Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3332 E. 2026/4809 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3332
Karar No
2026/4809
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2702 E., 2026/561 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/100 E., 2025/245 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

- K A R A R -

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

1987 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmaz bölümü "..." vasfıyla tescil harici bırakılmıştır.

Davacı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.

Davalı Hazine vekili çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna tutunarak davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmiştir. Ne var ki yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.

Dava konusu taşınmazın batı hududundaki mera parselinin kök parselinin mera olarak sınırlandırıldığı, taşınmazın kuzey hududunda bulunan 26 12... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören toprak tevzii tapusunun da dava konusu taşınmazı mera okuduğu anlaşılmış olmasına rağmen, Mahkemece taşınmazın sınırındaki mera ile aralarında ayırıcı sınır olup olmadığı belirlenmemiş, toprak tevzi çalışmalarına dair belirtmelik tutanakları ve ekleri temin edilmemiş, özellikle tevzi sırasında mera tahdidi yapılıp yapılmadığı belirlenmemiş, yöntemince mera araştırması yapılmamış, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların bir kısmı davacının taşınmazı babası ile birlikte kullandığını sonrasında davacıya geçtiğini beyan ettikleri bir kısmının ise davacının tek başına imar ihya ederek kullanmaya başladığını beyan ettiklerinden taşınmazın davacıya nasıl düştüğü konusunda tereddüt hasıl olduğu halde beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiş, tanık ve bilirkişi beyanları komşu parsel tutanakları getirtilip incelenmek suretiyle denetlenmemiştir. Oysa, uyuşmazlığın çözülmesi için dava konusu taşınmazın mera olup olmadığının dava konusu taşınmaz ile mera arasında ayırıcı sınır bulunup bulunmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir. Öte yandan davacı adına aynı kadastro çalışma alanında senetsizden edinilen taşınmaz bulunup bulunmadığı tespit edilmeden karar verilmiş olup bu şekilde eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca varabilmek için öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, çekişmeli taşınmazın davacıya ne şekilde kaldığı hususu davacıdan sorularak açıklattırılmalı; bu konuda davacıya ispat hakkı tanınmalıdır. Bundan sonra Mahkemece, yörede yapılan toprak tevzi çalışmalarına ilişkin tüm kayıtlar (belirtmelik, tablendigatif, mera tahdit haritası vb.) ile komşu taşınmazların tespitine esas alındığı belirtilen tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu tüm parsellerin kadastro tutanakları ve var ise dayanağı belgeler (vergi kaydı, tapu kaydı vb.) temin edilmelidir. Diğer yandan, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 56 18... sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili mercilerden sorulup saptanmalı, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı haritalar getirtilip uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir.

Mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yöntemle seçilecek tanıklar, fen bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve jeodezi mühendisi bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı ve keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, geleneksel biçimde mera olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı, kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazın davacıya murislerinden mi intikal ettiği, murislerinden intikal ediyor ise davacıya ne şekilde kaldığı, taksim, bağış, satış yollarından biriyle intikal edip etmediği, taşınmazın mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği ve taksimen davacıya isabet edip etmediği hususlarında ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında ayrı ayrı maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; Mahkeme hakiminin, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu hususlarındaki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli ayrıca komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli ve bu fiziksel olgular da keşif tutanağına aynen geçirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş, komşu taşınmazlar ile aralarındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli; jeodezi mühendisi bilirkişiden dosya kapsamında yer alan hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmeleri neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; fen bilirkişisine toprak tevzi suretiyle oluşan tapu kaydının taşınmaza aidiyeti hususunda 3402 sayılı Yasa'nın 20. maddesi uyarınca kaydın haritasının, kadastro paftasına çakıştırılması suretiyle hazırlanmış keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı ve krokili rapor düzenlettirilmeli; dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu saptandığı takdirde, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı göz önünde tutulmalı, davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmelidir.

Öte yandan çekişmeli taşınmazın davacının babasından intikalen geldiğinin anlaşılması halinde, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı, mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı Belediyeye iadesine, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3332, K. 2026/4809, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3332-e-2026-4809-k-c68221e87a2f