Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5056 E. 2026/3422 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5056
Karar No
2026/3422
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/217 E., 2025/1253 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/151 E., 2023/137 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; muris ...'ün ...ili, ... ilçesi,...Mahallesi 1 66... parselde kayıtlı tek malvarlığı olan taşınmazını 31.03.2021 tarihinde vefatına 5 ay kala oğlu olan davalıya mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla satış suretiyle devrettiğini, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir değerle devredildiğini, davalının taşınmazı alacak alım gücünün olmadığını, murisin taşınmazını satmasını gerektirir makul ve zorunlu bir sebebinin olmadığını ayrıca paraya ihtiyacı olsa piyasanın çok altında taşınmazını satmayacağını, murisin terekesinde taşınmaz satış bedelinin çıkmadığını, satış sonrasında murisin ve diğer mirasçılarının da taşınmazlarını kullanmaya devam ettiklerini, satıştan davacıların haberinin olmadığını belirterek taşınmazın davacıların miras payları oranında tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, aksi takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davalının taşınmazı alacak ekonomik gücünün olduğunu, murisin zaman içerisinde ekonomik zorluğa düştüğünü ve tek taşınmazı olan dava konusu parseli satmak istediğini, bu konuda davacı ve tüm çocuklarının bilgisi olmasına rağmen davacılar ve diğer çocuklarının taşınmazı almak istemediğini, bunun üzerine davalının diğer kardeşlerinin onaylarını alarak taşınmazı muristen satın aldığını, 85.000,00 TL olan satış bedelinin 35.000,00 TL'sinin parça parça şeklinde murise, kalan 50.000,00 TL'nin ise satış işleminde vekili olan oğlu ...'e elden ödendiğini, murisin sağlıklı olduğunu taşınmazın devrinden 5 ay sonra aniden corona virüs salgını nedeniyle vefat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın satış tarihi itibariyle gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olduğu, tanık ...'in kardeşler arasında kavga olmasın diye satığını beyan ettiği, tanıkların taşınmazın ne kadara satıldığını ve bedelin ne şekilde ödendiği hakkında bilgi sahibi olmadığı, murisin üzerine kayıtlı başkaca taşınmazı bulunmadığı, davalının taşınmazlar karşılığında murise ödediğini iddia ettiği meblağın davalı tarafça murisin terekesine aktarıldığına ilişkin ispata yeterli herhangi bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmediği, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE.

Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.

Somut olayda; Mahkemece tapu iptali-tescile dair kurulan hükümde davacıların miras payı oranında iptal-tescil kararı verilmesi, kalan payın davalı üzerinde bırakılması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "1-Davanın kabulü ile; dava konusu ...ili, ... ilçesi,...Mahallesi 1 66... parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının, davacıların, murisi ...'ün Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.09.2021 tarih, 2021/854 Esas, 2021/687 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki payları oranında iptali ile bu payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, bakiyesinin davalı üzerinde ipkasına," cümlesinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5056, K. 2026/3422, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5056-e-2026-3422-k-d970d5ae065e