Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/24 E. 2026/1509 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/24
Karar No
2026/1509
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/24

KARAR NO : 2026/1509

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (Kapatılan)İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2020/764 Esas- 2022/578 Karar

TARİH: 04/10/2022

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının .... Şti.'ndeki tüm hisselerini 180.000,00 TL bedelle müvekkili davacı/oğluna devretmesi konusunda taraflar arasında şifahi anlaşma sağlandığını, davalının talebi üzerine bu şifahi anlaşmanın teminatı olarak 13.03.2013 tarihli, 50.000,00-TL bedelli teminat senedi düzenlenerek ...'ye teslim edildiğini, hisse devrinden sonra teminat senedinin davacıya iade edilmesinin kararlaştırıldığını, bahsi geçen hisse devri anlaşması kapsamında davalı ...'nun .... Şti.'ndeki tüm hisselerini dava dışı ...'ya 180.000,00-TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, devir bedelini de nakten ve tamamen aldığını, hisse devir işlemleri tamamlanmasına ve devir bedeli de nakden ödenmiş olmasına rağmen davalı yada vekili olan ...'nin teminat senedini davacıya iade etmediklerini, davalının aradan yıllar geçtikten sonra davacıya karşı birlikte danışıklı dövüş yaptıkları ...'ye noter kanalı ile ihtarname göndererek gerçekte konusuz ve bedelsiz kalmış olan teminat senedini bu kişiden teslim alarak ve boş kısımlarını doldurarak davacı aleyhinde İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattıklarını, takip dayanağı senedin arka yüzünde ''Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' şerhinin de mevcut olduğunu, davalı tarafın .... Noterliğinin 08.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde ve davacı tarafından takibin iptali talebi ile İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyası ile açılan davada ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde takip dayanağı teminat senedinin, taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin sözlü anlaşmanın teminatı olduğunu kabul ettiğini, davalı tarafça İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyasında verilen cevap dilekçesinde, hisse devri karşılığında önce araç devrinin kararlaştırıldığı, davacının sonradan bundan vazgeçtiği, bunun yerine 50.000,00 TL bedelli bono verildiği, bu bononun kayıp, zayi gibi risklerin önlenmesi ve muhafazası için dava dışı ...'ye verildiği, davacının sonradan senedin arka yüzüne ''Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' ibaresini eklediği şeklinde savunmalar ileri sürülmüşse de, çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı savunmaların samimiyetten ve inandırıcılıktan da uzak olduğunu, hisse devri karşılığında davacının/oğlunun davalıya hiçbir borcu kalmadığını, yazılı belge ile sabit olduğu üzere devir bedeli olarak zaten 180.000,00 TL ödendiğini, anlaşıldığı üzere senedin konusuz ve bedelsiz hale geldiğini, senedin kayıp veya zayi sebebiyle değil, teminat senedi olduğu için bir üçüncü kişiye teslim edildiğini, takip dayanağı yapılan senette ciro zincirinin kopuk olduğunu, davalının yetkili hamil olmadığını, davalının kambiyo hukuku kapsamında takip hakkı bulunmadığını, takip dayanağı yapılan senedin bedelsiz olduğunu, hisse devri bedelinin tamamını tahsil eden davalının hisse devrinden kaynaklanan herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, teminat senedinin tanzim tarihinin 13.03.2013, noter huzurunda yapılan hisse devri sözleşmesinin tarihinin 14.03.2013 olduğu ve devir tarihinde devir bedelinin tamamının ödendiği, davalının da katıldığı ortaklar kurulu toplantısının 15.03.2013 tarihinde yapıldığı ve bu toplantıda devrin kabulüne ve devir husususun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği hususları nazara alındığında, bahsi geçen teminat senedinin konusuz ve bedelsiz hale geldiği, teminat senedinin taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davacıya iadesi gerektiğini ancak kötü niyetli davalının dava dışı ... ile birlikte hareket ederek yıllar sonra bu bedelsiz senedi takibe koyduğunun açık bir şekilde ortada olduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığını ileri sürerek öncelikle icra veznesine yatırılan ve yatırılacak olan paranın davalı- alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, takibe dayanak yapılan senedin iptaline, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan, davalının takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalı ...'ya borcuna ilişkin olarak 13.03.2013 tarihli, 50.000,00 TL bedelli senedi düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, borcun ödenmemesi sebebi ile davalı adına İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile borcun tahsilini sağlamak adına icra takibi başlatıldığını, borcu ödemekten kaçınmak ve davalı üzerinden haksız olarak zenginleşmek isteyen davacının İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyası kapsamında takibin iptalini talep ettiğini, İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyası kapsamında davacı tarafın işbu davada ileri sürdüğü iddiaların aynısını ileri sürdüğünü ve davanın Mahkemece red edildiğini, borcun ödemesini engellemek isteyen davacı taraf bu kez de konusu ve tarafları aynı olan işbu davayı ikame ettiğini, konusu ve tarafları aynı olan dava konusu hakkında verilmiş mahkeme kararı bulunduğundan ve davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı açık olduğundan derdestlik itirazları bulunduğunu, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde haksız ve yasaya aykırı olarak takip dayanağı bonoda ciro zincirinin kopuk olduğu ve davalı müvekkilinin yetkili hami olmadığı iddia edilmişse de, söz konusu iddiaların kabulü hukuki sınırlar çerçevesinde mümkün olmadığını, dava konusu senedin davacı tarafından düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalının işbu senedi elinde bulundurması sebebi ile yetkili hamil sıfatına haiz olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan haksız ve mesnetsiz iddialarını kanıtlamak maksadıyla davacı ile dava dışı ... arasında danışıklı dövüş yapılarak teminat senedinin sonradan ekleme yapılarak icra takibine konu edildiğine ilişkin beyanda bulunmasının yalnızca davalıya olan borcun ödenmemesi ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası hakkında usul ve yasaya aykırı olarak ihtiyati tedbir kararı alınarak davalının alacağına kavuşmasının engellenmesi olduğunu savunarak davanın reddine, davacının haksız ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı haksız ve kötü niyetli olduğundan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 04/10/2022 tarih ve 2020/764 Esas- 2022/578 Karar sayılı kararında;

Davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, huzurdaki davaya dayanak İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takip dayanağı belgenin 13/03/2013 tanzim 15/12/2013 vade tarihli 50.000,00-TL bedelli senet olduğu ve 50.000,00-TL asıl alacak, 12.957,53 TL İşlemiş Faiz, 150,00 TL Komisyon olmak üzere toplam 63.107,53-TL üzerinden üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığının anlaşıldığı, davaya konu senet incelendiğinde ise; davacı ...' Karasu'nun keşideci, davalı ...'nun lehtar olduğunun görüldüğü, menfi tespit davalarında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıda olup, alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını ispatla mükellef olmakla birlikte borçlu tarafından hukuki ilişkinin varlığının kabul edildiği ve ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürüldüğü hallerde ispat külfeti davacı borçluya düştüğü, bu kapsamda yapılan değerlendirmede; huzurdaki davada davacı tarafından takibe konu senedin, davalının dava dışı şirketteki hisselerini davacıya/oğluna devretmesi hususunda yapılan şifahi anlaşmanın teminatı olarak davalıya verildiği, hisse devirlerinin tamamlandığı ve devir bedelinin nakden ödendiğini ancak senedin iade edilmediğini ileri sürdüğü, davalı taraf savunmasında ise yalnızca davacı tarafından senedin davalıya borcuna karşılık verildiğini savunmuş olması karşısında ispat külfeti davacı/borçu üzerinde olduğu, davacı tarafından; takip dayanağı senedin arka yüzünde ''Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' şerhinin mevcut olduğu ile davalı tarafın .... Noterliğinin 08.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde ve takibin iptali talebi ile İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen cevap dilekçesindeki davalı beyanlarına ve senedin bir üçüncü kişiye yediemin sıfatıyla teslim edildiği hususlarına dayanıldığı, davaya konu senedin arka yüzünde ''Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' şerhi mevcut olmakla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/04/2022 Tarih 2019/(19)11-449 Esas 2022/569 Kararında da belirtildiği üzere davaya konu senet üzerinde neyin teminatı olduğuna ilişkin bir kaydın bulunmaması karşısında yalnızca teminat için verildiğine ilişkin kaydın kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmayacağından, davacının senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını aynı güçteki yazılı delille ispatlaması gerektiğinin açık olduğu, bu kapsamda davacı tarafından, tarafların aynı zamanda kardeş olmaları sebebiyle tanık deliline de dayanılmış ise de; HMK 203/1-a. Maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları belirtilmiş olup, madde gerekçesinde düzenlemenin manevi imkansızlık halleri bakımından getirildiğinin belirtildiği, celp edilen diğer yargılama dosyaları nazara alındığında taraflar arasında çok sayıda yargı merciine taşınan ihtilaf bulunduğu ve huzurdaki davaya konu somut olayda taraflar kambiyo senedi verilmesi yolunu tercih ettikleri, bu halde HMK 203/1-a düzenlemesinde yer bulan "manevi imkansızlık" durumunun taraflar bakımından gerçekleşmediği, dolayısıyla kambiyo senedine karşı davacı tarafın iddiasını tanık delili ile ispatlamayacağı nazara alındığında her ne kadar yargılama aşamasında taraf tanıkları dinlenmiş ise de tanık beyanlarına itibar etmek mümkün olmadığı, (Benzer şekilde HMK Şerhi,Prof.Dr.Ejder Yılmaz,Yetkin Basımevi,2012,s:1064), davacı taraf yazılı delil kapsamında davalı tarafın .... Noterliğinin 08.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesindeki ve takibin iptali talebi ile İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/852 Esas sayılı dosyasından açılan davada sunulan beyan dilekçelerine dayanmış ise de beyan içeriklerinde davalı tarafından beyanların özü itibariyle aracın devri yapılmaması halinde senedin tahsil için verileceği yönünde beyanda bulunduğu, dolayısıyla senedin "ifa" maksadıyla verilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ayrıca davacı tarafından ziro zincirinin kopuk olduğu iddia edilmiş ise de; davaya konu senedin keşidecisinin davacı/borçlu ve lehtarının davalı/alacaklı olduğu dikkate alındığında dile getirilen bu yöndeki itirazın da hukuken yerinde olmadığı, benzer şekilde senedin taraflarca dava dışı 3. kişiye yediemin sıfatı ile teslim edilmiş bulunmasının ispat külfeti bakımından yapılan değerlendirmede bir değişiklik yaratmadığı, Mahkememizin 04/10/2022 tarihli celsesinde davacı tarafından yemin deliline dayanmadıkları ve davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde ibraz edilen, .... Noterliğinin 08.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde davalı ... vekili marifeti ile, dava dışı ...'ye göndermiş olduğu ihtarnamede;- Taraflar arasındaki hisse devri anlaşmasında ...'nin yediemin olduğunu, - ...'nun yükümlülüğünün .... Şti.'ndeki hisselerini ...'ya veya onun göstereceği kişiye devretmek, ...'nun yükümlülüğünün ise hisse devri karşılığında Kia Sorento marka aracı ...'ya devretmek veya 50.000,00 TL ödeme yapmak olduğunu, - 50.000,00 TL bedelli senedin aracın devir işlemleri tamamlanıncaya kadar ve aracın devrinin yapılmaması halinde senedin kendisine teslim edilmek üzere yediemin sıfatı ile ...'ye verildiğini,- Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca ...'nun yükümlülüğünü yerine getirerek, hisselerini R.Oğuzhan Karasu'ya devrettiğini, ancak ...'nun aracın devrini yapmadığını ileri sürdüğünü, ihtarname içeriğindeki bir kısım maddi gerçekliğe aykırı iddia ve beyanları kabul etmemekle birlikte, dava konusu bononun, hisse devri anlaşmasının teminatı olarak dava dışı üçüncü kişiye yediemin sıfatı ile teslim edildiği hususunun ortada olduğunu, ihtarname içeriğinde yer alan beyanlar, bonoyu mücerret olmaktan çıkardığını, hisse devri nedenine dayandırdığını, davalı taraf, bononun ihdas sebebinin hisse devri olduğunu kabul ettiğini, ihtarname içeriğinde yer alan beyanlar, bonoyu bir kayda / şarta bağladığını, davalı taraf, hisse devri karşılığında araç devri yapılmadığı takdirde senet bedelini alacağını iddia ettiğini, davalı beyanlarından anlaşıldığı üzere, bono kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarı olmaktan çıktığını, takip dayanağı yapılan senedin arka yüzünde ''Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' şerhinin de mevcut olduğunu, senet davalıya değil, üçüncü kişiye yediemin sıfatı ile teslim edildiğini, yerel mahkemenin bu önemli noktaları gözden kaçırarak, ispat yükü dağılımında ciddi bir hata yaptığını, somut uyuşmazlıkta ispat yükünüğn müvekkile değil, davalı tarafa ait olduğunu, bononun ihdas sebebinin hisse devri olduğunu kabul ederek, senedi talil eden davalı taraf, hisse devri sebebiyle alacağını alamadığını ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen .... Noterliği'nin 14.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesinden anlaşıldığı üzere, davalı ... (vekili ...) .... Şti.'ndeki 180.000,00 TL hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte dava dışı ...'ya 180.000,00 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, devir bedelini de nakten ve tamamen aldığını, davalının da katıldığı 15.03.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında devrin kabulüne ve devir husususun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiğini, yazılı belge ile sabit olduğu üzere, hisse devri bedelinin tamamını tahsil eden davalının hisse devrinden kaynaklanan herhangi bir hak ve alacağı olmadığını, Mahkeme gerekçesinin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, Yerel mahkemece tarafların kardeş oldukları gözetilerek dinlenen tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi, hukuka aykırı olduğu gibi, mahkemenin bir çelişkisi olarak da dikkat çektiğini, bir dosyada hakimin değişmesi, uygulanacak hukuk kurallarını değiştirmeyeceğini, 19.01.2021 tarihli celsede tarafların kardeş olduğu gözetilerek tanık dinletme talebinin kabul edildiğini, 01.06.2021 tarihli celsede davacı tanığı ... ile davalı tanığı ..., 21.09.2021 tarihli celsede davalı tanığı ... dinlendiğini, mahkemece daha önceki ara kararı ile çelişecek şekilde, taraflar arasında çok sayıda yargı merciine taşınan ihtilaf bulunduğu ve huzurdaki davaya konu somut olayda tarafların kambiyo senedi düzenlenmesi yolunu tercih ettikleri, bu halde HMK 203/1-a düzenlemesinde yer bulan "manevi imkansızlık" durumunun taraflar bakımından gerçekleşmediği gerekçesiyle tanık beyanlarına itibar edilmediğini, kardeş olan taraflar arasında çok sayıda ihtilaf olması, HMK 203/1.a maddesinin uygulanmasına engel olmadığını, Yerel mahkemece beyanına itibar edilmeyen, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlıkta görgüye dayalı tanıklık yapan tek kişi olan...'nun, 01.06.2021 tarihli celsede, mahkeme huzurunda vermiş olduğu yeminli ifadesi, dava dilekçesinde tarafınca ileri sürülen haklı iddialarını doğruladığını, Yerel mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, mahkemenin kabulüne göre dava konusu senet, teminat senedi olmasa ve somut uyuşmazlıkta tanık dinlenemese dahi, davalı tarafın senedin ihdas sebebini hisse devri bedeli olarak açıklaması ve zaten hisse devri bedelinin nakten ve tamamen ödendiğinin noter onaylı belge ile ispatlanmış olması karşısında mahkemenin menfi tespit davasını kabul etmesi gerektiğini, .... Noterliği'nin 14.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesinden anlaşıldığı üzere, davalı ... (vekili ...) .... Şti.'ndeki 180.000,00 TL hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte dava dışı ...'ya 180.000,00 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, devir bedelini de nakten ve tamamen aldığını, davalının da katıldığı 15.03.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında devrin kabulüne ve devir husususun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiğini, yazılı belge ile sabit olduğu üzere, hisse devri bedelinin tamamını tahsil eden davalının hisse devrinden kaynaklanan herhangi bir hak ve alacağı olmadığını, teminat senedinin tanzim tarihinin 13.03.2013, noter huzurunda yapılan hisse devri sözleşmesinin tarihinin 14.03.2013 olduğu ve devir tarihinde devir bedelinin tamamının ödendiği, davalının da katıldığı ortaklar kurulu toplantısının 15.03.2013 tarihinde yapıldığı ve bu toplantıda devrin kabulüne ve devir husususun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği hususları nazara alındığında, bahsi geçen teminat senedinin konusuz ve bedelsiz hale geldiği, teminat senedinin taraflar arasındaki anlaşma uyarınca müvekkile iadesi gerektiği, ancak kötü niyetli davalının dava dışı ... ile birlikte hareket ederek yıllar sonra bu bedelsiz senedi takibe koyduğunun ortada olduğunu, takip dayanağı yapılan senette ciro zincirinin kopuk olduğunu, bir bonoda ilk cironun lehtara ait olmasının zorunlu olduğunu, ciroların birbirine bağlı olması, ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkün olduğunu, ilk ciro lehtara ait değilse, ciro zincirinin düzensiz demek olduğunu, lehtarın cirosundan sonra senedi devralan hamiller, yetkili hamil olduklarını, (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 26.02.2015 tarih, 2014/32833 Esas, 2015/4052 Karar) , takip konusu senedin arka yüzündeki ilk imza (ilk ciro) lehtar olan davalıya değil, bizzat müvekkilin kendisine ait olduğunu, açık bir şekilde görüldüğü üzere, ciro zincirinde kopukluk olduğunu ve davalı yetkili hamil olduğunu, davalının kambiyo hukuku kapsamında takip hakkı bulunmadığını, yerel mahkemece bu yöndeki itirazlarının hukuken yerinde görülmemiş ise de, bunun gerekçelerinin ortaya konulamadığını, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; dava dayanağı olan icra takibine konu bono ve borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibi sırasında borcun ödenmesi halinde ise ödenen bedelin istirdadı talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalının dava dışı .... Şti.'ndeki tüm hisselerini 180.000,00 TL bedelle davacıya / oğluna devretmesi konusunda şifahi anlaşma sağlandığını, davalının talebi üzerine bu şifahi anlaşmanın teminatı olarak dava konusu 13.03.2013 tarihli, 50.000,00 TL bedelli teminat senedinin verildiğini, hisse devrinin gerçekleşmesi ve hisse bedelinin ödenmesine rağmen davalı tarafından teminat senedinin iade edilmediğini ve takibe konulduğunu, senedin arka yüzünde teminat senedi olduğuna dair şerh bulunduğunu ileri sürmüş, davalı vekili ise, dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, hisse devri karşılığı verilecek aracın devredilmemesi sebebiyle hisse devrine karşılık verildiğini ve bedelinin ödenmediğini savunmuştur. Mahkemece de isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı teminat iddiasını kanuni delillerle (yazılı delil veya yemin) ispat külfeti altındadır.

Davacı vekili tarafından dava konusu senedin arka yüzünde bulunan "Senet teminat için verilmiştir. Tahsilat işlemlerinde kullanılamaz.'' şerhi ile senedin teminat senedi olduğunun ispat edildiği ileri sürülmüş ise de, bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiğinin belirtilmesi ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması gerektiği, ancak dava konusu senetteki şerhte hangi hukuki ilişkinin teminatı olarak verildiğinin açıkça belirtilmediği ve davacı vekili tarafından da bu hususun kanuni deliller ile ispat edilemediği gözetilerek Mahkemece senedin teminat senedi olmadığına dair kabulü isabetli olup, davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak davalı vekili tarafından dava konusu senedin hisse devri karşılığı verildiği ve senet bedelinin ödenmediği savunulmuş, davacı vekili tarafından ise hisse bedelinin ödendiğinin hisse devri sözleşmesi ile sabit olduğu ileri sürülmüş olup, hisse bedelinin ödendiğinin ispat külfeti davacı üzerindedir.

Gerçekten de dava konusu bononun düzenlenme tarihinin 13.03.2013 tarihi olduğu, hisse devrinin ise .... Noterliği'nin 14/03/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile bir gün sonra yapıldığı, söz konusu hisse devir sözleşmesinde davalı vekili tarafından .... Şti.'ndeki 180.000,00 TL hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte dava dışı ...'ya 180.000,00 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, devir bedelini de nakten ve tamamen aldığını beyan edildiği ve 15.03.2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile de devrin kabulüne ve devir husususun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından hisse bedelinin ödendiği hususu kesin delil niteliğindeki hisse devir sözleşmesi ile ispatlanmış olup, davalı tarafından bu hususun aksi ispat edilememiştir. Hisse devir bedelinin ödendiği ispat edildiğinden davalı savunmasına göre hisse bedeli karşılığı verilen bono bedelsiz kalmış olduğundan Mahkemece icra takibi sırasında davacının borçlu olmadığı ve ödediği bedelin istirdadına, davacı aleyhine başlatılan icra takibinde yasal faiz talep edildiğinden ve davacı tarafından yasal faiz ödendiğinden hükmedilen miktara yasal faiz işletilmesine, istirdat davasında kötü niyet tazminatı verileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı görülmüştür.

Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, (Kapatılan) İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 tarih ve 2020/... Esas- 2022/... karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

2-Davanın KABULÜ İLE;

-Davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine konu borçtan ve senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından icra takibi sırasında ödenen 93.950,12 TL bedelin ödeme tarihi olan 22/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

3-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 6.417,73 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.077,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.340,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 1.077,72 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 1.132,92 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 241,00 TL tebligat/posta giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.00,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 109,00 TL posta masrafı toplamda 329,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/24, K. 2026/1509, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-24-e-2026-1509-k-5c7196ba98c5