İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/393 E. 2026/350 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/393
Karar No
2026/350
Karar Tarihi

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/393 Esas - 2026/350 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/393 Esas KARAR NO : 2026/350

HAKİM : .... KATİP : ....

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : .... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Haksız fiil ) DAVA TARİHİ : 06/02/2025 KARAR TARİHİ : 18/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı ) Davası'nın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.08.2018 tarihinde davalı belediyenin taşeronu olan diğer davalı şirketin sondaj çalışması sırasında müvekkili tarafından sigorta edilen çelik doğalgaz borusunun delindiğini, havaya gaz atıldığını, ekspertiz incelemesi neticesinde müvekkilinin sigortalısına zarar bedeli 3.060 USD ödeme yaptığını, halefiyet ilkesi gereğince sorumluluğu bulunan davalılardan bu bedelin tahsili amacıyla davalılar aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazları üzerine tabin durduğunu ileri sürerek, davalıların ... 4. İcra Dairesi'nin 2020/4272 esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Büyükşehir Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu hasarın diğer davalı şirket tarafından verildiğinin sabit olduğun.....Ltd. Şti. sorumlusunun imzası bulunmasından dolayı hasardan sorumlu olduklarını, müvekkili idarenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili idarenin ASKİ'den ayrı tüzel kişiliğe ve genel müdürlük şeklinde idari yapılanmaya sahip olduğunu, müvekkili idarece talimat verilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapmış olduğu ödemenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, ödenen miktarın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Metay...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Başkent Doğalgaz adına halefiyet gereğince aynı kazaya ilişkin ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/111 esas sayılı haksız fiilden kaynaklı tazminat davasının da açıldığını, farklı kusur ve zarar hesaplaması olmaması için davaların birleştirilmesi gerektiğini, yine aynı kazayla ilgili ... 13. Ticaret Mahkemesi'nin 2019/428 esas sayılı davasında müvekkilinin hasar bedelinin %30'undan, .... mesafesinin ilgili yönetmeliğe uygun olmadığını, uyarıcı herhangi bir levha veya işaretin bulunmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, havaya atılan gazın teminat kapsamında olmadığını, müvekkilinden rücuen istenemeyeceğini, ... edilmesine rağmen davacının döviz cinsinden talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalılardan rücuen tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir. Mahkememizce 25.09.2025 tarih, 2025/331 esas, 2025/665 karar sayılı ilam ile "...Somut uyuşmazlıkta; davacı nezdinde sigortalı....A.Ş.'nin davalılarca zarara uğratıldığı ve dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin halefiyet ilkesi gereğince davacı-sigorta şirketinin ödenen tazminatın rücuen tahsili istemiyle davalılar aleyhinde yabancı para üzerinden takip başlatıldığı ve takibe davalıların itiraz üzerine takibin durduğu, davacının takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Yukarıda yazılı yasal hükümler ve açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlık ele alınmakla; takibin yabancı para üzerinden başlatıldığı eldeki itirazın iptali davası yönünden usulüne uygun bir takibin varlığı dava ön şartı olup, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı kanaatine varılmakla esasa dair diğer hususlara girilmeksizin davada dava ön şartı bulunmadığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/1,2 maddesi gereğince davanın usulden reddine..." dair karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2025/1835 esas, 2026/328 karar sayılı ilamı ile " İlk derece mahkemesince itirazın iptali davasının, usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, takip talebinde harca esas değerin sehven veya UYAP kaynaklı teknik aksaklık nedeniyle yazılmamış olmasının usulüne uygun takibin bulunmadığı anlamına gelmeyeceği, takibe konu 3.456,12 USD alacak üzerinden takip tarihindeki Merkez Bankası kuru esas alınarak 23.616,70 TL harca esas değerin hesaplandığı, bu tutar üzerinden 118,47 TL peşin harcın icra dosyasında tahsil edildiğinin sabit olduğu, dolayısıyla takibin harç yönünden eksiksiz olduğu, mevcut durumda tüm takip evrakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde usulüne uygun bir icra takibinin mevcut olduğu, yerel mahkemenin şekli bir eksikliği hak arama özgürlüğünü engelleyecek şekilde yorumlamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamı üzerine dosyanın yeniden 2026/191 esasa kaydı yapılarak kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. Dava şartları 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca açılan davada davaya devam edilebilmesi için öncelikle mahkemeye ilişkin dava şartları bulunmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davayı usulden reddeder. Davalı Belediye yönünden yargı yolu ve dava şartları üzerinde durulması gerektiğinden dosya tefrik edilerek mahkememizin iş bu 2026/393 esasına kaydı yapılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2/1.b madde gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türlerindendir. Belirtilen Kanunun 13 maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. İcra ve İflâs Kanunu (İİK) 42/3 maddesinde ise idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Mahkememizce davalılar arasında akdedilen sözleşme bulunup bulunmadığı sorulmuş, yapılmış bir sözleşme var ise ibrazı amacıyla ara karar tesis edilmiştir. Davalı ... Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan cevabi yazıda davalı ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dava itirazın iptali davası olup, ... Büyükşehir Belediyesi yönünden de ilamsız icra takibi yoluyla takip başlatılmış olup, takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında davalı belediye yönünden de İİK'nun 67. maddesi uyarınca adli yargının görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle yargı yolu dışındaki diğer dava şartlarının ele alınması yoluna gidilmiştir. Somut olayda; davacı yan, davalı idarenin kazı çalışmalarını yaparken sigortacısının mal varlıklarına hasar verdiğini, oluşan hasar nedeniyle ödeme yaptığını, oluşan hasardan davalı idarenin sorumlu olduğunu, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine takibe giriştiği, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemektedir. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz Belediyenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine konu edilmesi hukuken mümkün değildir. İİK'nun 42/3. maddesi uyarınca davalı belediye yönünden usulüne uygun takip bulunup bulunmadığı hususu ön dava şartı olup davanın dava ön şartı yokluğundan reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; İİK'nun 42/3. maddesi uyarınca usulüne uygun bir takip bulunmadığından davanın dava ön şartı bulunmadığından REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/05/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/393, K. 2026/350, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-393-e-2026-350-k-e118baa3c9a2