İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/244 E. 2026/244 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/244
Karar No
2026/244
Karar Tarihi

T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/244 Esas - 2026/424 T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/244 KARAR NO : 2026/424

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2019 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 K.YAZIM TARİHİ : 14/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 08.06.2013 tarihinde ''Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" imzalandığını, davalının müvekkil şirket nezdinde 09.07.2018 tarihi itibariyle çalışmaya başladığını ve Planlama bölümünde Planlama Müdürü olarak yaklaşık 9 ay süreyle çalıştığını, müvekkili şirket nezdindeki ilgili üretim programlarına göre üretim planlama, malzeme planlama ve kapasite/iş gücü planlama faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı yanın müvekkili şirketin üst yönetimince alınan kararlar çerçevesinde belirlenen hedefler üzerine çalışma yaptığı, üretim alanının her aşamasında çalıştığını, müvekkil şirkete ait ticari sırlar, üretim teknolojisi ve özet üretim sırları hakkında oldukça önemli bilgilere sahip olduğunu, iş akdinin 31.05.2019 tarihli istifa dilekçesi doğrultusunda 31.05.2019 tarihinde davalının kendi iradesi ile sona erdiğini, taraflar arasındaki Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin “Rekabet Yasağı” başlıklı 7. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, davalı yanın müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıllık süre boyunca İstanbul, ..., İzmir, Bursa ve Kocaeli illeri sınırları içerisinde müvekkili şirketin işiyle rekabet halinde olan herhangi bir şirkete bağlı çalışmayacağı, rekabet yasağına aykırı davranmayacağı, aksi takdirde davalının müvekkil şirketin bu sebeple uğradığı zarar ve ziyan ile 10 (on) aylık brüt maaşı tutarında cezai şartı ödeyeceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini, ancak davalının müvekkili şirket ile arasındaki iş sözleşmesine aykırı olarak merkezi ...'da bulunan ve müvekkil şirket ile rekabet halinde olan dava dışı Nurol Makina ve Sanayi AŞ bünyesinde çalışmaya başladığını, Nurol Makine AŞ'nin müvekkili şirket ile benzer konularda hizmet verip savunma sanayi alanında faaliyet göstererek askeri araçlar ürettiğini, ayrıca yedek parça, teçhizat, ekipman ve aksesuar üretimi de yapmakta olduğunu ve müvekkili şirket ile aynı konularda faaliyet gösterdiğini, Nurol Makine AŞ ile müvekkili şirketin faaliyet konusunun, iş ürünleri, piyasaya arz ettikleri ürünlerin aynı olduğunu, iş faaliyetlerindeki benzerlik sebebiyle dava dışı Nurol Makine AŞ ile müvekkili şirket arasında rekabet ilişkisinin olduğunun son derece açık olduğunu, davalının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağını ihlal etmesi sebebiyle müvekkili şirkete 10 aylık brüt maaşı tutarında cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek, tüm bu nedenlerle davalının 13.500,00-TL olan son brüt ücretinin 10 (on) katı tutarı olan 185.000,00-TL cezai şart bedelinin, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL'sinin ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, HMK md 17 uyarınca tacirler arasında olmayan yetki sözleşmesinin bağlayıcı olmadığı, HMK 6. maddesi hükmüne göre davalının yerleşim yeri olan ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esasa ilişkin olarak ise, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.9.2008 tarih ve E:2008/9-517 K:2008/566 sayılı kararında da benimsendiği üzere cezai şartın istenebilmesi için işverenin uğramış olduğu zarar miktarının tespit edilmesi gerektiğini, bunun tespiti için ise işçinin davacı işyerine giriş-çıkış tarihinin öncesi ve sonrası yıllara ait faaliyetlerine ilişkin finansal veriler, defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak var ise böyle bir zararın oluştuğu ve bu zararın davalı işçi tarafından işveren davacıya verildiğinin tespiti gerektiğini, davacı firmanın, çalışanları ile imzaladığı iş akidlerine genel işlem şartlarına aykırı olarak rekabet yasağına ilişkin fahiş miktarlarda cezai şart hükümleri koyduğunu, rekabet yasağı maddesinin genel işlem koşullarına aykırı olduğu, gerekli bilgilendirme yapılmayarak müzakere edilmemiş olduğunu, bu nedenle TBK md 21 kapsamında geçersiz olduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmünün davalı işçi tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle, iş akdine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Davanın ... 43. İş Mahkemesinin 2024/436 Esas sayılı dosyasında görülmekte iken görevsizlik kararı verilmesi üzerine, dosyanın mahkememize gönderildiği ve mahkememizin işbu esasına kaydedildiği anlaşıldı. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 14.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." denilmektedir. Dosya kapsamından; davacı tarafça davanın ilk olarak İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine dava açıldığı, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/628 E, 2020/427 K, sayılı kararı ile iş bu davaya bakmaya görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği,-karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2021 tarih ve 2021/271 E, 2021/758 K, sayılı ilamı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, akabinde dosyanın İstanbul 34. İş Mahkemesine tevdi edildiği, İstanbul 34. İş Mahkemesi'nin 2021/291 E, 2022/410 K, sayılı kararı ile davalının yerleşim yerinin ...'da olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği ve kararın tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine kesinleştiği, ... 43 İş Mahkemesinin 24/11/2022 tarih, 2022/333 E. ve 2022/641 K. sayılı davanın reddine dair kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesine gönderilmiş olup, dairenin 25.10.2024 tarih 2023/331 E. ve 2024/2196 K. sayılı ilamı ile; "... rekabet yasağı 6098 sayılı TBK'nın 444. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TBK 420. maddesinde yer alan "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. " düzenlemesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Hal böyle olunca, ilk derece Mahkemesince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi uyarınca dava konusu sözleşmede işçi aleyhine düzenlenen cezai şarta ilişkin mütekabiliyet koşulunu sağlayan işçi lehine bir düzenleme bulunmadığı gerekesiyle, davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur .İlk derece Mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak,1.Davalı işçinin 17/06/2019 tarihinde çalışmaya başladığı dava dışı Nurol Mak. San. A.Ş.'nin davacı şirket ile aynı işkolunda iştigal edip etmediği, davacı şirketin işiyle rekabet halinde olan bir firma olup olmadığı yöntemince tespit edilmeli, davalı işçinin, dava dışı Nurol Mak. San. A.Ş. nezdinde çalışmasının, davacı ile davalı işçi arasında imzalanan iş sözleşmesinin 7. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği belirlenmelidir. 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444/2. maddesi uyarınca, davalı işçinin, davacı işveren nezdinde "planlama müdürü" olarak çalışmış olduğu dikkate alındığında, işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, görevi neticesinde elde ettiği bilgilerin, kullanılması halinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olup olmadığı, gerekirse uzman bir bilirkişi marifeti ile belirlenmelidir. Bu noktada, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığının yeterli olduğu hususu ise gözden kaçırılmamalıdır. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 445/1. maddesi uyarınca, taraflar arasında imzalanan 7. maddesi ile getirilen rekabet yasağının, davalı işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini sebep olacak şekilde bir düzenleme getirip getirmediği irdelenmelidir. Bu doğrultuda, davalı işçinin yapmış olduğu iş dikkate alınarak, davacı şirketin işkolunda, İstanbul, ..., İzmir, Bursa ve Kocaeli illeri dışında davalı işçinin çalışabileceği başkaca işyerleri olup olmadığı araştırılmalı, yer bakımından getirilen sınırlamanın davalı işcinin iktisadi geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirip güçleştirmediği belirlenmelidir. Nihayet, ilk derece Mahkemesince yapılacak araştırmalar neticesinde, davacı işverenin taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şarta hak kazandığının kabulü halinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 445/2. maddesinde yer alan "Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” düzenlemesi de dikkate alınarak, TBK 182/son hükmü de göz önünde bulundurularak, bir karar verilmelidir.", gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. ... 43. İş Mahkemesinin 2024/436 Esas 2025/596 Karar sayılı dosyasında yargılamanın devamı sırasında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 444 ila 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/3 hükmüne göre içtihadı birleştirme kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Hatta Mahkemenin bozma ilamına uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması durumunda, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak mevcut olsa bile, yeni İçtihadı Birleştirme Kararı'nın kesinleşmemiş tüm dosyalara uygulanması gerekmektedir. (Bkz. YİBK, E.: 21, K.: 9, T.: 09.05.1960 / R.G., Sayı: 10537, T.: 28/06/1960) bu açıklamalar doğrultusunda, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair görevsizlik kararı verip mahkememize dosya gönderilmiştir. H.M.K.’nun 353/1-a-3 maddesi gereğince, “Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması…” hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresi içinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. H.M.K.’nun 362/1-c maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemeleri’nin “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. H.M.K. sisteminde, yukarıda belirtilen maddelerle; ilk derece mahkemesinin görevli veya yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi veya görevli veya yetkili olmadığı halde işin esasına girmesi halleri ile birinci mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi ancak ikinci mahkemece verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararının istinaf edilmesi halinde bu başvuru sonucu verilen veya her iki mahkemenin de görevsizlik veya yetkisizlik kararlarının istinaf edilmeden kesinleşmiş olması halinde merci tayini için verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamında İstanbul '. Asliye Ticaret Mahkemesince 2019/628 Esas sayılı dosyasında açılan dava da iş mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 43. Hukuk Dairesinin 2021/271 Esas ve 2021/758 Karar sayılı ilamı ile iş mahkemesinin görevli olduğundan bahisle HMK'nın 362(1)- a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Yine ... 43 İş Mahkemesinin 24/11/2022 tarih, 2022/333 E. ve 2022/641 K. sayılı davanın reddine dair karar ... Bölge Adliye 34. Hukuk Dairesince (iş davalarına bakan daire) esastan dosya incelenerek kaldırılmıştır. Mahkemeler arasında, davalara hangi mahkemenin bakacağı konusunda görev ve yetki uyuşmazlıkları çıkması durumunda bu uyuşmazlıkların çözüm yolu HMK’nun 21., 22. ve 23. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemelere göre, merci tayinine sadece, iki mahkemenin de göreve ve yetkiye ilişkin verdikleri kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde gidilebilecektir. Kanun yoluna başvurulmuş ve kanun yolu incelemesi sonucunda göreve veya yetkiye ilişkin karar kesinleşmiş ise, artık merci tayini yoluna gidilemeyecektir. İlk mahkemenin görevsizlik kararı kanun yolunca onaylandığı takdirde, bu karar, HMK’nun 23/2. maddesindeki kural yanlış da olsa, davaya bundan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağından davaya İş mahkemesin bakılacağı konusunda bir tartışma yoktur. HMK’nun 23/2. maddesinin, “kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” kuralı ayrıca, ilk mahkemenin kararı kanun yolunca onaylandığı takdirde, ikinci mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesini engellediği için mahkemeler arasında görev veya yetki uyuşmazlığı çıkma ihtimalini ortadan kaldıran bir kuraldır. Her ne kadar Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 444 ila 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş ise de HMK’nun 23/2. maddesindeki “kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” kuralı gereğince mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin ... 43. İş Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin ... 43.İş Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz ile ... 43.İş Mahkemesi arasında OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI oluştuğundan, kararın istinaf edilmemesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının halli ve mercii tayini için HMK 21/c maddesi gereğince dava dosyasının ... Bölge Adliye Mahkemesi İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI'NA GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve harçların görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair; Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.13/05/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/244, K. 2026/244, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-244-e-2026-244-k-dfa29c8fe494