Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/4042 E. 2026/5150 K. – Kasten Öldürme

Konu: Kasten Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4042
Karar No
2026/5150
Karar Tarihi
Konu
Kasten Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2190 E., 2025/852 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : Mahkumiyet, istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2024 tarihli ve 2023/149 Esas, 2024/231 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Sanıklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.04.2025 tarihli ve 2024/2190 Esas, 2025/852 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37/1 maddesi delaletiyle 81/1, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, ceza ehliyetinin yokluğuna, öldürme kastının olmadığına, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; kastın yokluğuna, eksik incelemeye, iştirakin yokluğuna, beraat talebine ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; kastın yokluğuna, eksik incelemeye, iştirakin yokluğuna, beraat talebine ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanıklar tarafından fiil üzerinde ortak hakimiyet kurularak iştirak iradesiyle fail sıfatıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının kasten öldürme olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, maktulden sanıklara yönelen haksız söz veya davranış bulunmaması karşısında sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.04.2025 tarihli ve 2024/2190 Esas, 2025/852 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar ... ve ... yönünden oy çokluğuyla, sanık ... yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.09.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Maktul ... ile tanık olarak dinlenilen ... arasındaki alacak verecek meselesinin çözümü amacıyla iki taraf ile de tanışıklığı bulunan sanık ...'in aracı olmaya çalıştığı ve bu nedenle maktul ..., sanıklar ... ve ... ile tanık ...'un olayın öncesinde ... kafede buluştukları, taraflar arasında herhangi bir uzlaşmanın sağlanamadan maktul ...'ın kafeden ayrıldığı, sonrasında olay gününde aynı meseleyi konuşmak amacıyla sanıklar ... ve ...'in sanık ...'ın şoförlüğünü yaptığı araç ile olay yeri olan ve olay günü fiilen maktul ... tarafından kullanılan ofisine gittikleri, görüntü izleme ve inceleme tutanağı ile de sabit olduğu üzere saat 21:09:46’da sanık ...'ın ...isimli iş yeri karşısına siyah renkli bir aracı yolun sağ tarafına park ettiği, aracın sağ ön yolcu koltuğundan ...’ın, aracın sağ arka koltuğundan ise ...'in inerek ...isimli iş yeri istikametine doğru gittikleri, 21:10:04’te ise şoför koltuğundan ...'ın inerek aynı iş yeri istikametine gittiği, sanık ... ile maktul ...’ın ...isimli iş yeri önünde tokalaştıkları, 21:10:23’te ...'ın inerek ...istikametine gittiği, ... ve ...'in ...'nin ofisinde iken aralarında ... ve ... arasındaki alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktığı, sanıkların savunmaları ve sanıklardan ... ile ...'in alınan savunmalarından da da anlaşılacağı üzere, sanıklar ... ve ... ile maktul arasındaki tartışmanın arbedeye dönüştüğü, akabinde içeride bulunan sanık ...'ın belinde bulunan silahı çıkartarak maktul ...'ye Adli Emanetin 2023/365 sırasında kayıtlı bulunan yarı otomatik tabanca ile beş kez ateş ettiği olayda, sanıklar ... ve ...’in, diğer sanık....ın öldürme fiiline müşterek fail olarak iştirak etmediği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Müşterek faillik TCK’nın 37. maddesinin 1. fıkrasında “suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bir bilginin ve iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Birlikte suç işleme kararına bağlı olarak suçun icrasına iş bölümü çerçevesinde gerçekleştirmeye müşterek hakimiyeti gerekli kılmaktadır. Belli bir neticenin oluşumuna illi etkide bulunan herkes değil ancak kanunda tarif edilen muayyen haksızlığı gerçekleştiren suç ortağı müşterek fail olabilecektir. Diğer bir ifadeyle kanunda tarif edilen haksızlık birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştiriliyorsa, müşterek faillik bahis konusudur. Ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır. Her müşterek fail suçun icrasına ilişkin müessir, fonksiyonel katkıda bulunmaktadır. Öyle ki; bu katkı suç planının başarıya ulaşması açısından önem arz etmektedir. Buna göre suçun icrasına bulunulan katkı suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arz ediyorsa bu suç ortağı müşterek faildir. Başka bir ifadeyle, suçun işlenişine bulunulan her bir müşterek katkı fiilin başarıyla tamamlanması açısından gereklilik arz ettiği gibi, bu müşterek katkılardan herhangi birinden vazgeçilmesi fiili gerçekleştirme ve fiili gerçekleştirmeme akim kalma tehlikesine maruz bırakacaktır. Suçun icrası açısından müstakil bir fonksiyonu olmayan bir katkıda bulunulması halinde müşterek hakimiyetten bahsedilemez.

Sanıkların maktul ... ile konuşmak için dükkana girdikleri, konuşma sırasında tartışmanın meydana geldiği ve sonrasında ...'ın maktule ateş ettiği somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın öldürmeyi gerektirecek bir husumete neden olmayan alacak-verecek ihtilafından kaynaklanması, sanıkların olay öncesinde maktulü öldürme konusunda anlaştıklarına dair bir delil bulunmaması, sanıkların maktulü öldürmeye karar vermeleri halinde, bunu herkesin gözü önünde maktulün işyerinde yapmalarının hayatın olağan akışına uygun olmaması, sanıklar ... ve ...’de silah bulunmaması, maktulün av tüfeğini eline alması üzerine sanık ...’ın yanında bulunan silahı ani bir kastla kullanması sonucunda ölümün gerçekleşmesi ve olay sonrasında ...’ın olay yerinden kaçmasına rağmen sanıklar ... ve ...’in olay yerinden ayrılmamaları karşısında, sanıklar arasında maktulü öldürme konusunda ortak bir kararın varlığına gösteren delil bulunmadığı gibi, sanıklar ... ve ...’in ...’ın öldürme fiiline fonksiyonel katkı sağlayan bir davranışlarının da bulunmadığı kanaatiyle, sanıklar ... ve ...’in müşterek fail olarak sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/4042, K. 2026/5150, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2025-4042-e-2026-5150-k-ff631d778694