Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1061 E. 2026/980 K. – Sorumluluk
Konu: Sorumluluk
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1061
- Karar No
- 2026/980
- Karar Tarihi
- Konu
- Sorumluluk
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1061 Esas 2026/980 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1061 KARAR NO : 2026/980
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 03/06/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/503 Esas
TALEP : İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 20/05/2026 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Taraflar arasındaki sorumluluk davasının yapılan yargılaması sırasında ihtiyati haciz, olmadığı takdirde ihtiyati tedbir istemine ilişkin davacı tarafın talebinin, mahkemenin 03/06/2026 tarihli ara kararı ile reddine dair verilen ara karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati haciz, olmadığı takdirde ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı talep dilekçesinde özetle; davalılardan ...lehine, şirket hesabından yaklaşık 4.999.998-TL tutarında para çıkışı yapıldığını, şirketin gelirleri düşerken yönetim kurulu üyelerine yıllık yaklaşık 48.000.000 TL maliyet doğuran fahiş ücret rejimi kurulduğunu, şirketin defter, belge, şifre ve banka kayıtlarının, tarafından saklanarak şirketin gerçek mali durumunun pay sahiplerinden gizlendiğini, rekabet yasağı ihlali ve şirketin planlı bir biçimde zarara uğratılmasının söz konusu olduğunu, şirket kaynaklarının yöneticilerin şahsi hesaplarına aktarıldığını ve şirket kasasının fahiş ücret ödemeleri ile şirketin içinin boşaltıldığını, bu olguların, ihtiyati haciz talebinin haklılığını ve alacağın varlığını yaklaşık ispat seviyesinde ortaya koyduğunu ileri sürerek davalıların taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını; ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde ise, HMK m. 389 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 03/06/2026 tarihli ara karar ile; dava dilekçesine eklenen kayıtlar davanın esası yönünden davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek düzeyde olmadığı gibi, üzerine tedbir konulması istenilen menkul ve gayrimenkul malların, bu davada uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz ve tedbir talebinin yasal koşulları taşımadığı gerekçeleriyle; "davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir ve haciz talebinin reddi kararına itiraz eden davacı istinaf dilekçesinde özetle; geçici hukuki koruma için gerekli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, ihtiyati haciz talebinin mahkemece alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedildiğini, bu hususun tek başına ihtiyati haczin reddi için yeterli olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; ihtiyati haciz, olmadığı takdirde ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 03/06/2026 tarihli mahkeme ara kararının kaldırılması ile ihtiyati haciz, bu talep uygun görülmediği takdirde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir ve haciz taleplerinin reddine ilişkin verilen mahkeme ara kararına itiraz eden davacı yan; dava dışı şirkette maliyet doğuran fahiş ücret rejimi kurulduğunu, şirketin defter, belge, şifre ve banka kayıtlarının saklandığını, şirketin gerçek mali durumunun pay sahiplerinden gizlendiğini, rekabet yasağı ihlali olduğunu, şirketin planlı bir biçimde zarara uğratıldığını, şirket kaynaklarının şahsi hesaplara aktarıldığını ve şirket kasasının fahiş ücret ödemeleri ile boşaltıldığını ileri sürerek terditli talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talepleri yönünden yaklaşık ispat koşulunun somut olayda sağlandığını ileri sürmektedir. Mahkemece, ihtiyati haciz kararı verilmesi, bu talep yerinde görülmediği takdirde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olarak dava dilekçesine eklenen belgeler kapsamında davacının, haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği gibi üzerine tedbir konulması istenilen menkul ve gayrimenkul malların, bu davada uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı yanın asıl talebi olan ihtiyati haciz talebi yönünden yapılan incelemede; İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre ihtiyati haciz kararı verilmesinde mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmadığı, yaklaşık ispat ölçülerinde ispatın yeterli olacağı belirtilmiştir (26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı emsal içtihadı). Buna göre, talep konusu para borcunun muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması ve alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde ispatı gerekli ve yeterli olup başkaca koşul öngörülmemiştir. Somut olayda, davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu anlaşılmakta ise de; davacı tarafça, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin bu aşamada alacağın varlığını yaklaşık ispata elverişli olmadığı, İİK'nın 257 ve 258.maddelerinde belirtilen yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddi kararında Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı yanın terditli ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan incelemede; HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, davalıların menkul ve gayrimenkul malları üzerinde ihtiyati tedbir konulması yönünde talepte bulunulduğu anlaşılmakta ise de; somut olayda davalıların menkul ve gayrimenkul malları uyuşmazlık konusu olmadığı ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiştir. Hal böyle olunca tüm bu açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati haciz ve tedbir talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir ve haciz talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -