, davalı idarenin "Asgari Ücret Desteğini" iptal gerekçesinin dava dışı Bolu Belediyesinin ihale evraklarını incelediğinde puantaj ve ücret bordoları arasındaki fark olduğu iddiasında olduğu, ancak davalı idarenin asgari ücret desteğinin şirkete değil...'ne yaptığı, sunulan hakkediş belgelerinin incelendiğinde belirtilen asgari ücret desteğinin Bolu Belediyesi tarafından alındığının anlaşılacağı, ayrıca davalı idarenin belirtmiş olduğu gibi taraflarınca hazırlanan ücret bordoları için kullanılan puantaj kayıtlarının da Bolu belediyesi tarafından hazırlandığı, dava dışı Bolu Belediyesinin taraflarına verdiği puantaj kayıtlarına göre taraflarınca ücret bordolarını hazırlamakta ve gerekli ... ödemelerinin yapıldığı, iptale konu işlemde şirketin bir kusurunun olmadığı iddiasıyla davalı Kurum tarafından 02.06.2017 tarihli E. 5117021 sayılı, 29.06.2017 tarihli E.8249093 davalı tarafın asgari ücret desteğinin iptal edilerek borç olarak kayıt altına alınan idari işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yüklenici firma tarafından onaylanmış ücret bordrolarının tetkikinde ... ve ...'ın 2016/10. dönemine ilişkin sigorta primine esas kazançların eksik bildirildiğinin sabit olduğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortasının 86. maddesi kapsamında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde uygulanacak idari para cezası anılan Kanunun 102. maddesinde belirtildiği, Kurum tarafından yapılan tüm işlemlerin yasal düzenlemelere ve yargı kararlarına uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kabulü ile ... İl Müdürlüğünün 02.06.20 17... sayılı işlemi ile 29. 06... tarih ... sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden reddi gerektiği, davacı tarafın dava açmadan önce Kuruma başvuru zorunluluğunu yerine getirmediği ve davanın yasal hak düşürücü süreler geçtikten sonra ikame edildiği, ihale makamı tarafından gönderilen onaylı ücret bordrolarının tetkiki neticesinde, iki sigortalının 2016/10 dönemine ait prime esas kazançlarının eksik bildirildiğinin resmi kayıtlarla sabit olduğu, bu tespit üzerine 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi uyarınca idari para cezası uygulandığı ve yersiz yararlanılan asgari ücret desteğinin borç tahakkuku yoluyla geri alındığı, Kurum işlemlerinin resmi belgelere dayandığı ve aksinin ancak eş değer delillerle ispatlanabileceği, dosyadaki bilirkişi raporunun bu mahiyette bir delil teşkil etmediği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmamasına dair Kurum işlemlerinin iptaline ilişkindir. 1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. 2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 3.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.20 12... /10-726 E, 2012/57 K; 28.09.20 12... /3-444 E, 2012/638 K; 16.03.20 12... /2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. 5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Kanunun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. 6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 8.Davacı şirket, 30.06.2016 tarihi itibariyle tescil edilen işyerinde, üstlendiği ... Başkanlığı bünyesindeki İtfaiye Personeli Hizmet Alımı ihalesi kapsamında 37 işçiyi itfaiye görevlisi olarak çalıştırmıştır. 2016 yılı Ekim ayına ilişkin Prime Esas Kazanç (SPEK) bildirimleri, ihale makamı olan Belediye tarafından onaylanan bordrolar esas alınarak süresi içerisinde Kuruma intikal ettirilmiştir. Kurum tarafından 2017 yılında yapılan inceleme neticesinde; ihale makamı Belediye tarafından tanzim edilen ücret bordroları ile davacı işveren tarafından yapılan SPEK bildirimleri arasında (sigortalılar ... ve ... yönünden) fark bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu fark SPEK tutarları için 02.06.2017 tarih ve 51170 21... .06.2017 tarih ve 8249093 sayılı işlemlerle davacıya yapılan ek bildirge ve bordro düzenleme talebinin karşılıksız kalması üzerine, Kurumca belgeler re'sen tanzim edilerek prim farkı tahakkuk ettirilmiştir. 9.Kurum, 18.06.2019 tarihli işlemi ile 2017 yılındaki bu eksik bildirimi gerekçe göstererek, davacının 2016 yılında ait 5510 sayılı Kanunun Geçici 68. maddesi kapsamındaki teşviklerini iptal etmiş ve idari para cezası tahakkuk ettirmiştir. Davacının bu işlemlere karşı yaptığı itiraz, itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle 21.10.2019 tarihinde reddedilmiş; ilgili tutarlar davacının hakedişlerinden mahsup suretiyle tahsil edilmiştir. Söz konusu işleme dayanak teşkil eden İdari Para Cezası, İdare Mahkemesi tarafından eksikliğin davacı şirketten değil, ihale makamı olan Bolu Belediyesi tarafından düzenlenen hatalı bordrolardan kaynaklandığı, davacının kendisine sunulan veriler ışığında bildirimlerini tam yaptığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. 10.Eldeki davada davacı; uyuşmazlığın temelinin ihale makamı olan belediyenin puantaj ve hakediş kayıtlarındaki hatalı işlemlerinden kaynaklandığını, ihale sözleşmesinin 12. maddesi gereği belediye verilerine uymakla yükümlü olduğunu, nitekim belediyenin daha sonra bu uyumsuzluğu gidererek kayıtlarını davacının bildirimleriyle uyumlu hale getirdiğini, dolayısıyla kendisine atfı kabil bir kusur bulunmadığını iddia ederek asgari ücret desteğinin iptal edilerek borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Ne var ki Geçici 68 teşvik iptal işlemleri 22.05.2019 tarih ve ... .06.2019 tarih ve ... sayılı olduğu halde; resen prim tahakkukuna ilişkin 02.06.2017 tarihli ve 51170 21... .06.2017 tarih ve ... sayılı işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda hükmün gerekçesinde teşvik iptal işlemlerinin iptalinden bahsedilirken hüküm fıkrasında tahakkuk işlemleri iptal edilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup yazılı şekilde karar tesisi hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir. Üstelik hükmün infazında tereddüte neden olacak niteliktedir. 11. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2820, K. 2026/3454, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-2820-e-2026-3454-k-e5709a7827d1