İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/278 E. 2026/640 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/278
- Karar No
- 2026/640
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/278 Esas KARAR NO : 2026/640
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkete ait otelin çarşaf, havlu vb. malzemelerinin yıkanması ve ütülenmesi hizmetlerini yerine getirdiğini, kesilen faturalara istinaden ödemelerin parçalar halinde yapıldığını fakat son olarak 30.000,00 TL alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edip takibi durdurduğunu ve zorunlu arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek; davalının itirazının 30.000,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların; somut, denetlenebilir ve ispata elverişli herhangi bir ticari kayıt, teslim belgesi, mutabakat formu veya kesin hesap ilişkisi ile desteklenmediğini, dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafın takip dayanağı olarak esasen kendi uhdesinde tek taraflı şekilde oluşturduğu faturalara dayandığını, buna karşın hizmetin gerçekten yerine getirildiğini ve bakiye alacağın kesinleştiğini ortaya koyan objektif delilleri dosyaya sunamadığını, davacı tarafın hukuki statüsüne ve ticari niteliğine ilişkin dahi çelişkili kayıtlar bulunduğunu, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından davacı adına kayıtlı gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen, Vergi Dairesi yazısında davacının “tacir sayıldığı” yönünde değerlendirme yapıldığını, bunun yanında davacının esnaf odası kaydının bulunduğu da dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığını, davacının dava dilekçesinde “mal teslim fişleri”nden bahsetmiş olmasına rağmen dosya kapsamına müvekkili şirket yetkililerince imzalanmış herhangi bir teslim fişi, teslim tutanağı veya kabul belgesi sunamadığını, hangi ürünlerin hangi tarihte teslim edildiği, teslimlerin kim tarafından teslim alındığı ve teslim edilen miktarların ne şekilde tespit edildiğinin tamamen belirsiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. GEREKÇE: Bilindiği üzere görev, 6100 sayılı HMK’nın 1 nci Maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir" şeklinde düzenlenmiştir. Her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen ve bu Kanun’un 4. maddesinde belirtilen diğer düzenlemelerden doğan hukuk davaları "ticarî dava" sayılır (Bkz. Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1106). Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticarî davalar; tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır. Nispi ticarî davalar; her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticarî dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticarî davalar ise; yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, İTO'ya, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarından davacının uyuşmazlığa konu fatura dönemi olan 2025 yılında işletme defteri tuttuğu, VUK 177/1 deki limitleri aşmadığı, esnaf kaydının olduğu, tacir olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davada ticari dava koşullarının mevcut olmadığı bu nedenle görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, 6-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, tarafların yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.16/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır