Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4174 E. 2026/2611 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4174
- Karar No
- 2026/2611
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/5 Esas, 2025/352 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2023/761 E., 2024/179 K. BİRLEŞEN DOSYA : Ankara 1.Asliye ... Mahkemesinin 2017/828 E. sayılı dosyası
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların oluşturduğu ortak girişim arasında 03.12.2015 tarihinde kara yolu ile akaryakıt taşıma sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin uygulanması sırasında davalıların 2016 yılı Ocak ayında bir adet taşımayı, taşıma sözleşmesinin 16.1.1 maddesi uyarınca geciktirmeleri nedeniyle cezai işlem uygulandığını, 2017 ayında ise 17 adet taşımanın geç yapıldığını, yine 17 adet akaryakıt talep formunun tetkikinde, akaryakıt talep formları üzerinde değişiklikler yapıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine sözleşmenin feshedilerek durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalıların sözleşme hükümleri gereğince müvekkiline verdiği 130.000,00 TL tutarında kesin teminat ile 250.000,00 TL ve 380.000,00 TL tutarındaki mal teminatlarının irat kaydedildiğini, teminatların güncellenmesi sonucunda da 140.767,47 TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ancak davalılarca bu miktarın ödenmediğini, müvekkilinin 03.08.2017 tarih ve 13 numaralı Ocak ayı hak ediş raporuna istinaden mahsup sonrası 150.428,51 TL, 14 numaralı Şubat ayı hak ediş raporuna istinaden mahsup sonrası 2.227.260,06 TL, 15 numaralı Mart ayı hak ediş raporuna istinaden mahsup sonrası 514.920,60 TL olmak üzere toplam 2.892.609,17 TL alacağın bulunduğunu, 16 numaralı Nisan ayı hak edişinden 35.064,30 TL, 17 numaralı Ocak ayı hak edişinden 6.403,07 TL olmak üzere toplam 41.467,37 TL'nin mahsubu sonrası müvekkilinin 2.851.141,80 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, davacının 140.767,47 TL güncelleme tutarı ile birlikte toplam 2.991.909,27 TL alacağın bulunduğunu, davalı hakkındaki suç duyurusu üzerine soruşturmanın Eskişehir Cumhuryet Başsavcılığının 2017/18420 sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü ileri sürerek şimdilik 2.991.909,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont/avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davanın açıldığı tarih itibari ile davalılarca gerçekleştiren taşımalara ait yakıtların .. .. Bakanlığı Laboratuvarında uygun olmadığı anlaşıldıktan sonra .. Üniversitesinde sonucu beklenen 5 adet yakıt numunesinin bulunduğunu, söz konusu bozuk yakıtlar için sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca ceza ve yakıt bedeli hesaplanacağından buna ve doğabilecek diğer alacaklarına ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulduğunu, davalılarca gerçekleştirilen taşımalara ait yakıtların analizlerinin uygun çıkmaması sonrası davalıların itiraz ettiklerini ve şahit numunelerin akredite laboratuvarında analiz yapılmasını istediklerini, .. Üniversitesi laboratuvarında yaptırılan şahit numune analiz sonuçlarında da bozuk olduğunun görüldüğünü, buna istinaden 481.316,04 TL ceza bedeli ve 1.640,41 TL navlun bedelinin hesaplanarak davalılardan, 482.956,45 TL'nin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça herhangi bir ödemenin yapılmadığını, yine 19.07.20 17... .08.2017 tarihli yazılar ile davalılarca gerçekleştirilen toplam 8 adet ANT çıkış fişi kesilerek yaptırılan taşımalara ait yakıtın .. .. Bakanlığı Laboratuvarına yaptırılan analiz sonuçlarının da bozuk çıktığının bildirildiğini, bahse konu 8 adet bozuk yakıt için 594.728,02 TL ceza bedeli ve 3.451,42 TL navlun bedelinin talep edildiğini, davalıların bu miktarı da ödemediklerini, sözleşmenin feshi sonrası 2017 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarında yapılan hak edişlerde sözleşme hükümleri gereği fiyat farkından dolayı kesilen 11.547,86 TL ek kesin teminatın 20.09.2017 tarihinde irad kaydedildiğini ileri sürerek toplam 1.081.670,66 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont/avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; .. Savunma Bakanlığı adına açılan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülebileceğini, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğunu, sözleşme tutarının 2.083.701,55 TL olduğunu, sözleşme miktarından yaklaşık 908.000,00 TL daha yüksek hesaplanan dava konusu miktarın fahiş, haksız ve mükerrer bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından haksız işlemler ile fahiş cezalar tesis edildiğini ve teminatların gelir kaydedildiğini, sözleşmenin cezalar ve sözleşmenin feshi başlıklı maddesi hükümlerinin mükerrer cezalar içerdiğini, numuneler ile ilgili tespitlerin yerinde olmadığını, bağımsız kurumlarda testler yapılmadığını, bütün yakıtların da idarece sorunsuz tüketildiğini, iddia edildiği gibi yakıtlarda sıkıntı yaşanmadığını, 2017 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ayları hak edişlerinin aynı anda gönderildiğini, böylece sözleşmenin feshedilmediğini ve fahiş ceza kesildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; davacı tarafın, taşımaların gecikmeli olarak yapılmasından ve bozuk yakıt taşınmasından dolayı ceza talebinde bulunduğu, geç ve bozuk teslimden kaynaklı ceza taleplerinin sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca yerinde olduğu, talep edilebilecek miktarın dosyaya sunulan belgelere göre 1.671.147,87 TL olarak hesaplandığı, bu hesaplamanın yerinde görüldüğü, tarafların sözleşmenin içeriğini ve cezai şartın miktarını belirlemede kural olarak serbest olmakla birlikte bu serbestliğe bazı sınırlamalar getirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 182. maddesinde ceza koşulunun serbestçe belirleneceğine işaretle aynı maddenin son fıkrasında adi (ticari olmayan) borçlarda cezanın indirilebileceği öngörülmesine karşın, 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 22. maddesinde tacir sıfatını haiz borçlunun, sözleşmede belirlenen cezanın indirilmesini talep edemeyeceği hükmünün yer aldığı, ancak TBK'nın 27. maddesinin gerektiğinde ticari borçlara da uygulanabileceği, Yargıtay uygulamalarının bu yolda olduğu, cezai şartın tarafın ekonomik mahvına sebep olabilecek ve fahiş olması durumunda indirim yapılabileceği, işbu davada dava konusu sözleşme maddelerinde belirlenen cezai şartların miktar itibariyle yakıt satış bedelinin kat be kat üstünde olduğu, fahiş bulunduğu, dosya kapsamı itibariyle davalı tarafın ekonomik mahvına sebebiyet verebileceği, cezai şart bedellerinden takdiren 1/4 oranında indirim yapıldığı, buna göre asıl davada cezai şarta konu alacağın, 1.444.510,84 TL olarak belirlendiği, birleşen davada; bozuk yakıt taşımasından kaynaklı ceza miktarının bilirkişi raporunda 1.070.122,80 TL olarak belirlenmiş ise de bu miktardan takdiren 1/4 oranında indirim yapıldığı, buna göre 810.851,92 TL talep edilebileceği, bilirkişi raporunda irat kaydedilen teminat mektup bedeli bu miktardan düşülmüş ise de sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca teminat mektuplarının irat kaydının yerinde olduğu, ceza bedeli hesabında düşülemeyeceği, düşüme yönelik rapordaki görüşe itibar edilmediği, 534,77 TL teminat mektubu güncelleme bedelinin eklenmesi ile cezai şart miktarının 811.386,69 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.444.510,84 TL'nin 08.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 811.386,69 TL'nin 01.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında kara yolu ile akaryakıt taşınması hususunda sözleşme aktedildiği, taşımanın geç yapılması ve taşınan akaryakıtın bozuk olduğu ileri sürülerek eldeki asıl ve birleşen davanın açıldığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında, davacının taleplerinin yerinde bulunduğu, davacının talep edebileceği miktarların usulünce hesaplandığı, her ne kadar TTK'nın 22. maddesinde, tacir sıfatını haiz borçlunun, sözleşmede belirlenen cezanın indirilmesini talep edemeyeceği düzenlenmiş ise de borçlunun ekonomik mahvına sebep olması halinde cezai şartın indirilebileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4961 E., 2020/2156 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de taraflar arasında kararlaştırılan cezai şartın, davalı tarafın ekonomik mahvına sebep olabileceğinin tespit edildiği, bu itibarla tespit edilen cezai şarttan makul bir oranda indirim yapılmasının yerinde görüldüğü, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, son olarak davacı tarafça irat kaydedilen teminat mektubu bedellerinin de, davacı tarafça talep edilebilecek ceza miktarından indirilmediği, bu yönden Mahkemece dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna itibar edilmediği ve Mahkemenin bu değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayalı alacak/cezai şart istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 05.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.