Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/849 E. 2023/6004 K. – Kişilerin Huzur

Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/849
Karar No
2023/6004
Karar Tarihi
Konu
Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/29 E., 2021/213 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2015 tarihli 2014/226 esas ve 2015/371 karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 52 nci maddesi uyarınca 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ek kararı ile sanığın tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

2.Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2015 ve 02/06/2015 tarihli tarihli 2014/226 esas ve 2015/371 karar sayılı kararlarının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli 2020/20807 esas 2020/11603 karar sayılı kararı ile tehdit suçundan temyiz isteğinin reddine dair ek kararın onanmasına, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen mahkumiyet kararının ise "Başka suçtan aynı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, vareste talebinin bulunmaması karşısında, 01/04/2015 tarihli son oturumda duruşmada hazır bulundurulması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK'nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması," ve basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk olması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli 2021/29 E. 2021/213 K. Sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.12.2021 havale tarihli ve 2021/89611 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme yapıldığına ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Kabulü "Mahkememizin 2014/226 esas sayılı dosyası ile sanık ... adına kayıtlı 0539 .... .... numaralı telefon hattından sanığın katılanın kullandığı 0543 .... numaralı telefon hattına birden fazla mesaj gönderdiği, 27/01/2014 günü saat 14:35'de "sen eşine söylersen ben de bildiklerimi anlatırım" şeklinde sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit içeren mesaj gönderdiği, her ne kadar sanık iddianameye konu mesajları kendisinin göndermediğini, hattın kendisine ait olduğunu ancak hattını başka bir arkadaşına verdiğini belirtmiş ise de, hazırlık aşamasında telefonunun şantiyede çalışanlardan biri tarafından kullanılmış olabileceğini savunması, yargılama aşamasında ise tamamen farklı bir savunmada bulunarak başka bir şahsın ismini vermiş olması, ancak bu şahsın açık kimlik bilgileri ve adresini mahkememize bildirememiş olması karşısında sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varılarak sanığın savunmasına itibar edilmemiş olup, HTS raporu ve kayıt altına alınan mesajlar ile sanığın katılanın sırf huzur ve sükununu bozma kastı ile ısrarla birden fazla mesaj göndererek ve sair tehdit içeren mesaj göndererek üzerine atılı suçları işlediği sabit görüldüğünden atılı suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine karar vermek verildiği, sanığın adli sicil kaydına yansıyan suç işleme eğilimi dikkate alındığında sanığın geçmişi ve kişiliği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından ve sanık pişmanlık göstermediğinden sanık hakkında taktiren TCK'nın 62/1. maddesi uygulanmadığı, daha önce kasıtlı bir suçtan sabıkası bulunduğundan, yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği, Sanığın ertelemeye engel sabıkası bulunduğundan, yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 51. maddesinin uygulanmadığı, sanığın adli sicil kaydına yansıyan suç işleme eğilimi dikkate alındığında sanığın geçmişi ve kişiliği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından ve sanık pişmanlık göstermediğinden sanık hakkında taktiren TCK'nın 50. maddesi uygulanmadığı ve bu şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 4. C.D'nin 13/10/2020 tarih 2020/20807-2020/11603 E.K. sayılı ilamıyla mahkememiz kararının Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma suçu yönünden bozulduğu, sanık ve katılanın dosyada bilinen son adreslerine CMK 307/2 maddesi şerhli davetiyelerin gönderildiği, ancak iade olduğu, bu durumda yeniden adres araştırması yapılmasına gerek olmadığı için bununla yetinildiği, 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddesinde belirtilen Basit Yargılama Usulünün, dosyanın mahiyeti, sanığın bizzat dinlenerek "yüz yüzelik" ilkesinin sağlanması ve delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesi gereğince incelenmesi için uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilerek yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindedir.

2.Sanığın savunması "0539 666 71 ** numaralı telefon hattı bana aittir, ben müştekiyi tanımam, iddianameye konu mesajları da müştekiye ben atmadım, müşteki ile yaklaşık 1,5 ay önce görüştüm, measaj atanın ben olmadığımı anlattım, ben hattımı başka bir arkadaşıma verdim, o arkadaşım kullanmaya başlamıştı, ismi ...'dır, müşteki şikayetinden vazgeçecekti, kendisi ile bu konuda anlaşmıştık, eğer tarafıma süre verilirse müştekiyi mahkemenizde hazır edeceğim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum öncelikle beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ederim. Hakkımda şikayetten vazgeçme olduğu takdirde vazgeçmeyi kabul ederim, ben bu ifadeden sonra telefonumu arkadaşım Bahittin'e vermiştim, o tarihlerde hakkımda şikayet olmamıştı, Bahittin başka kişileri de bu şekilde aramış, başka kişiler de şikayetçi olunca ben durumdan haberdar oldum, hattımı bunun üzerine iptal ettirdim" şeklindedir.

3.Katılanın beyanı "Ben sanığı daha önceden tanımam, benim telefonuma iddianamede belirtilen mesajları gönderdi, telefon numarasını eşime verdim, eşim kendisini aradığında eşime daha kötü sözler söyledi, beni tehdit eden bana bu şekilde mesajlar gönderen sanıktan şikayetçiyim. cezalandırılmasını istiyorum. Uzlaşmak istemiyorum. Davaya katılmak istiyorum" şeklindedir.

IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu , olay günü sanığa ait telefondan katılanın cep telefonuna saat 12:13, 14:36, 14:45, 15:01 de mesajlar attığının anlaşılması karşısında, mahkemece mahkumiyet kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli 2021/29 E. 2021/213 K. sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/849, K. 2023/6004, T. 26.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-849-e-2023-6004-k-b0408f7a430c