Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3875 E. 2026/5982 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3875
- Karar No
- 2026/5982
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2026/210 E., 2026/190 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro çalışmaları sonucu, ... köyünde yer alan 1 03... parsel sayılı taşınmaz, konaklama evleri ve hamam vasfıyla 22.000,91 metrekare yüz ölçümlü olarak tapu kaydına istinaden davalı ... adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare 25.01.2022 tarihli imar, 30.05.2023 tarihli tevhit ve 01.06.2023 tarihli ifraz işlemleri ile çok sayıda parsel meydana gelmiştir.
Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/11 Esas (dosyanın devrinden önce Cizre Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/160 Esas) sayılı davasında davacı ... ...; ... köyünde bulunan dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın bir kısmına ilişkin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve adına tescil isteminde bulunmuştur.
Birleştirilen Cizre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 Esas (bozma kararı öncesi Cizre Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/365 Esas) sayılı davada davacılar ... ve ...; ... köyünde bulunan dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın bir kısmına ilişkin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak tapu iptali ve adlarına tescil istemiyle dava açmışlar, yapılan yargılama neticesinde Cizre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/365 Esas, 2015/20 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 26.05.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.701,53 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.11.2017 tarihli ve 2015/11476 Esas, 2017/7626 Karar sayılı kararı ile; yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığından bahsedilerek dava konusu taşınmazın tespitine esas teşkil eden ve davalı idarenin dayandığı 15.05.1974 tarih ve 1 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, kamulaştırma haritası ve tescil ilamının ekindeki krokiyle birlikte getirtilmesi, kadastro tespitinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ve en az 3 ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları ile kadastro tespitinden önceye ve tespite yakın tarihlere ilişkin yüksek çözünürlüklü uydu fotoğraflarının dosya arasına alınması, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan karar bozulmuş, bozmadan sonra Cizre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 Esas numarası ile görülen davanın Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/11 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/11 Esas sayılı davası ile Cizre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 Esas sayılı davası birleştirildikten sonra yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.701,53 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, kararın davacılar ve duruşma istekli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi ve dosyanın temyiz incelemesi için Daireye gönderilmesi üzerine Dairece duruşma talebi değerden reddedilip; 2016/11 Esas sayılı dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi bulunmadığından bu davanın ''istinaf'' kanun yoluna tabi olduğuna değinilerek 2016/11 Esas sayılı dava dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyada verilen karar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan 2018/269 Esas sayılı davanın gönderilmesi) için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesinden sonra dosya Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesince; Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/11 Esas sayılı (asıl dava) dosyası ile sınırlı olmak üzere yapılan istinaf incelemesi sonunda, asıl ve birleşen davalar bakımından davacıların dava dilekçelerinde dava konusu ettikleri tapu iptali ve tescil taleplerine ilişkin ayrı ayrı, açık, anlaşılır ve denetlenebilir bir gerekçe oluşturulmadığı, davaların birleştirilmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri nazara alınmaksızın talepler hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmadığı, yetersiz gerekçe ve eksik hüküm kurulmak suretiyle dava konusu taşınmazın imar uygulaması neticesinde birden fazla parsele gittiği anlaşıldığı halde infaz kabiliyeti de olmayacak şekilde eski parsel numarası üzerinden karar verilmesinin isabetli olmadığına işaret edilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a-4 maddesi uyarınca tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (asıl dava yönünden) kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu karar üzerine Mahkemece; Cizre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 Esas sayılı dosyası asıl davadan tefrik edilerek 2026/210 Esas numarası ile kaydedilmiş, Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; görülen davanın temyiz incelemesine tabi olduğu, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle dosyasının temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Buna göre; Mahkemenin 2026/210 Esas (tefrik öncesi Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/11 Esas sayılı davası ile birleştirilen 2018/269 Esas) sayılı kararı ile; davacı lehine mülkiyet edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.701,53 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline dair verilen kararın temyiz incelemesine konu olduğu görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; davaların birleştirilmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Mahkemece; temyiz incelemesine konu kararda asıl ve birleştirilen (Dairenin tetkiksiz iade kararı üzerine tefrik edilen) davalar hakkında ayrı ayrı, açık ve anlaşılabilir, hükme ve denetime elverişli bir hüküm kurulmadığı açıktır. Öte yandan, çekişme konusu taşınmazdaki karar tarihinden önce yapılan imar, ifraz ve tevhit işlemleri de gözetilmeksizin kurulan hükmün infaz edilebilir olduğunu söyleyebilme olanağı da bulunamamaktadır.
Somut olayda; Mahkemece zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de kararın dosya kapsamına uygun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; çekişme konusu 1 04... parsel sayılı taşınmaz 15.05.1974 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle konaklama evleri ve hamam vasfıyla, 22.200,91 metrekare yüz ölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiş olup 27.200,00 metrekare yüz ölçümlü ve 1 sıra numaralı tapu kaydının geldisinin ise 29.04.1974 tarihli 2 ila 8 sıra numaralı 7 parça taşınmaz olduğu, 7 parçadan ibaret ve birbirine bitişik taşınmazların tevhit edilmesiyle tek parça ve 15.05.19 74... sıra numaralı tapunun oluştuğu, 29.04.1974 tarihli 2 ila 8 sıra numaralarında kayıtlı bu 7 parça taşınmazın ise tapuda kayıtlı olmadığı sırada, yapılacak olan turistik kaplıca nedeniyle kamulaştırma kararları alınarak zilyetleri aleyhine açılan davalar neticesinde Şırnak İl Özel İdare Müdürlüğü adına tesciline karar verildiği, bu suretle tapuya tescil edildikleri, söz konusu kamulaştırma haritalarının da dosya içerisine alındığı, 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında, taşınmaza uygulanan 15.05.1974 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının tek parça olarak kayıtlı olduğu, kuzeyinde yer alan yolun yön değiştirmesiyle zeminde tapu kaydını ikiye böldüğü, bu suretle 1 03... ve 1 10... parsel olarak tespitin yapıldığından bahsedildiği, çekişme konusu taşınmaz(lar)da önceki yapılan keşifler sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin kadastro tespiti sırasında uygulanan kayıtların sınırlarının dava konusu yere uyduğuna dair beyanları bulunduğu, fen bilirkişinin 26.05.2014 tarihli raporunun eki olan krokide çekişme konusu taşınmazın komşularının da gösterildiği, bozma kararından sonra 09.09.2021 tarihinde yapılan keşif sırasında, mahalli bilirkişilere uygulanan tapu kayıtları ve kayıtlardaki sınırların okunarak gösterilmesinin istenildiği, mahalli bilirkişilerin belirttiği sınırların tapu kayıtlarına ve tevhit haritasına uygun olduğunun keşif zaptına geçirildiği, keşif sonucu hazırlanan 23.05.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda dava konusu yerlerin keşif mahallinde yapılan 7 adet sonradan tapu haritası birleştirilmiş hali ile zemine tek tek uygulandığı ve zemine uyduğu ibaresine yer verildiği, eski kamulaştırma haritasının da rapora eklendiği, hazırlanan eski kamulaştırma haritasının sınırları itibariyle çekişme konusu taşınmaz sınırlarına uyduğunun görüldüğü, buna göre dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, alınan raporlar ve krokiler tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, kadastro tespiti sırasında uygulanan 15.05.1974 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının çekişme konusu 1 04... parsel sayılı taşınmaza uyduğu, kadastro tespitinin doğru olduğu sonucuna varılmaktadır. Diğer taraftan, tapulu hale gelen taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ise süresi ne olursa olsun hukuken bir değeri olmadığı da açıktır.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Taraf vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Cizre 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.