İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/669 E. 2026/615 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/669
- Karar No
- 2026/615
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/669 KARAR NO : 2026/615 DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 07/07/2026 KARAR TARİHİ : 09/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, yabancı ülke vatandaşı olup Türkiye'de taşınmaz yatırımı yapmak ve mevzuatta öngörülen koşullar çerçevesinde yatırım yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla davalı .... ile sözleşme ilişkisine girdiğini, davalı şirket, ... ili ... ilçesi sınırlarında gerçekleştireceğini bildirdiği proje içerisindeki üç ayrı bağımsız bölümü davacıya pazarladığını; taşınmazların inşa edilerek sözleşme ve eklerinde belirtilen teknik özelliklerle davacıya teslim edileceğini taahhüt ettiğini, taraflar arasında ... tarihinde ön ödemeli taşınmaz satışına ilişkin sözleşmeler ve bunların ayrılmaz parçası niteliğindeki ön bilgilendirme formları, ödeme planları, teknik şartnameler, bağımsız bölüm planları ve vaziyet planları imzalandığını, davacının taşınmazları edinme amacının, sözleşmenin 3.15. maddesinde, bağımsız bölümlerin Türk vatandaşlığının kazanılması amacıyla edinildiği ve tapu kayıtlarına üç yıl süreyle devir yasağı şerhi konulacağının açıkça düzenlendiğini, ... ili .... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı ... Blok ... . kat ... , ... Blok ... . kat ... ve ... Blok ... . kat ... numaralı bağımsız bölümler için davacının davalıya ödediği toplam taşınmaz bedeli, ... numaralı bağımsız bölüm için ... USD, ... numaralı bağımsız bölüm için ... USD ve ... numaralı bağımsız bölüm için ... USD olmak üzere toplam USD olduğunu, her üç ödeme planında da satış bedellerinin ... tarihinde %100 olarak ödeneceği açıkça yazılmış; belgeler davalı şirket tarafından kaşelenip imzalandığını, davacı, sözleşmelerden doğan asli ödeme borcunu yerine getirdiğini, davalı tarafın bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın inşaatına dahi başlamadığını, somut olay, sıradan bir geç teslim veya bazı eksik imalatların tamamlanmaması uyuşmazlığı olmayıp, davalı, sözleşmenin asli edimi olan binayı meydana getirme ve bağımsız bölümleri teslim etme borcunu hiç ifa etmediğini, sözleşmelerdeki teslim süresinin sona erdiğini ve davalı tarafın ağır temerrüde düştüğünü, sözleşmeler ... tarihinde imzalandığından, 36 aylık süre ... tarihinde sona erdiğini, buna rağmen dava tarihi itibarıyla yalnızca teslim gerçekleşmemiş değil, binanın inşaatına dahi başlanmadığını, bu nedenle davacı, TBK m. 123-126 uyarınca sözleşmelerden dönerek ödediği bedelleri geri istemekte haklı olduğunu, davalının teknik şartname kapsamındaki taahhütleri bütünüyle yerine getirmediğini, davacının yatırım yoluyla vatandaşlık kazanma amacının boşa çıkarıldığını, davacının sözleşmelerden beklediği temel menfaat, yalnızca tapuda arsa payına bağlı bazı bağımsız bölüm numaralarının adına tescil edilmesi olmayıp; davacının amacı, gerçek ekonomik değer taşıyan, inşa edilmiş, kullanılabilir ve hukuken korunabilir taşınmazlar üzerinden yatırım yapmak olduğunu, davalı, davacının vatandaşlık yatırımı amacıyla ödediği ... USD'yi tahsil ettiğini; buna karşılık ekonomik ve fiziki varlığı bulunan taşınmazlar meydana getirmediğini, davacı, toplam ... USD tutarındaki satış bedelini sözleşmelerde belirtilen şekilde ödediğini, davalı ise karşı edimini yerine getirmediğini, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde (TBK m. 123-126), borçlunun asli edimini yerine getirmemesi ve temerrüde düşmesi hâlinde alacaklı sözleşmeden dönerek verdiği edimin iadesini isteyebileceğini, bu nedenle davacı, üç bağımsız bölüme ilişkin sözleşmelerden haklı nedenle döndüğünü, davacının, davalı tarafından kendisine satış bedelleri ile faiz ve ferilerinin tamamen ödenmesiyle eş zamanlı olarak dava konusu bağımsız bölümlere ilişkin kat irtifakı tapularının davalı adına tescil edilmesine hazır olduğunu, Mahkemece hüküm, tarafların edimlerini aynı anda yerine getirmesini sağlayacak şekilde kurulmalı; davalının ... USD ve ferilerini ödemesiyle eş zamanlı olarak davacı adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle davalı adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, davacı, dava açılmadan önce uyuşmazlığın çözümü amacıyla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davalı, anonim şirket ve tacir olup taşınmazların inşa edilmesi ve satılması işlemlerini ticari işletmesi kapsamında gerçekleştirdiğini, TTK m. 4 uyarınca bir hukuk davasının ticari dava sayılabilmesi için kural olarak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bir hukuki ilişkiden doğması veya kanunda sayılan mutlak ticari davalardan biri olması gerektiğini, somut olayda davacı tacir sıfatını haiz olmasa da, uyuşmazlık davalının anonim şirket sıfatıyla, ticari işletmesi kapsamında yürüttüğü profesyonel taşınmaz geliştirme ve satış faaliyetinden kaynaklandığından ve TTK'da düzenlenen anonim şirketler hukukuna ilişkin unsurları da barındırdığından, işin niteliği ve tarafların konumu itibarıyla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, bununla birlikte Mahkemenizce davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinin veya başka bir mahkemenin görevine girdiği değerlendirilirse, HMK m. 20 ve usul ekonomisi ilkesi gereği davanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların ... ili ... ilçesinde bulunması, sözleşmelerin ifa yerinin Antalya olması, keşif ve bilirkişi incelemesinin Antalya'da yapılacak olması nedeniyle HMK m. 6 ve taşınmaza ilişkin davalarda kesin yetkiyi düzenleyen HMK m. 12 uyarınca Antalya mahkemeleri yetkili olduğunu beyanla, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı ... Blok ... . kat ... , ... Blok .... kat ... ve ... Blok .... kat ... numaralı bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ve üzerlerinde ipotek, intifa, kira şerhi veya başka ayni ya da şahsi haklar kurulmasının engellenmesine yönelik olarak tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, taraflar arasında ... tarihinde imzalanan ... Blok .... kat ..., ... Blok .... kat ... ve ... Blok .... kat ... numaralı bağımsız bölümlere ilişkin taşınmaz satış sözleşmelerinden ve tapu devir işlemlerinden, davalının asli edimini hiç yerine getirmemesi nedeniyle davacının haklı olarak döndüğünün tespitine, davacı tarafından davalıya ödenen toplam ... USD'nin; öncelikle sözleşmelerde belirtilen ... ödeme tarihinden, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde davalının sözleşmesel teslim borcunda temerrüde düştüğü tarihten, bunun da kabul edilmemesi hâlinde ... arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, toplam ... USD ile işlemiş ve işleyecek faizlerin davacıya tamamen ödenmesiyle eş zamanlı olarak ... Blok .... kat ..., ... Blok .... kat ... ve ... Blok .... kat ... numaralı bağımsız bölümlerin davacı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davalı .... adına tesciline, tapu iptal ve tescil işlemlerinden kaynaklanacak harç ve giderlerin, sözleşmelerin sona ermesine davalının ağır sözleşme ihlali neden olduğundan davalı üzerinde bırakılmasına, davacının sözleşmeler nedeniyle ödediği tapu harcı, döner sermaye, değerleme, ekspertiz, banka transferi, noter, tercüme ve vatandaşlık işlemleriyle bağlantılı sair belgeli giderlere ilişkin fazlaya ve ayrı dava açmaya dair haklarının saklı tutulmasına, mahallinde keşif yapılarak dava konusu ... Blok'un inşaatına başlanıp başlanmadığının ve mevcut fiziki durumun bilirkişi heyeti marifetiyle tespitine, Mahkememizce Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı kanaatine varılması hâlinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, sözleşme nedeni ile verilen bedelin iadesi ve davacı adına kayıtlı taşınmazların davalı adına tescili istemine ilişkin davadır. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanları, davanın niteliği değerlendirildiğinde öncelikli olarak ticari dava ile esnaf ve tacir ayrımı konusunda doktrin ve yüksek mahkeme içtihatlarına göre açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m. 12/1). Tacirin tanımında merkez kavram ticari işletmedir. Bu sebeple teşebbüs kavramının unsurları ticari işletmenin unsurları ile karşılaştırılacaktır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir (TTK m. 11/1). Unsurları; devamlılık, iktisadi faaliyet (gelir sağlamayı hedef tutma), bağımsızlık, esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadır. (Karaman Coşgun, Özlem; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Teşebbüs Kavramı ve Tacir Sayılmasının Sonuçları, MÜHF - HAD, C.21, S.1, s.115 vd.). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 12. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan kanunun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince, davacı taşınmaz satışına ilişkin sözleşme uyarınca verilen bedelin iadesi istemi ile dava açmıştır. Davacının dava dilekçesinde açıkça tacir olmadığını beyan ettiği, dava konusu taşınmazları vatandaşlık kazanmak için aldığı, taşınmazların üç adet olması sebebiyle tüketici vasfında da olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tacir ise de davacının tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava niteliğinde olmaması, ayrıca davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ticari davalardan olmaması, ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c maddesi gereğince mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması sebebiyle öncelikle dikkate alınması gerekir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5.Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, Tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak sözlü beyanın tutanağa geçirilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2026
Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı