Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/7686 E. 2026/11430 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7686
Karar No
2026/11430
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/166 E., 2024/279 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; "Çalınan anahtarın değerinin çok düşük olduğuna, sanığa birleşik suç hükümleri gereği tek suçtan ceza verilmesi gerektiğine ve suçun teşebbüs aşamasında kaldığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2019/1176 Esas, 2021/65 Karar sayılı dosyasında verilen "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair kararın katılan vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/824 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan hükmün "Sanık hakkında 23/07/2019 tarihli eylem nedeniyle delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği; ancak, sanığın ikrarında belirttiği üzere 08/08/2019 tarihinde evden katılana ait anahtarı çaldığı sabit olması nedeniyle hırsızlık eylemini tamamladığı, çaldığı anahtar ile hırsızlık eylemini gerçekleştirmek üzere katılanın evine 11/08/2019 tarihinde gittiği, katılanın evde olması nedeniyle hiç bir şey alamadan evden uzaklaştığı, sanığın aynı katılana yönelik aynı suç işleme iradesi ile aynı eve 08/08/20 19... /08/2019 tarihinde girmek suretiyle aynı suç işleme iradesi hareket ederek her iki hırsızlık eyleminin tamamlanmış tek suç olarak kabul edilip ve TCK'nun 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçeleri ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/824 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli 2022/432 Esas, 2023/619 sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek buna göre yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/7686, K. 2026/11430, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-7686-e-2026-11430-k-4f0d55c2b6cc