Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10893 E. 2026/5981 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10893
Karar No
2026/5981
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/245 E., 2025/332 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 55. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/338 E., 2024/616 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ...Otobüsleri A.Ş., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava, birleşen dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'in 02.10.2018 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçelerinde özetle; yetki itirazlarının bulunduğunu, kazanın gerçekleşmesiyle ilgili olarak müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, müteveffanın kusuru neticesinde kazanın meydana geldiğini, ... ...'in hızının yol üzerinde belirtilen hızdan yüksek bir hızla seyir halinde olduğunu, idarenin herhangi bir şekilde sorumluluğu olmadığını, birleşen dava yönünden davanın zamanaşımına uğradığını, idarenin herhangi bir kusuru bulunmadığından manevi tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçelerinde özetle; kazanın gerçekleştiği gün diğer çalışan ... ile beraber alınması gereken tüm tedbirleri alarak çalışma yaptığını, kazanın çalışma bittikten sonra meydana geldiğini, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında dinlenen tanıkların beyanıyla müteveffanın dalgın, uykusuz olduğu, yüksek hızda seyrettiğinin anlaşıldığını, çalıştığı kurum olan Karayolları Genel Müdürlüğünün emir ve talimatlarına göre hareket ettiğini, birleşen dava yönünden yetki, dava şartı ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müteveffanın Karayolları Genel Müdürlüğüne ait araca arkadan çarpması sonucunda kazanın meydana geldiğini, kusurun müteveffada bulunduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarlarının zenginleşme aracı olarak kullanıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 3.Davalı ...Ş. vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçelerinde özetle; yetkili mahkemenin kazanın gerçekleştiği Bursa Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davada, davacı tarafından ilgili sigorta şirketine maddi tazminat talepleri bakımından yazılı bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, diğer davalı ...'nun tedbirsiz ve özensiz eylemlerinin neden olduğunu, müteveffanın normal saatlerin üzerinde çalıştırılmasının mümkün olmadığını, söz konusu kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağında 56/1-c ve 52/1-a maddelerini ihlal ettiğinin belirtildiğini, bu nedenle müvekkili şirketten tazminat talep edilemeyeceğini, müvekkili şirket bünyesinde tüm personellere, mevzuatta belirlenen tüm eğitimlerin verildiğini, müteveffanın kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığını ve bu sebeplerle müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, birleşen dava yönünden yetki itirazlarının gözetilerek Bursa iş mahkemeleri lehine yetkisizlik kararı verilmesini, manevi tazminat miktarına dair istemin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 4.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasına ilişkin kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, poliçe teminat miktarı ile sınırlı sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği, ancak bu durumun araç sürücüsünün kusuru oranıyla sınırlı olduğunu, davacının destek zararının ispatının gerektiğini, kazaya konu kusur oranının Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, kusur oranının tespitinden sonra uzman bilirkişilerce destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birbirini doğrulayan 20.06.20 22... .01.2024 tarihli bilirkişi raporları hükme esas alınarak, iş kazasının gerçekleşmesinde ... ...'in %50, davalı ...Ş.'nin %10, davalı ... çalışanı, şoför ...'nun %40 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, 17.04.2024 tarihli hesap bilirkişi raporu kapsamında anneye pay ayrılan seçenek dikkate alınarak davacı eş ...'in maddi tazminat alacağının tespit edilerek hüküm altına alınması gerektiği, asıl dava kapsamında bu hesaba göre sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve sigorta şirketine başvurunun, 05.02.2019 tarihinde olduğu dikkate alınarak, 16.02.2019 tarihinde sigorta şirketi yönünden temerrütün oluştuğu, diğer davalılar yönünden ise, temerrüt tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerektiği, davalıların maddi tazminat isteminden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu, birleşen dava kapsamında davacı ...'in eşini, diğer davacıların ise babalarını kaybetmeleri nedeniyle üzüntü yaşadıkları gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne; birleşen davada ise manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalı ... Müdürlüğünün yerleşim yerinin Ankara olması nedeniyle davanın Ankara İş Mahkemesinde görülmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların desteği ... ...'in ...Otobüsleri A.Ş.'nin sigortalısı olup, iş bu davalı yönünden işleyecek zamanaşımı süresi 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesi kapsamında 10 yıl olup, gerek asıl gerek birleşen davaların açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı ... ile bu davalı şoförü olarak çalışan davalı ... ile ... sigortalı arasında işçi - işveren ilişkisi bulunmadığı bu kapsamda, gerek bu davalılar, gerek ise de zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan ... yönünden, uygulanması gereken zamanaşımı kuralı 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde yer alan zamanaşımı süresi olup, olayın taksirle ölüm suçu kapsamında cezayı gerektiren bir fiilden doğduğu, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi kapsamında bu eylem için öngörülen zamanaşımı süresinin 15 yıl olup kazanın gerçekleştiği tarihten, asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihe kadar geçen sürede bu sürenin de dolmadığı dikkate alınarak davalıların zamanaşımına yönelik istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.03.2023 tarihli raporda, ... sigortalı ...'in %75, davalı şoför ...'nun %25 oranında kusurlu kabul edilebileceği belirtilmiş ise de, anılan raporda iş sağlığı ve güvenliği konusunda değerlendirme yapılmadığı için bu dosyada dikkate alınamayacağının açık olduğu, öte yandan, dosya kapsamında dinlenen tanıklardan ... ve ...'nın davalı işveren şirket nezdinde şoför olarak çalışmaları sırasında araç kullanma sürelerine riayet edilmeyip, fazla çalıştırılmaya zorlandıklarını beyan ettiği, ceza doyasında dinlenen tanık anlatımları ile bu dosyada tanık olarak dinlenen ...'ın beyanlarına göre, süpürge aracının arkasında süpürme nedeniyle oluşan toz bulutu nedeniyle görme alanının kısıtlandığını ve fark edilmesini sağlayacak herhangi bir görsel işaret ya da yola bırakılmış işaret levhası olmadığını beyan ettiklerinin anlaşıldığı, bu delillerle beraber iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetlerinden alınan 20.06.20 22... .01.2024 tarihli iki farklı heyet raporunun da birbirini doğruladığı ve raporlarda ... sigortalı ...'in %50, davalı ...'nun %40, davalı ...Ş.'nin %10 oranında kusurlu değerlendirilebileceğine dair görüş bildirildiği, Mahkemece anılan raporlara itibar edildiği, Karayolları Genel Müdürlüğünün de araç işleten ve adam çalıştıran olarak davalı ... kusurundan müteselsilen sorumlu tutulduğu, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre kusur oran ve aidiyetine dair tespitler ile sorumluluğa dair kabulün yerinde olduğu, her ne kadar davalı ...Ş. tarafından, araç kullanma sürelerine riayet edilerek şoförlerin çalıştırıldığı ve ... sigortalının emniyet kemerini bağlamadığını iddia etmiş ise de işbu davalının takograf kayıtları ile müteveffanın araç kullanma sürelerine uygun olarak çalıştırıldığını usulüne uygun ibraz ettiği delillerle ispat edemediği, öte yandan, kaza tespit tutanağına göre sigortalı ...'in emniyet kemeri kullanıp kullanmadığının tespit edilemediğinin açıkça belirtildiği, ayrıca, davalı şirket vekilinin bu itirazını Mahkemece alınan 20.06.2022 tarihli ilk heyet raporu üzerine süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesinde belirtmeyip, Adli Tıp Kurumundan alınan 08.03.2023 tarihli rapor üzerine savunmasını genişleterek sunduğu, savunmanın bu şekilde genişletilmesine davacı tarafın rızasının bulunmadığı da dikkate alındığında bu itiraza itibar edilemeyeceği gözetilerek davalı tarafın kusur oran ve aidiyetine yönelik itirazlarına itibar edilemediği, maddi tazminatın hesabında AYİM tablosu gözetilerek eşin rapor tarihi itibariyle evlenme ihtimali gözetilerek indirim yapılmış olmasının da içtihatlara uygun görüldüğü, ayrıca ...'dan bağlanan gelirin tenzilinde de Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 6098 sayılı Kanun'un 55... sayılı Kanun'un 21/4. maddesi gözetilerek indirilmiş olması da usul ve yasaya uygun görüldüğü, davalı ... şirketinin, kazanın gerçekleşmesine sebep .. plakalı aracın .. poliçe no.lu Zorunlu Mali Mesuliyet Trafik Poliçesi sigortacısı olup istinaf dilekçesinde de belirttiği üzere, sorumluluğunun kişi başına olay tarihi itibariyle 360.000,00 TL'lik maddi tazminat ile sınırlı olduğu, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince, asıl davada maddi tazminata ilişkin hükümde, sigorta şirketinin poliçedeki teminatla sınırlı sorumluluğuna hükmedilmesi, maddi tazminat alacağının tam kabul edilmesi nedeniyle yargılama giderinden tam sorumlu tutulması yerinde ise de, vekalet ücretinden de bu limitle sınırlı sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde teminat limitini aşan vekalet ücretinde diğer davalılarla aynı miktarda müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacılar desteği sigortalı ...'in 02.10.2018 tarihli trafik iş kazası neticesinde 50 yaşında vefat ettiği, geride birleşen dosyada davacı eş ve iki çocuğunun kaldığı, iş kazasının gerçekleşmesinde sigortalı %50 oranında kusurlu iken davalıların müteselsilen %50 oranındaki kusurdan sorumlu oldukları gözetildiğinde, birleşen davada hüküm altına alınan manevi tazminatların açıkça az miktarda olduğu gözetilerek bu yönden davacıların istinaf başvurularının yerinde olduğu kanaatine erişildiği, Sigorta Şirketinin sorumluluğu kapsamında yapılan inceleme kapsamında davalı ... Şirketinin teminat limit kapsamında 360.000,00 TL'lik maddi tazminatın harcı olan 24.591.60 TL ile sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, bu miktarın altında olacak şekilde 18.722,58 TL'lik karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması, aynı zamanda bu miktar üzerinden vekalet ücretiyle sorumlu tutulması gerekirken, bu miktarı aşacak şekilde vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle; A)Davalı ...Ş., ... ve Karayolları Genel Müdürlüğünün istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine, B)Davacıların manevi tazminat miktarına, davalı ... Şirketinin ise harç ve vekalet ücretine dair istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönlerden, ayrıca kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde, sigorta şirketinin harçtan sorumlu tutulması gereken miktar yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1) b) 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, a)Asıl dava yönünden, davacının davasının kabulü ile 1-Davacı ... lehine 1.103.419,60 TL maddi tazminatın, davalılar ..., ...Otobüsleri A.Ş. ve ... yönünden iş kazasının gerçekleştiği tarih olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, (davalı ... yönünden ise sorumluluğu poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, temerrüt tarihi olan 16.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, b)Birleşen Ankara 63. İş Mahkemesinin 2024/128 Esas, 2024/188 Karar sayılı dosyası yönünden, davacıların davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 1-Davacı ... lehine 150.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazasının gerçekleştiği tarih olan olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ...Otobüsleri A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2-Davacı ... lehine 150.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazasının gerçekleştiği tarih olan olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ...Otobüsleri A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 3-Davacı ... lehine 300.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazasının gerçekleştiği tarih olan olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ...Otobüsleri A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Olayda müvekkilinin kusuru olmadığını müvekkili çalışanı ...'nun kullandığı süpürge aracının, görülmesine engel olacak şekilde toz bulutu oluşturmasının mümkün olmadığını, zira süpürme esnasında önce araçtan ... akıtıldığını, bu sebeple tozun zemine yapıştığını, aracın 50 km/saat hızla ilerlediğini, uyarıcı lambasının bulunduğunu, U dönüşü yapmak için dönüş adasına yaklaştığı sırada, davacıların desteği ...'in kullandığı otobüsle arkadan gelip müvekkili şirkete ait araca çarptığını, otobüsün kavşağa geldiğinde yavaşlaması gerekirken yavaşlamadığını, ...'nun dönüş adasında olması nedeniyle yolun en sol şeridinde olduğunu, bu kapsamda müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını, illiyet bağının davacılar desteği otobüs şoförü ...'in tam kusurlu eylemi ile kesildiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Zamanaşımı, yetki ve dava şartı eksikliği yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, b. Müvekkilinin çalışmayı bitirip bayrakçısını alıp yola devam ettiği sırada kazanın gerçekleştiğini, olay yerinde hız tabelalarının mevcut olduğunu, olay yerinin 100 metre ilerisinde döner kavşak bulunduğunu, müvekkilinin kullandığı aracın devrilmemesi için yavaş gitmesinin gerektiğini, ceza dosyasındaki tanık beyanlarına göre otobüs şoförünün dalgın ve uykusuz olup, temizlik aracını görmesine karşın hızını düşürmediğini, tanıklardan ... ve ... beyanlarından işveren diğer davalı ...Ş.'nin çalışma sürelerine riayet etmeden fazla çalıştırma yaptığının anlaşıldığını, olay anında araç arkasında toz bulutu olmadığını, yol süpürmeden önce alanı ıslattığını, kaldı ki, olay anında süpürme işinin bittiğini, araçların fosforlu boyaya sahip olduğunu, uzaktan bile fark edilebileceğini, müvekkilinin kusuru olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkiline atfedilecek kusuru bulunmadığını, müvekkilini fazla sürelerle çalışma yaptırmadığının, araç kullanma sürelerine uygun olarak şoförlerin çalıştıklarını, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, müvekkiline kusur verilmediğini, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitimin verildiğini, davacılar desteğinin olay anında emniyet kemeri takılı olmadığının tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmadığını, kaza tespit tutanağında da bu durumun tespit edildiğini, davacı eşin desteklik olgusunun ispat edilemediğini, kazancının ölümden önceki duruma göre azaldığının araştırılmadığını, b.Davacıların manevi tazminat taleplerini içerir birleşen davada, müvekkili şirketin müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasını talep etmemesine rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak, müvekkili şirketin de işbu hükmedilen tazminat tutarlarından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, c. Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, d. Hesap raporunun hatalı olduğunu, e.Diğer davalı ... Anonim Şirketinin sorumluluğunun hatalı ve mevzuata aykırı olarak tespit edildiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10893, K. 2026/5981, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10893-e-2026-5981-k-cf25993c6bfb