Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5510 E. 2026/2580 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5510
- Karar No
- 2026/2580
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/648 Esas, 2025/519 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2021/352 E., 2022/50 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin kuruluşunda %50, daha sonra %25 oranında şirket ortağı olduğunu, ... ..'nun ise 27.10.2020 tarihinden itibaren %75 oranında şirket ortağı olup aynı zamanda müdür olarak görev yaptığını, ... ..'nun kar dağıtımı başta olmak üzere şirket ortaklarının 6102 sayılı Türk ... Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümleri gereğince talep edeceği hiçbir hakkı şirket müdürü olarak gözetmediğini, şirketin üst düzeyde yönetilebilmesi için gerekli talimatları vermediğini, muhasebe, finansal denetim ve finansal planlamayı oluşturmadığını, ... ... tarafından müvekkilinin talep ettiği gündem maddeleri ile olağanüstü genel kurul kararı alınması gerekirken .. .. Noterliği'nin 16.07.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair tek gündem konulu olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verildiğini ve bu kararın 24.07.2021 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, 12.08.2021 tarihli bu genel kurulun azlık hakkını bertaraf etmek amacıyla yapılması ve usul, yasa ve esas sözleşme hükümlerine, dürüstlük kuralına ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olması nedeniyle yok hükmünde veya batıl olduğunu, 12.08.2021 tarihli genel kurul çağrısının usulsüz yapıldığını, müvekkiline yapıldığı iddia edilen tebligatların usulsüz olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin 12.08.2021 tarihli genel kurul ve önceki genel kurullara katılımının engellendiğini, müvekkilinin altı adet payı (%2) limited şirket pay devri sözleşmesi ile 29.01.2020 tarihinde ..'ye devrettiğini, aynı zamanda şirketin %2 ortağı olan ..'ye de genel kurul çağrısı ve tebligat yapılmamış olup hazirun cetvelinde isminin geçmediğini, bu nedenle de genel kurul çağrısı ve tebligatların usulsüz olduğunu, yeterli toplantı ve karar nisabının sağlanmadığını, müvekkilinin Covid-19 salgını sebebiyle toplantının ertelenmesi talebinin görmezden gelinerek sağlığı ve mal varlığı hakları arasında seçim yapmaya zorlandığını ve müvekkilinin sağlığını korumak için genel kurula katılamamasının diğer şirket ortakları tarafından fırsata dönüştürüldüğünü, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı alınmasının asıl sebebinin, şirkette yürütülen bütün ticari faaliyetlerin resmi olarak yapılması ve şirket müdürü ile gizli ortaklarının sahte içki üretip satmalarını engellemek istemesi olduğunu ileri sürerek 12.08.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının butlan ve yokluk ile geçersiz olduğunun tespitine, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; pay devri için genel kurulun onayı gerektiğini, genel kurulun pay devrine onay vermeyerek şirket hissesinin üçüncü kişiye devrine engel olabildiğini, yeterli çoğunluğa sahip olmaları nedeniyle ... ve ...'nun oyları ile ...'a yapılan hisse devrinin ortaklar pay defterine işlenmesinin reddedildiğini, ilgili karara ilişkin hukuki bir işlem yapılmadığını ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla, ...'ın toplantılara çağrılmamasının herhangi bir usuli eksikliğe sebebiyet vermediğini, 12.08.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, davacının doğrudan ortaklıktan çıkartılmasına değil, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirmesi nedeniyle ortaklıktan çıkartılması için dava açılmasına karar verildiğini, ortaklıktan çıkarma şartlarının oluşup oluşmadığına, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelip gelmediğine yine bir yargı kurumunun karar vereceğini, davacının taleplerinin anayasal olarak korunan hak arama özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket iki ortaklı bir limited şirket olup davacının 3.750 paya, dava dışı ...'nun ise 11.250 paya sahip olduğu, davacı .. ... Noterliği'nin 29.01.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile şirketteki % 25 hissesinin %2'sini şirket dışındaki ...'a devretmiş ise de davalı şirketin 15.05.2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile hisse devrinin ortaklar pay defterine işlenmesinin reddine karar verildiği, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlandığı, devir işleminin ortaklar genel kurulunca onaylanması halinde geçerli olacağı, davacının bir kısım payını dava dışı üçüncü kişiye devrinin ortaklar genel kurulu tarafından reddolunması nedeniyle pay devrinin geçerli olmadığı, 12.08.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda davalı şirketin her iki ortağının da yer aldığı, toplantı çağrısının da usulüne uygun yapıldığı, dava dışı ...'a yapılan pay devri geçerli olmadığından bu kişinin toplantıya çağrılmasına olanak ve gerek bulunmadığı, bunun gibi dava konusu genel kurul kararında 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 447. maddesinde belirtilen ve/veya bu nitelikle batıl olan bir genel kurul kararı da bulunmadığı, başka bir ifadeyle; "kurucu unsurları içermemesi" nedeniyle yok sayılması gereken veya kurucu unsurları içermekle birlikte "kanunda öngörülen geçerlilik unsurlarını içermemesinden" dolayı ölü doğmuş sayılması gereken bir karar da bulunmadığından dava konusu genel kurul kararının yoklukla malul olduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, davacı 12.08.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda karşı oy kullanmış ise de muhalefet şerhini tutanağa geçirmediği, davacı karar oylamasından önce söz almış ve gündem konusu ile ilgili görüşlerini açıklayarak olumsuz oy kullanmış ise de karar alındıktan sonra muhalefetini tutanağa geçirmediği, bu sebeple dava şartının bulunmadığı, dava konusu genel kurul kararında davacının çıkarılmasına değil, davacının şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat etme yönünde karar verildiği, davacının şirketten çıkarılma şartlarının oluşup oluşmadığının ise ancak bu yönde açılmış bir dava olması halinde incelenebileceği, 6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 3-f bendi gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılmasını ancak şirketin talep edebileceği, şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı kanunun 616/1-h maddesi gereğince genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, davalı şirketin dava açma hakkını ortadan kaldıracak şekilde karar tesis etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket genel kurul kararlarının butlan ve yoklukla malul olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle dava konusu limitet şirkette bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin Genel Kurul kararının TTK'nın 621. maddesinde öngörülen temsil edilen oyların 2/3'sini ve esas sermayenin salt çoğunluğunun sağlanması ile alınmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.