Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/9134 E. 2026/1688 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9134
Karar No
2026/1688
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takibe konu iki adet çekteki imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği anlaşılmıştır. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. İİK’nın 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 3 11... . maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 211. maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E.-2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir( Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E.-2008/90 sayılı kararı). HMK'nın 211. maddesinde yazılı usul izlenerek inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.20 01... /12-436 E., 2001/467 K. ve 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği gibi herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan 22.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda; mukayeseye esas imzalar ve imza inkarına konu çek asıllarındaki imzaların görüntülerine yer verilmiş ise de imzaların fotoğraf ya da diğer görüntü tekniklerinden faydalanılarak karşılaştırılmadığı, benzerliklerin veya farklılıkların gösterilmediği görülmüş olup, rapor bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde; İlk Derece Mahkemesince, borçlu tarafından rapora itiraz edilmiş olması da dikkate alınarak, yeniden ehil bilirkişilerden oluşacak 3 kişilik bir heyetten kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için kararın bozulması cihetine gidilmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarih ve 2025/844 E.-2025/1129 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 08.05.2025 tarih ve 2024/336 E.-2025/132 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; Somut olayda,... İcra Müdürlüğünün 2024/24187 Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine “20.11.2024 tanzim tarihli, 541746 seri numaralı, 1.134.175,00 TL bedelli” ve “13.11.2024 tanzim tarihli, 541745 seri numaralı, 1.134.175,00 TL bedelli” iki adet çeke dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin borçlu vekiline 01.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, imzaya ve borca itiraza ilişkindir. Takibe konu çeklerdeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, çeki elinde bulunduran ve takibe dayanak yapan alacaklıya aittir. Mahkemece hükme esas alınan, adli tıp ve belge inceleme uzmanı tarafından düzenlenen 22.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda, inceleme konusu iki adet çekin ön yüzündeki keşideci imzalarının borçlunun eli ürünü olduğu yönünde kesin kanaat bildirildiği görülmüştür. Her ne kadar borçlu vekilince anılan rapora süresi içinde itiraz edilmiş ise de; raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, yeterli gerekçe içeren ve kesin kanaat bildirir nitelikte olduğu, inceleme yöntem ve metotlarında usulsüzlük bulunmadığı, karşılaştırmaya esas imzaların fotoğraf teknikleriyle de desteklenerek değerlendirildiği anlaşılmakla, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla, mevcut rapor esas alınarak imzaya itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Diğer yandan, borca itiraz halinde İcra ve İflas Kanunu’nun 169/a-1. maddesi uyarınca, borcun bulunmadığı veya itfa ya da imhal edildiğinin resmi ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı zorunludur. Borçlu tarafından bu nitelikte bir belge ibraz edilmediği anlaşıldığından, mahkemece borca itirazın da reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki bozma kararına iştirak edemiyorum.10.03.2026

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/9134, K. 2026/1688, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-9134-e-2026-1688-k-4bc1d71ff9ae