Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4205 E. 2026/466 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4205
- Karar No
- 2026/466
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/319 E., 2025/1213 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesine dayalı gaiplik ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 8 59... parsel sayılı ... Vakfından icareli taşınmazın ifrazından oluşan 8 59... parsel sayılı taşınmazın 1095/5760 payı ... adına kayıtlı olup kayıt malikine kayyım tayin edildiğini, ölü ... mirasçıları ..., ... ve ...’nun gaip olup mirasçılarının bulunmadığını ileri sürerek ..., ... ve ...’nun gaipliklerine karar verilmek suretiyle ... payının ... Vakfı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili; gerekli araştırmaların yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sûbut bulan davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ile harç ve yargılama giderlerine ilişkin davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak kararın harç ve vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; eski 8 59... parsel sayılı 7.4 58... miktarlı ahşap kulübe, bostan nitelikli taşınmazın 57 60... payının ... oğlu İstefan, 730 payının ... oğlu ..., 270 payının ... kızı ..., 1055 payının Maliye Hazinesi, 1095 payının T.C. ...(ölü) adına 08.07.1955 tarihli kadastro işlemi ile tescil edildiği, kadastro tespit tutanağında "...Vakfından icareli" şerhinin yer aldığı ve bir çok kayda istinaden tespitin yapıldığının anlaşıldığı, ancak dosya arasına alınan kayıtların sıralı ve düzenli olmadığı, ... adına tespite ilişkin kaydın bulunmadığı, dosya arasına alınan 16.11.2021 tarihli raporda ise 14.09.1953 tarihli istinsah varakasında ...'dan ve ...'den metruken Maliye Hazinesi adına tapu oluştuğu, bu kayıtta gediğin bir kısmının ... Vakfından olduğundan bahsettiği, şerh tarihi olan 28... (1903) tarihinde ...'nın hayatta olmadığının anlaşıldığından bahsedilği, taşınmazın 07.11.1962 tarihli ifrazı ile dava konusu 8 59... parsel sayılı 2.4 90... miktarlı bostan nitelikli taşınmazın oluştuğu, ... adına 1095/5760 payın kayıtlı olduğu, kayda ilişkin "17240/23040 his. ... Vakfından İcarelidir" ve "ölü ... hissesi ... ... ve ... ya intikal edecektir" şerhi bulunduğu, Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.12.1995 tarihli 1995/725 Esas, 1995/777 Karar sayılı kararı ile 10 parsel paydaşları ... ve ...’yı bilen olmadığı, sağ veya ölü oldukları bilinmediğinden ... Defterdarının kayyım tayin edildiği, ... ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli 2015/721 Esas, 2016/126 Karar sayılı, davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu taşınmaz paydaşları ... ve ... hakkında gaiplik talepli açılan davada her iki paydaşın da ölü olup gaiplik kararı verilmeyeceğinden davanın reddine karar verildiği, dava konusu taşınmaza ilişkin Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/758 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil istekli dava görüldüğü, bu kararın içeriğinde Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/186 Esas, 2003/1196 Karar sayılı tapu iptali ve tescil davasından bahsedildiği, bahsi geçen dosyaların fiziken dosya arasına alınmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi için kayıt maliklerinin gaip olup olmadıkları, mirasçı bırakmadan ölüp ölmediklerinin saptanması gerektiği kuşkusuzdur. Hemen belirtilmelidir ki; davalı kayyım vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde kararın usul ve yasaya aykırı olup eksik araştırmaya dayalı tesis edildiğini belirttiği gözetildiğinde esasa ilişkin itirazlarını istinaf aşamasında da ileri sürdüğü, istinaf konusu yapılan hususların temyiz edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı açıktır.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmasın tespitine dayanak kayıtların tamamı eksiksiz ve sıralı olacak şekilde mercinden istenmemiş, kayıt malikinin mirasçılarının gaip kişilerden olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca; çekişme konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren dayanak tüm belgelerin eksiksiz, sıralı ve okunaklı olacak şekilde temini(özellikle ... adına tespite esas kaydın dosya arasına alınması), kayıt malikinin veya mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının tekrar sorulması ve titizlikle aranmasının istenmesi, kayıt maliki ... veya payının intikal edeceği belirtilen ..., ... ve ...’nun getirtilecek belgelerdeki verilerden yararlanmak suretiyle nüfus kaydının ve mirasçıları bulunup bulunmadığının İlçe Nüfus Müdürlüğünden ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorularak tereddütte yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/725 Esas sayılı dosyası, ... ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/721 Esas sayılı dosyası, Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/758 Esas sayılı dosyası ve Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/186 Esas sayılı dosyalarının dosya arasına alınıp incelenmesi suretiyle 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında tekrar olacak şekilde “..., ... ve ...'nun gaipliklerine” ifadesinin iki kez yazılması ve HMK'nın 297. maddesine aykırı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde tapu kaydı ... adına olmasına rağmen “gaip kişilere intikal edecek payın tapu kaydının iptali” şeklinde hüküm tesisi de isabetsizdir. Davalı kayyım vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.