Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19501 E. 2026/5988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19501
- Karar No
- 2026/5988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2254 E., 2025/1651 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/13 E., 2023/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ... Apartmanında 01.10.19 83... .06.1987 arasında toplam 44 ay çalıştığı, işe giriş bildirgesinin ve diğer belgelerin Kuruma verildiği, ancak kesintili ve eksik bildirim yapıldığını beyanla, sigorta başlangıç tarihinin ve davalı apartman işyerindeki çalışma sürelerinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitini talep ettiği tarihlerde .. Apartmanında çalışmalarının olmadığı, arada bir hizmet akdinin bulunmadığı, bu nedenle husumet yokluğu bulunduğu, davacının iddiası kabul edilse dahi aradan 32 yıl geçtikten sonra böyle bir talepte bulunmanın hakkın kötüye kullanılması olduğu, 506/79- 10... /86-9 a göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla davanın reddi talep edilmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşümü süresi geçtikten sonra açıldığı, davacının ... sicil numaralı iş yerinde 1984/2, 1985/2 ve 3, 1986/1,2 ve 3,1987/1 ve 2 (01.06.1987) dönemlerinde dönemsel çalışmalarının bulunduğu, davalı iş yerinin .. SGM'de ... sicil numarasıyla işlem gördüğü 01.10.1983 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve 31.12.2004 tarihinde kapsamdan çıkartıldığı, Yargıtay uygulamalarına göre işe giriş bildirgesine, aylık ve 3 aylık bordrolara dayalı olarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primler ödenmişse bu çalışmanın kısmi olduğu yönünde karine kabul edildiği, yazılı belgeler karşısında tanık beyanlarıyla davacının kesintisiz çalıştığının ispatının mümkün olamayacağını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümde belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4.Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.
5.Eldeki davada, davacı 01.10.1983-01.06.1987 tarihleri arasında toplam 44 ay kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının çalışma süresinin tespitine yönelik kabul kararı eksik araştırmaya dayalıdır. 6. Dosyanın tetkiki neticesinde; davacının 1984/2.dönemden itibaren çıkış bildirimi yapılmaksızın 1985/2-1987/2. döneminde geçen çalışmaları tam olarak bildirilmiş olup 01.06.1987 tarihinde çıkış bildirimi yapıldığı, 30.12.1983 tarihli denetmen raporunda ... sicil numaralı dosyada işlem gören .. .. Cad. .. Sok. No:.. adresinde kurulu ..'na ait inşaat doneleri tespit edilirken ilgili inşaatta sigortasız olarak kapıcı çalıştırıldığının görüldüğü ve ilişikteki durum tespit tutanağının tanzim edildiği, apartmanın 506 sayılı Kanun kapsamında olmadığı ve yönetici seçilmediği, iş yeri için 01.10.1983 tarihi itibariyle işyeri dosyası açılması ve apartmanın kaloriferli olması nedeniyle 5130 işkolu kodu verilmesinin uygun olduğunun belirtildiği, ilişiğindeki davalı apartman ile ilgili olarak düzenlenen kontrol tutanağında ise davacının işe giriş tarihinin 01.10.1983 tarihi olarak tespit edildiği, bunun üzerine iş yerinin ... sicil numarasıyla Kanun kapsamına alınarak 31.12.2004 tarihine kadar kapsamda kaldığı, her ne kadar bildirim yapılan dönemlerde davacının çalışması tam bildirilmiş ise de Mahkemece dinlenilen tanık beyanlarında davacının çalışmasına kışın ihtiyaç duyulduğu, kendi apartmanları dahil 4-5 apartmana daha baktığının beyan edildiği görülmüştür. Mahkemece kısmi çalışma olgusunun yeterince araştırılmadığı anlaşılmakla; davacının çalışma günleri tespit edilmeli, toplanılan tüm deliller değerlendirilmeli, çalışmanın varlığı, süresi ve sürekliliği ile çalışmanın varlığı halinde uyuşmazlık konusu dönemde kısmi ya da tam gün olup olmadığı da belirlenip, tartışılarak, çalışmanın kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak, sigortalılık süresinin tespitine karar verilmesi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2011 gün, 21-130-256 sayılı kararı) gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.