Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/25383 E. 2026/8409 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/25383
Karar No
2026/8409
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/739 E., 2023/574 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kamu malına zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama

Katılan vekilinin temyiz isteminin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.04.2023 tarihli kararına yönelik olarak ve kamu malına zarar verme suçundan verilen beraat kararına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; I- Katılan vekilinin kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Katılan vekiline 02.05.2023 tarihinde tebliğ edilen hükme yönelik, CMK'nın 291/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süreden sonra yapmış olduğu 05.06.2023 tarihli temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II- Sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın olay ile ilgisinin bulunmadığı, sanığın cezalandırılmasına yeterli somut delil bulunmadığı, sanığın olay günü Mehmet Ali'nin isteği üzerine olay yerine gittiği, kablo hırsızlığı yapılacağından haberinin olmadığı, sanık ... müdafinin temyiz istemi, sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığı, sanığın olayı samimi bir şekilde anlattığı, şüpheden uzak delil bulunmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanunu’nun 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/378 Esas, 2020/149 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/1608 Esas , 2021/1081 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan hükmün "Sanıkların eylemi nedeniyle enerji alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksayıp aksamadığının kurumdan sorularak tespiti ile sanıklar hakkında TCK'nun 142/5.maddesinin tatbikinin gerekip gerekmediğinin araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı yasanın 10.maddesi de nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının gözetilmesi gerekliliği" nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/1608 Esas, 2021/1081 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.01.2022 tarihli ve 2021/427 Esas, 2022/43 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/25383, K. 2026/8409, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-25383-e-2026-8409-k-793a79104d23