İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/41 E. 2026/26 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/41
Karar No
2026/26
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/41 Esas - 2026/26 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/41 KARAR NO : 2026/26

.... DAVA : Menfi Tespit / Bankacılık - Tapu İptali ve Tescil/Alacak DAVA TARİHİ : 11/11/2021 KARAR TARİHİ : 21/01/2026 KARAR Y.TARİHİ : 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan "Tapu İptali ve Tescil/Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusunu oluşturan taşınmazın .... bağımsız bölüm (dairenin) 02.12.2013 tarihinde piyasa değerinin çok altında icra satışı ile alacaklı .... tarafından satın alındığını, müvekkili şirketin ... takip sayılı kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasından toplam 804.148,78.-TL tutarlı takip başlatıldığını, bankaya verilen iki adet ipotek limitinin 690,000,00.-TL tutarlı olduğunu, davacı şirketin nakit kredi borcuna ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi dosyasından şirketin (merkez ofisini) taşınmazını 02.12.2013 tarihinde ihale ile 275.000,00.-TL bedelle sattırıp bankanın kendisinin satın aldığını, 25.06.2014 tarihinde ise 2. ipotek (daire) satışından 90.100.00.-TL daha ödeme yapıldığını, devamında davacı borçlu şirketin aynı takip borcunu ödenmesine ilişkin .....'ye 585.000,00.-TL tutarlı temlik verildiği, bu temlik bedelini 22.07.2016 tarihinde tahsil ettiğini 19.06.2018 tarihinde aynı dosyadan icra müdürlüğünce fazladan 250.057.858.-TL daha ödeme yapıldığının sabit olduğunu, davalı ....'nin her iki takip dosyasından yaptığı tahsilatlarını 2012/13017 takip sayılı kambiyo takip dosyasına 06.03.2018 tarihinde bildirdiğini, müvekkili şirket tarafından, .... takip sayılı kambiyo takip dosyasının mükerrerliği nedeniyle iptalinin talep ve dava edildiğini, neticesinde .... Mahkemesinin 14/12/2018 tarih ve ....K. sayılı karar ile takibin iptaline karar verildiği beyanla, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirket adına kayıtlı .... parselde kayıtlı 1. kat 3 nolu bağımsız bölüm hissesinin 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi için tedbir konulmasını veya davalıdır şerhi işlenmesini, taşınmazın davalı ... A.Ş. adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescilini, bununda mümkün olmaması halinde zararının 1.681.400,00.-TL olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı-borçlu şirketle imzalanan genel kredi sözleşmeleri ve ek sözleşmelerine istinaden davacıya kullandırmış olduğu krediler nedeniyle davacı şirketten alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için iki adet takip başlatıldığını, ipotek takibi kapsamında ...nolu bağımsız bölüm 275.000-TL bedelle bankaya alacağa mahsuben ihale edildiğini, taşınmazın satışları ile karşılanamayan 324.900-TL için rehin açığı belgesi düzenlendiğini, müvekkili bankanın hem haciz nedeniyle hem de temlik nedeniyle .... sayılı dosyasında alacaklı olduğunu, bankaya temlik edilen icra dosyasından yapılan ödemeler temlik sözleşmesi nedeniyle yapılmış olduğunu, mahkeme kararları ile kesinleşmiş sıra cetveline dayanılarak garame usulü ile banka payına düşen tutarların ödendiğini, yapılan tüm tahsilatların tahsilde tekerrür etmemek üzere açılmış olan kambiyo takibi dosyasına bildirildiğini, davalı bankanın, cebri icra tehdidi altında 24.07.2020 tarihinde 377.100-TL'yi aslında alacaklı olduğu davacı-borçluya ödemek zorunda kaldığını beyanlarla, davanın reddini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden davalının davacıya vermiş olduğu nakdi kredi alacaklarına ilişkin olarak .... sayılı dosyasında başlatılan takibin iptal edilmesi nedeniyle bankaya ipotek olarak verilen 2 adet taşınmazdan açık arttırma yolu ile satılan ve davalı banka adına tapuya tescil dava konusu taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, bankanın hukuka aykırı hileli davranışının bulunup bulunmadığı, bu satış nedeni ile davanın zararının doğup doğmadığı hususlarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... sayılı kararı 8. Davaya konu taşınmaz değerinin belirlenmesi bakımından alınan bilirkişi raporu V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 9. Dava, tapu iptali ve tescil bu mümkün olmadığı taktirde zararın tazmini istemine ilişkindir. 10. Mahkememizce 17/04/2025 tarihinde davanın reddine dair karar verildiği, verilen karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ....sayılı kararında özetle; "... somut olayda, davacının kayden maliki olduğu taşınmazın davalının yaptığı mükerrer takip nedeniyle davalıya satışının yapıldığını, cebri ihaleye konu takibin ise daha sonra mahkeme kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde zararının tazmini isteğinde bulunduğuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri, 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olup ticaret mahkemesinin görev kapsamı dışında kalmaktadır. Bu durumda mahkemece davada genel mahkemenin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." şeklinde karar verilmiştir. 12. Davanın esasının incelenmesinden önce mahkememizin görevli olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekmektedir. 13. 6100 sayılı ....Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. 14. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendi "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmünü içermektedir. 15. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. 16. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 17. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. 18. Az yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. 19. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. 20. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. 21. Bir davanın nispi nitelikte ticari bir dava olup olmadığı hususundaki belirlemede esas alınması gereken ölçütler olan tacir, ticari işletme ve esnaf kavramları yönünden TTK'da ki düzenlemeler ve diğer özel Kanunlardaki düzenlemeler dikkate alınmalıdır. 22. TTK m. 12. hükmü "Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicilde tescil ederek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlatmamış olsa bile tacir sayılır." şeklindedir. 23. Aynı kanunun 11. maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca (değişiklikle C.Başkanlığınca) çıkartılacak kararnamede gösterilir." düzenlemesini içermektedir. 24. Yine sözkonusu Kanunun 15. maddesi de esnafı tanımlamakta olup; "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddesinin 2.fıkrasında çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." hükmünü içermektedir. 25. Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür. 26. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (6100 s. HMK m.1) düzenlenir. Görev ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir .... 27. Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında; davacının kayden maliki olduğu taşınmazın, davalının yaptığı mükerrer takip nedeniyle davalıya satışının yapıldığını, cebri ihaleye konu takibin ise daha sonra mahkeme kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde zararının tazmini istemiyle işbu dava açılmıştır. 28. Davanın, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK m. 2. hükmünde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. 29. Bu kapsamda, eldeki uyuşmazlığın TTK 4. maddesinde düzenlenmiş olan mutlak ya da nispi nitelikte ticari dava olmadığı, bizatihi Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gereken davalardan olmadığı uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, bu nedenle HMK 114/1-c, 115/2. maddesi gereğince dava dilekçesinin görev nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 30. Yapılan bu açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca .... ait olup, davanın görev dava şartı yokluğundan reddine dair aşağıdaki şeklide karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın, Mahkememizin görevli olmaması nedeni ile HMK m. 114/1-c ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Görevli Mahkemenin, .... Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, 3-HMK m. 20/1 hükmü uyarınca Mahkememiz kararı "kesin nitelikte" ise tebliğ tarihinden, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içerisinde "Dava Dosyasının Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın görevli olan .... GÖNDERİLMESİNE, 4-İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA, 5-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Ticaret Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/01/2026

....

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/41, K. 2026/26, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-41-e-2026-26-k-bd3b04e05b15