Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/16055 E. 2026/8411 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/16055
- Karar No
- 2026/8411
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/93 E., 2025/958 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraatine (sanık ... Hk), istinaf başvurularının esastan reddine (sanıklar ... ve ... Hk)
Katılan vekilinin temyiz isteminin sadece sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanığın her ne kadar samimi ikrarı bulunsa da, kabloları daha önceden kesik bir hâlde aldığı, kamu hizmetinin aksamasına sebebiyet vermediği, eylemin nasıl gerçekleştiğinin tam olarak aydınlatılamadığına, sanık ...’ın temyiz isteminin, suçun aydınlatılması konusunda yaptığı samimi yardımın lehine değerlendirilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, delillerin hukuka aykırı elde edildiği, kabloların sanığın eline ne şekilde geçtiğinin, hırsızlık eyleminin ne şekilde gerçekleştirildiğinin aydınlatılamadığı, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar hakkında katılana yönelik eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar hukuka uygun bulunduğundan, sanıklar müdafileri ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararlarına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA, II- Sanık ... kakkında verilen karara yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinin toplanan delillerle sabit olduğuna, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettiren sanık lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm tarihine göre 30.000,00 TL. maktu vekâlet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekâlet ücretinin hazineden alınıp sanığa verilmesine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.