Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/7629 E. 2026/11435 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/7629
- Karar No
- 2026/11435
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/10 E., 2024/716 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; "Sanığın en başından beri samimi beyanlarda bulunarak olayı aydınlatmasına rağmen diğer sanıkla aynı cezayı almasının hakkaniyete aykırı olduğuna ve sanığın akıl sağlığına yönelik düzenlenen 01.08.2022 tarihli raporu kabul etmediklerine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2018/624 Esas, 2018/983 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/1330 Esas, 2021/1581 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan hükmün "...Sanık ...'ın sabıka kaydına konu ... 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/482 esas, 2013/756 karar sayılı ilam içeriğinden, sanığın ... ... Hastanesi'nin 10/05/2013 tarihli raporunda; yapılan psikiyatrik değerlendirme sonucunda TCK'nun 32. maddesinin 1. fıkrasında bildirilen akıl hastası olduğunun tespiti üzerine sanık hakkında bahsi geçen madde gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın psikolojik tedavi görüp görmediği araştırılıp, görmüş ise, sanığın teşhis ve tedavi evrakları temin edilerek, TCK'nın 32. maddesi kapsamında suç tarihinde cezai sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıracak bir akıl hastalığının olup olmadığı ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından sağlık kurulu raporu alınması ve kendisini savunamayacak derecede malul olduğunun belirlenmesi durumunda sanığa CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca bir müdafii atanması gerektiğinin gözetilmemesi..." gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;
... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/1330 Esas, 2021/1581 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2021/888 Esas, 2022/1036 Karar sayılı kararı, bu karara yönelik ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2022/3178 Esas, 2023/1593 Karar sayılı ikinci bozma kararı ve bu bozma kararı üzerine verilen ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2023 tarihli ve 2024/10 Esas, 2024/716 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun oldukları belirlenerek buna göre yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.