Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7112 E. 2026/4457 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7112
Karar No
2026/4457
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/821 Esas, 2025/943 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1315 E., 2022/862 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye sipariş verdiği iplikler için önceden avans niteliğinde çekler verdiğini, dava konusu keşidecisi müvekkili, lehtarı davalı ... San. ve Tic. A.Ş. olan ... no.lu 28.09.2016 tarihli 235.600,00 TL bedelli çeki de bu amaçla avans olarak düzenlediğini, çekin davalı şirketin hesabına borç kaydedildiğini, çeklerin ödeme amaçlı verilen çekler olmadığını, davalı şirketin iplik siparişi karşılığı almış olduğu bu çeklerin karşılığı teslim etmesi gereken iplikleri teslim etmediğini, bu hali ile dava konusu çekin bedelsiz kaldığını, davalı banka tarafından imzalanan çek teslim yazısından da görüleceği üzere, davalı bankanın tahsil cirosu ile bu amaçla aldığı çekte meşru hamil olmadığı gibi müvekkilinin bu çekten dolayı borçlu olmadığını bildiğini, bedelsizlik şahsi defilerini tahsil cirosu ile hamil olan bankaya karşı da ileri sürdüklerini, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından, davalı bankaya verilen çekleri gösteren davalı banka tarafından düzenlenen ve imzalanan çek teslim bordrosunda, tahsil olarak verildiğinin yazılı olduğunu, davalı banka tarafından tahsil amaçlı olarak alındığının açıkça görüldüğünü, davalı bankanın temlik cirosu ile değil, tahsil cirosu ile hamil olduğu çekte yetkili ve meşru hamil olmadığını, dava konusu çeklerin sipariş avansı olarak verildiğini, ancak iplik tesliminin gerçekleşmediği ve bedelsiz kaldığı hususunun, banka tarafından da imzalanan çek teslim yazısında çekin tahsil amaçlı olarak alındığının da sabit olup, bankanın yetkili meşru hamil niteliği taşımadığını, dolayısı ile davalı meşru hamil olmadığı için iyiniyetli üçüncü kişi sayılamayacağını, müvekkili ile davalı lehtar ... San. ve Tic. A.Ş. arasında uzun zamandır devam eden cari hesap kaydının bulunduğunu, resmi cari hesap kaydında da dava konusu çekin avans olarak verildiğinin görüldüğünü, davalı şirketin, bu çek karşılığı teslim etmesi gereken ipliği teslim etmediğinin kendi cari hesap kaydından da sabit olduğunu ileri sürerek dava konusu çekten dolayı müvekkili şirketin, davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen çekin, müvekkili bankaya ... San. Tic. A.Ş. tarafından tahsil edildiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere getirilerek müvekkili banka tarafından temlik cirosu ile teslim alındığını, müvekkili bankanın iyiniyetli yasal hamil olduğunu, müvekkili bankanın iyiniyetli yetkili hamil olması sebebiyle taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi bilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 687. maddesine göre keşideci ile lehtarlar arasında doğrudan doğruya olan münasebetlere dayanan defilerin iyi niyetli yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, dolayısı ile davacı ile davalılardan ... San. Tic. A.Ş. arasındaki iplik satışına ilişkin anlaşma hükümlerinin yerine getirilmiş olup olmamasının, çekleri geçerli bir ciro ile iktisap eden iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, çeklerin bir ödeme aracı niteliği taşıdığını, sebebten mücerret olduğunu, davacı keşideci ile ... San. Tic. A.Ş. arasındaki ilişkinin, çekin yetkili hamili olan müvekkili banka ile çek borçlularının ilişkisinden bağımsız olup, dava konusu çekin kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili banka tarafından temlik cirosu ile tevdii edildiğini, yetkili hamili olan müvekkili bankaya karşı ancak senet metninden anlaşılan defilerin ileri sürebileceğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı müflis ... San. ve Tic. A.Ş. iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde; davalılarından müflis ... San. Tic. A.Ş. hakkında 26.10.2016 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/532 Esas sayılı dosyasından iflas kararı verildiğini, birinci alacaklılar toplantısının yapıldığını, iflas idaresinin seçildiğini ancak iflas kararı kesinleşmediğinden henüz 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 237. maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplanmasının yapılmadığını, İİK'nın 194. maddesi uyarınca davanın ikinci alacaklılar toplantısının on gün sonrasına kadar durdurulmasını talep ettiklerini, davanın, şirkete kayyım atandığının ilân edilmesinden sonra açıldığını, davacının dilekçesinde bildirdiği ve dosyaya delil olarak sunduğunu belirttiği müflisin senetleri iade edeceğine dair verdiği yazılı belgenin de taraflarına tebliğ edilmediğini, belge tebliğ edildikten sonra bu hususla ilgili beyanda bulunma haklarının saklı olduğunu, ancak artık şirket yönetiminde söz hakkı bulunmayan kişilerce verildiği iddia edilen sözlere veya belgelere dayanılarak işlem yapılamayacağını, müflis ... San. Tic. A.Ş.'nin şirket yetkililerinin ...'ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanması talep edilmiş olup, yargılamaların devam ettiğini, şirketlerin ise iflasına karar verilip yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekteki cironun temlik cirosu olduğu kanaatine varıldığı, TTK'nın 818/e hükmü atfıyla 687. maddesi uyarınca, keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin, çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlandığını, davalı bankanın çekin iktisabında borçlunun zararına hareket ettiği yönünde davacının hiçbir delil ibraz etmediği, davalı bankanın iyi niyetli üçüncü kişi sıfatıyla ve yetkili hamil olarak çekleri temlik cirosu ile devraldığının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından, davalı tarafa “avans çeki” olarak verildiği iddiası olan ... Bankası'na ait 28.09.2016 vadeli 235.600,00 TL tutarlı çekin, ödeme çeki niteliğinde olduğunun belirtildiği, davacının, müflis ... San. ve Tic. A.Ş. iflas idaresine yönelttiği davanın da davaya konu çekin ödeme çeki niteliğinde olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı müflis ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; dava konusu çekin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu çekin satın alınan mallar karşılığı davacı yanca ödeme amacıyla verildiğinin tespit edildiği, bu bağlamda davacı yanca davaya konu çekin avans çeki olduğunun usulüne uygun delillerle ispat edilemediğinden, davalı bankanın da yetkili hamil olması sebebiyle Mahkemece davalı şirket ve davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında avans çeki olarak verildiği iddia olunan çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7112, K. 2026/4457, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7112-e-2026-4457-k-789b8130be12