Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1494 E. 2026/10399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1494
- Karar No
- 2026/10399
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1731 E., 2023/4564 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçundan kurulan hükme ilişkin katılanlar vekilinin, hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik ise sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1 maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılanlar vekilinin temyiz isteminin; sanığın kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmesinin sabit olduğuna, mağdurun bu dönemde komada olduğundan rıza göstermesinin mümkün olmadığına, sanığın suçu kabul ettiğine ve sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise; mağdurun hesabından yapılan tüm işlemlerin mağdurun rızası dahilinde yapıldığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında atılı suçu işlediğine ilişkin şüphenin var olduğuna ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hırsızlık ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine ve düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ Nitelikli hırsızlık ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçlarından sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. Şöyle ki; Mobil bankacılık yoluyla ve banka hesabındaki parası çekilerek hırsızlık suçunun mağduru olduğu iddia edilen yaşlı kadın ...’nin sağlığında resmi makamlara ya da herhangi bir yakınına paralarının rızası hilafına çekildiğine ilişkin herhangi bir beyan ve iddiası söz konusu değildir.
Sanık, katılanlardan ... ile bir müddet nişanlı olarak katılanın halası olan mağdur ...’nin evlerinde birlikte yaşadıklarını, 2019 yılında tartışma yaşamaları nedeniyle evden ayrıldığını ilerleyen dönemde ...’nin kendisini arayıp, yeğenlerinin kendisine bakmadığını, karşılığında ev ve bankadaki paraları vermek kaydıyla kendisine bakmasını talep ettiğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini, çekilen paraların mağdurun bilgisi ve rızası dahilinde olduğunu ileri sürerek suçlamaları reddetmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve beyanlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarının aksine gerek mobil bankacılık yoluyla, gerekse Banka Şubelerine birlikte gitmeleri suretiyle çekip kendi nam ve hesabına kullandığı paraları mağdurun bilgisi ve rızası dışında olduğuna dair delil bulunmamaktadır. ... tanıklığına başvurulan ... ... Şubesi Müdür Yardımcısı ... ve ödeme yetkilisi ...’ın ifadelerinde mağdurun ambulansla banka şubesine getirildiğini, parasını çekmek istediğini beyan etmesi üzerine akli melekelerinin yerinde olup olmadığını anlamak için kendisine sorular sorduklarını, bir sorun olmadığını tespit edince parayı ödediklerini bu esnada mağdurun parayı yanında bulunan erkek şahsa (sanığa) vermelerini istediğini belirtmiş olmaları sanığın savunmalarını doğrular niteliktedir. Hiç kimsenin hırsızlık gibi bir suçu işlemek için suçun mağdurunu da yanına alarak ambulans eşliğinde resmi bir kurum olan bankaya gidip kameralar önünde böyle bir eylemi gerçekleştirmeyeceği aşikardır. Bu durum olsa olsa sanığın savunmalarını doğrulamaktadır.
Ayrıyeten ... Hastanesi kemoterapi bölümünde hemşire olarak çalışan tanık ... da yeminli ifadesinde sanığın iki yıl boyunca mağduru hastaneye getirdiğini, onunla yakından ilgilendiğini ve bakımını üstlendiğini, hastane masraflarını haricen sanığın ödediğini, mağdurun sanığı sevdiğini ve ona “oğlum” diye hitap ettiğini beyan etmiştir. Bu da sanık savunmalarını doğrular niteliktedir.
Netice olarak 1942 doğumlu olup yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç biri olan mağdurun daveti üzerine onun bakımını üstlenen, tedavisini yaptırıp işlerini yürüten, sanığın bu hizmetleri karşılığında mağdurun kendi rızasıyla paralarını sanığa verdiği, ... yeğenlerinin kendisiyle ilgilenmemeleri ve bakacak başkaca bir yakını ve akrabası olmaması nedeniyle karşılığında ev alacağı ve para vereceği vaadiyle bu durumu sanığa bizzat mağdurun teklif ettiğine dair sanık savunmasının dosya içeriği ve tanık beyanları ile uyumlu olduğu, bu itibarla sanığa isnat edilen hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmünün onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 04.06.2026