Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13828 E. 2026/3880 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13828
- Karar No
- 2026/3880
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2430 E., 2025/1439 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/401 E., 2023/609 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 25.06.2020 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kalıcı maluliyet olmadığından sürekli işgöremezlik kapsamındaki tazminat talebinin reddine karar verildiği, geçici işgöremezlik dönemi tazminatının ise 688,64 TL olarak hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak kabul kararı verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, "100,00 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 25.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, kusura ilişkin Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda davacı işçinin %20, davalı işverenin %60, işveren vekili vardiya amiri .. %10, işveren vekili üretim müdürü ...'ın %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun ve kusur dağılımının dosya kapsamına uygun uygulamayı yansıtır ve denetime açık şekilde oluşu ile kusur raporu doğrultusunda verilen kararda hatalı yön bulunmadığı, yerleşik uygulama ile iş kazalarında kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmasında hatalı yön bulunmadığından davalı vekilinin bu açılardan istinaf talebi yerinde görülmediği, dosya kapsamına göre Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik çelişki bulunmadığı, maluliyet oranının %0 olarak belirlendiği, kaza tarihinin 25.06.2020 dava tarihinin 19.11.2020 tarihi oluşu dikkate alındığında davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacı için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarının hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun olduğu gerekçesiyle davacının ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazası sonucunda her ne kadar müvekkilinin sürekli iş görmezlik oranı Adli Tıp Kurumu tarafından % 0 olarak tespit edilmişse de, söz konusu tespitin hatalı olup Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmadan bu orana göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen %0 iş görmezlik oranını kabul etmediklerini, müvekkilinin sol elinden bileğine kadar olan bölgede sabit iz kaldığını, müvekkilinin duyduğu manevi elem dikkate alındığında müvekkili için takdir edilen 10.000 TL tutarındaki manevi tazminat miktarının son derece düşük ve manevi tatmin kriterini karşılamaktan uzak olduğunu, reddedilen manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana gelmesinde müvekkili işverene izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, iş kazasının davacının dikkatsizliği sebebiyle, kendi kusur ve ihmali dolayısıyla meydana geldiğini, iş yerinde iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili olarak yasal mevzuat çerçevesinde alınması gereken tüm tedbirlerin alındığını, gerekli eğitimlerin verildiğini, geçici iş göremezlik dönemi ödemesinin kusur oranında rücu edilmesinin kabulünün mümkün olmadığını , hesaplanan tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacının alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, faiz miktarına ve faiz başlangıç tarihlerine itiraz ettiklerini, davacının sağlığına kavuşmuş olduğunu, iş kazası nedeni ile herhangi bir maluliyeti bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen maddi tazminat miktarının 688,64 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın ek 1. maddesinin 7550 sayılı Kanun'la değişik 2 numaralı fıkrasında yer alan "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesi nedeniyle kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.