Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1954 E. 2026/2379 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1954
Karar No
2026/2379
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/1954 KARAR NO : 2026/2379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2026 NUMARASI : 2025/961 E - 2026/378 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 17/09/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul 6. icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının tüm fer'ileri ile birlikte borca itiraz ettiğini ve icra dairesi davalının itirazı üzerine söz konusu takibi durdurduğunu, borçlunun icra takibine itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçlu/davalının, müvekkili kurum ile elektrik abonelik sözleşmesi ile adresine elektrik perakende satışı yapıldığını, işbu sözleşme dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı tarafından takibe konu aylık fatura tüketim bedelleri ödenmediğini, davalıya karşı tahakkuk ettirilen fatura bedelleri insan müdahalesi olmaksızın endeksör cihazı ile davalı adına kayıtlı elektrik sayacından ölçülen tüketim endeks değerlerine göre tahakkuk ettirildiğini, borçlunun ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini ve bu sayede zaman kazanmaya çalıştığını, borçlunun tamamen haksız ve kötüniyetli işbu icra takibine itirazıyla kullandığı elektrik borcundan kurtulmaya çalıştığını, bu doğrultuda hukuki hakları kötüniyetli ve haksız yönde kullandığını, davalının İstanbul 6. icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın %20’den aşağı olamamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, AAÜT 16/2. Maddesinin C bendi uyarınca arabuluculuk avukatlık vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kurum ile müvekkili arasında, davacının delil listesi ekinde örneğini sunduğu 29 Eylül 1987 tarihli bir abonelik sözleşmesi imzalandığını, söz konusu abonelik sözleşmesinde, kullanım yapılacak olan, sözleĢmeye konu adresin “... Sk. No:... “olarak yer aldığını, müvekkilinin bu adreste 1990 yılı Mayıs ayına kadar mobilya imalatı işiyle iştigal olmuş bir esnaf olduğunu, sözleşme süresi boyunca müvekkili adına düzenlenmiş olan bütün faturaları düzenli olarak ödemiş olduğunu, müvekkilinin söz konusu adresten taşınmış ve bir süre sonra ticari faaliyetini sona erdirdiğini, Söz konusu adreste müvekkilinin hemen ardından ... isimli kişi tarafından işyerinin açıldığını, davacı kurumun icra takibine dayanak yaptığı 2006 yılına kadar olan bir kısım faturaya bakıldığında adresin “...Beyoğlu” olduğu, müvekkilinin kullanımında olan adresle, faturalarda yer alan adresin birbirinden farklı olduğu, yani müvekkilinin hiçbir zaman kullanmadığı bir adrese ait fatura bedellerinin haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını, faturada yer alan adrese, müvekkilinin sözleşmesinde yer alan adrese ve ... adına düzenlenmiş olan sözleşmelerin dosyaya celbi ile bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, izah edilen nedenlerle; haksız ve kötüniyetli takibin iptaline, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin kötüniyetli olması nedeniyle davacı yanın %20’den aşağı olamamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Daha önce Tüketici Mahkemesinde açılan davanın görevsizlik kararı ile gönderildiği ve yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme,"Davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE,Davalının tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; muacceliyet tarihi, faturanın düzenlenme tarihi değil, faturada açıkça belirtilen "Son Ödeme Tarihi"olduğunu,ilk derece mahkemesi, dava konusu her bir faturanın son ödeme tarihini ayrı ayrı tetkik ve tespit etmeden, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmettiğini,icra takibinin zamanaşımını kestiğini ve herbir faturanın son ödeme tarihi ve takip tarihi arasındaki sürelerin değerlendirilerek sürenin hesaplanması gerektiğini,bu davada sözleşme zamanaşımının 10 yıl olduğunu,zamanaşımının takiple kesildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, ödenmeyen kullanım faturaların tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir. Takip ve davaya konu edilen ödenmediği ileri sürülen tüketim faturalarının 29.08.2003 ile 21.02.2006 tarihleri arasında olduğu,söz konusu takibin ise 26.02.2018 tarihinde başladığı tespit edilmiştir. TBK 146.madde kapsamında sözleşmesel zamanaşımı 10 yıl olduğundan ,en son fatura tarihinden sonra bile başlatılan takipte 10 yıllık zamanaşının dolduğu kabul edilmelidir. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026

Başkan Üye Üye Katip 34955 35775 35188 119825 ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1954, K. 2026/2379, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1954-e-2026-2379-k-798a43bec96b