Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/71 E. 2026/4504 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/71
- Karar No
- 2026/4504
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1238 Esas, 2025/1575 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/101E., 2022/418K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün 2019/26495 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin bu takipte borçlu olmadığını, takip konusu senedin davalı firmaya bayilik sözleşmesi karşılığı verildiğini, dava ve takip konusu evrakın dilekçe ekinde sunulan yazışmalardan da açıkça anlaşılacağı üzere bayilik sözleşmesi gereği verildiğini, davalının bayilik teminatı olarak aldığı senedi takibe koymasının yasal olmadığını, davalının ticari defter ve kayıtları, fatura işlemleri incelendiğinde davacının bayilik sözleşmesi gereği hiç bir borcunun bulunmadığının sabit olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkinin bayilik sözleşmesinden kaynaklandığını ve borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin takipte borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibine ilişkin senedin teminat senedi olduğu, bu nedenle icraya konu edilemeyeceğine ilşikin beyanın kabulünün mümkün olmadığını, usul hukuku kuralları gereği davacı yanın bu iddiasını yazılı delille ispat külfeti altında olduğunu, dilekçe ekine sunulu yazışma ve sözleşmelerden böyle bir anlam çıkmadığını, senette de teminat olduğuna dair hiçbir ifade bulunmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında açıkça teminat olduğu belirtilmeyen ve ayrı bir sözleşmeyle teminat olarak verildiği açıklanmayan senetlerin teminat senedi olarak verildiğinin kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddi ile davacı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerektiği, somut olayda takip konusu bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialar yönünden davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, davalının bu yönde bir kabulünün de bulunmadığı, davacı yanın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davacı tarafa yemin delili hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin metni sunduğu ancak yeminin yapılacağı celse delil ve gerekçelerini ıslah ederek tek delil olarak davalı tarafın ticari defterlerine dayandığı, davalı tarafın süresi içerisinde defterlerini incelemeye sunmadığı, davalı tarafın salt defterlerini incelemeye sunmamasının dava konusu senedin teminat senedi olduğunu ispatlamayacağı, ıslahla birlikte davacı tarafça yemin deliline de dayanılmaktan vazgeçildiği, bu durumda HMK'nın 200. maddesine göre senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça senedin teminat amacıyla verildiği hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı Şirketi lehine 11.07.2016 tarihinde, 26.12.2016 vade ve 70.000,00 TL bedelli bono keşide edildiği, bonoda malen kaydı bulunduğu, davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında bonoya dayalı olarak 70.000,00 TL asıl alacağın 24.979,31 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 27.08.2019 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, bonoda geçerli bir teminat kaydı bulunmadığı gibi davacının dayandığı belgelerde dava konusu bonoya ilişkin açık bir atıf bulunmadığı, bu haliyle, dava konusu bononun teminat bonosu olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafın, 08.11.2021 tarihli dilekçesi ile davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayandığı, davacı dava dilekçesinde başkaca delillere de dayanmış olup, bahsi geçen ıslah dilekçesi ile bu delillerden vazgeçtiği, ancak HMK'nın 196. maddesinde yer alan delil gösteren tarafın, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemeyeceği şeklindeki düzenleme karşısında ıslah yoluyla dahi karşı tarafın açık izni olmadıkça delilden vazgeçilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla, davacının, davalı ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmasının söz konusu olmadığı, ayrıca; bono illetten mücerret olup, davacının iddia ettiği şekliyle davalının ticari defterlerinde alacak kaydı bulunmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bononun teminat olarak verildiğinden bahisle bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.