Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16656 E. 2026/5933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16656
Karar No
2026/5933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/234 E., 2025/1710 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş İş Mahkemesi SAYISI : 2021/604 E., 2024/424 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 21.08.2009 - 06.09.2016 tarihleri arasında davalı şirkette usta olarak çalıştığını, 7 yıllık çalışma süresi boyunca sigortasının yapılmadığını iddia ederek davacının 21.08.2009 - 06.09.2016 tarihleri arasındaki sigortasız çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; şirkete ait işyerinin 02.09.2013 tarihinde ruhsat alarak faaliyete başladığını, davacının bu tarihten sonra çalışmaya başladığını, davacının çalıştığı süre boyunca asgari ücretle çalıştığını ve sigorta primlerinin de kendisine ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; beş yıllık hak düşürücü süreyi aşan taleplerin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinde 17.07.2010 - 07.12.20 14... .12.2014 - 06.09.2016 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun 4/1-a kapsamında sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hizmet akdine dayalı çalışması bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, yasal kesintilerin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirketin faaliyetlerine 02.09.2013 tarihinde başladığını, davacının bu tarihten önce çalıştığının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tanık beyanlarından da bu durumun anlaşıldığını, davacı kendisinin yeşil kartlı olduğunu, sosyal yardımlaşma vakıf yardımlarından yararlandığını, bunların kesintiye uğramaması için kendi isteğiyle sigorta girişi yapılmadığını, aylık prim tutarının da aylığına eklenerek kendisine elden verildiğini beyan etmektedir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 21.08.2009 - 06.09.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Dava 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayanakları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31... /1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. İnceleme konusu eldeki davada, davacının 21.08.2009 - 06.09.2016 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığının tespitini talep ettiği, dosyaya ibraz olunan Kurum kayıtları incelendiğinde davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde davalı adına tescilli ... sicil numaralı işyerinin 27.06.2013 tarihi itibariyle kanun kapsamına alındığı, anılan işyerinin temizlik malzemeleri satış faaliyetinden dolayı kayıtlı olduğu, dinlenen bordro tanıklarının da davalı işyerinde 2013 yılından itibaren işe girdikleri ve bundan sonraki dönem için beyanda bulundukları anlaşılmış olup, Mahkemece davacının 17.07.2010 tarihinden itibaren çalıştığına dair davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalışma iddiasına yönelik araştırma yeterli olmayıp, mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir. Bu doğrultuda, somutlaştırma yükümlülüğü gereğince Mahkemece davacının beyanı alınmak suretiyle talep konusu dönemde davalı şirkete ait hangi işyerinde ve hangi adreste kimlerle çalıştığı sorulmalı, davacının farklı bir adreste de çalıştığını bildirmesi halinde bildirdiği bu adresteki işyeri ile ilgili vergi kayıtları ve Kurum kayıtları celp edilmeli, varsa bu döneme ilişkin bordro tanıkları da dinlenmeli, bu doğrultuda davacının çalışma iddiası hakkında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/16656, K. 2026/5933, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-16656-e-2026-5933-k-aa5857ab02c4