Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1993 E. 2026/2380 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1993
Karar No
2026/2380
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1993

KARAR NO : 2026/2380

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/05/2026

NUMARASI : 2025/1096 E - 2026/438 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, Kaçak/Usülsüz Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağında belirtilen adreste (sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde tüketim yapmak, sayaçtan elektrik kullanmak, perakende satış sözleşmesiz elektrik kullanmak, sayaca müdahale ederek elektrik kullanmak vs. şekilde) kaçak elektrik kullandığı 03.09.2024 tarih/ ... seri nolu Kaçak/Usülsüz Elektrik Tüketimi Tespit Tutanakları ile görevlilerce tespit edildiğini, bu hususun davaya konu tutanak altında imzası bulunan çalışanların beyanları ile de sabit olacağını, davalı kaçak olarak kullandığı elektrik tüketimine karşılık olarak düzenlenen ve delil listesinde belirtilen fatura/faturaları ödemediğini, müvekkili kurum kayıtlarında davalının ... müşteri nolu, ... sözleşme nolu ve ... tesisat nolu işlemle kayıtlı olduğunu, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin kaçak (usulsüz) elektrik kullananlara uygulanacak tarife gereğince davalının kullandığı elektrik bedeli faiz ve gecikme zammı bedeli hariç icra takibindeki bedel kadar olduğunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24.Maddesi uyarınca gecikme zammı vergi matrahına dâhil olduğundan icra takibine esas gecikme zammı için tahakkuk eden KDV’si de işbu dilekçe ekinde sunulan hesap detayında gözüktüğünü, dava konusu alacağın talebe rağmen ödenmemesi nedeni ile davalı hakkında icra takibinde bulunulmuş olup davalı dosya borcunun tamamına itiraz ederek takibin durdurulması neticesinde İ.İ.K. md.67 uyarınca itirazın iptali davasının açılması zaruretinde kalındığını, davalının da hali hazırda kuruma olan borçlarını ödemediğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi amacıyla işbu davanın açılması gerektiğini, davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücreti alacaklarının karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Mahkemenin huzurdaki dava yönünden görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça başlatılan takip ve huzura getirilen işbu davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2024/300 E. 2025/240 K. sayılı dosyasında yer alan 21.07.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu haklılıklarının ispatlandığını, haksız ve kötü niyetle icra takibi başlatıldığını, kötü niyetle başlatılan takip sonucu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddine, hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, takip sonucu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Mahkeme; "Davacı vekili tarafından davalı aleyhinde, işbu davaya konu İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 30.10.2024 tarihinde icra takibine ilişkin ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu tarafından icra takibine itiraz edilmiştir. 06.11.2024 tarihinde davalı yönünden takibin durdurulması kararı verilmiştir. 11.11.2024 tarihinde itiraz dilekçesi davacıya tebliğ edilmiştir. 11.11.2025 tarihi; davanın açılması için son gündür. Yahut arabuluculuk dava şartı söz konusu ise arabuluculuk başvurusu için son gündür. 18.11.2025 tarihinde; davacı taraf arabuluculuk yoluna başvuru yapmış olup bu husus dosyaya sunulan son tutanak ile sabit olduğu üzere davacının başvuru tarihi 18.11.2025’tir. Eldeki dava ise 27.11.2025 tarihinde açılmış olmakla 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi" gerektiği gerekçesi ile,

"Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE" karar vermiştir.

Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davada hak düşürücü sürenin dolmadığını,alacağın tahsili için yapılan takibe davalının itirazı üzerine arabuluculuğa başvurularak itirazın iptali davasının süresinde açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde,davacı istinafının reddini istemiştir.

6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;

Dava, kaçak tahakkuk bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.

Yasal düzenlemeler gereği arabuluculuk bürosuna başvurulduğu an zamanaşımı durur ve ilk toplantıdan son tutanağa kadar zamanaşımı işlemez. Arabuculuk faaliyeti son tutanak ile sona erdiğinde, zaman aşımı süresi kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar.Bu husus hakdüşürücü süre yönünden de aynı işlemektedir.

Davacı taraf kaçak tahakkuk bedelinin tahsili için davalı hakkında ilamsız icra tabi yapmış,davalı taraf takibe itiraz ettiğinden takibin durdurulduğu,davalı borçlunun borca itiraz dilekçesinin ise davacı alacaklıya 11/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

İtirazın iptali davasında İİK madde 27 uyarınca " Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."şeklinde düzenleme olup, 1 yıllık hak düşürücü sürenin itirazın tebliğ ile başlayacağı, somut olayda itirazın alacaklıya 11/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği,davacı tarafça arabuluculuk başvurusu tarihinin 18/11/2025 tarihi olduğu, arabuluculuk anlaşamama son tutanağının ise 26/11/2025 tarihli olduğu tespit edilmekle birlikte itirazın iptali davasının 27/11/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Söz konusu itirazın iptali davasında takipte itirazın tebliği tarihi olan 11/11/2024 tarihinden 1 yıllık süre geçtikten sonra 18/11/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulması sebebiyle davanın hak düşürücü 1 yıllık süreden sonra açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,

Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1993, K. 2026/2380, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1993-e-2026-2380-k-35eb66351b06