İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/213 E. 2026/105 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/213
- Karar No
- 2026/105
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/213 Esas KARAR NO : 2026/105
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2024 KARAR TARİHİ : 02/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkili şirket ile arasında akdedilmiş olan iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı yükümlülüklerine aykırı eylemleri sebebiyle, 50.000,00 TL (ellibintürklirası) tutarındaki cezai şartın ödenmesi talepli işbu davayı açma gerekliliğinin hasıl olduğunu, davalının, müvekkili firma bünyesinde iş akdi ile sürdürmekte olduğu iş ilişkisini 15.01.2023 tarihinde istifa sebebiyle sonlandırdığını, davalının, müvekkili firma bünyesinde yaklaşık olarak 2 yıl süreyle çalışmış olduğunu, sektörel olarak iş içeriğini öğrendiğini, müvekkili firmanın müşteri portföyüne hakim olduğunu, müvekkili firmanın işleyişine yönelik bilgilere sahip olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen iş sözleşmesindeki rekabet yasağının, davalı tarafça açıkça ihlal edildiğini, davalının müvekkili firma ile iş akdinin sona ermesinden kısa bir süre sonra davalının, müvekkili firma ile aynı sektörde faaliyet gösteren ........ İşitme Cihazları adlı işitme cihazı merkezinde çalışmaya başladığının haricen öğrenildiğini, nitekim bu noktada belirtmek isteriz ki, davalının, ........ İşitme Cihazları adlı firmada sigortalı olarak mı çalıştığı yahut firmanın bayiliğini alarak kendi nam ve hesabına mı çalıştığının taraflarınca tam olarak bilinemediğini, her durumda davalının ........ İşitme Cihazları isimli, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren firma ile organik bağ içerisinde bulunduğunun sabit olduğunu, davalının, görevinin sağladığı imkanlardan yararlanarak satış yapılan müşteri portföyü, iş sırları ve aynı faaliyetlerde bulunan şirketler ile paylaşılması durumunda Müvekkili şirketi büyük zararlara uğratacak bilgilere sahip olduğunu, taraflar arasında akdedilen iş sözlemesi gereğince, rekabet yasağını ihlal eden davalının sözleşmede belirlenen cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu beyanla, Karşıyaka ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı takip dosyasına yönelik haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aynen davacının da kabulünde olduğu gibi 100 den fazla olan şubelerinden birisinde "satış elemanı" olarak çalıştığını, başka bir anlatımla, işitme cihazı satışı yapan davacının müşterilerine, yine müşterinin başvurması halinde "işitme cihazı" satışı yapmanın davalı müvekkilin (davacı işyerindeki) görevi olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin muhasebe ya da satın alma müdürü olmadığı gibi, yüzden fazla şubenin bir tanesinde tezgahta satış yapan bir işçi olarak çalıştığı dikkate alındığında, iddiaların yersiz, gerçek dışı ve abartılı olduğunun net olarak anlaşıldığını, müvekkilinin adı geçen iş yerinde maaşla (işçi olarak) çalışıyor olması "menfaat ilişkisi" olarak kabul edilemeyeceği gibi, davalı müvekkili yönünden rekabet yasağının sınırlarını çizen 11.6 maddede de davacının faaliyet alanı içinde başka bir kişi/şirket yanında çalışmak rekabet yasağı olarak sayılmadığını ve gösterilmediğini, davacı, rekabet yasağının ihlalinin sözleşmenin 11.7 maddesinde cezai şarta bağlandığını ve buna göre davalı müvekkilinin 50.000 TL'yi cezai şart olarak ödemesini talep etmişse de; taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sadece müvekkili aleyhine olacak şekilde ceza koşulu getirildiği, bunun karşılığında davacı işveren firmaya herhangi bir yükümlülük getirilmediğinin görüldüğünü, başka bir anlatımla davacı iş veren, hizmet sözleşmesine sadece davalı işçi müvekkili aleyhine olacak şekilde cezai şart koyduğunu, bu durumun TBK 420.maddesinde açıkça yasaklanmıştır ve Yargıtay İBHGK'nun 2017/10 E- 2019/1 K sayılı, 08.03.2019 tarihli kararında da işçi aleyhine tek taraflı olarak getirilen ceza koşulunun geçersiz olduğu kabul edildiğini, ilgili YİBHGK kararında belirlenen ilkeler çerçevesinde, davalı müvekkili aleyhine davacı iş veren tarafından hizmet sözleşmesinde tek taraflı getirilen ve davaya konu edilen cezai şart geçersiz olduğunu beyanla, haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 11.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda: "Bila tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının TBK md. 445 Hükümlerin yer alan kısıtlamaları aşar nitelikte coğrafi sınır içererek ve varılan kanaat neticesi fahiş cezai şart bedeli ile akdedildiği tespiti ile; iş sözleşmesinin TBK md. 444 ve md. 445 hükümlerinde yer alan esaslara genel olarak aykırı bulunmasından dolayı taraflar arasında sözleşmeden doğan bir rekabet yasağından bahsedilemeyeceği, davacının yalnızca İstanbul'da 22 şubesi bulunan ve ticaretin en önemli coğrafi bölgesi olan Marmara Bölgesi, İzmir ve Ankara illerinde yine çok sayıda şubeli bir şirket olmasına rağmen bu kadar geniş alanda ekonomik faaliyet kısıtlayıcı ve diploma konusu işi yapmayı engelleyici bir rekabet kısıtlaması getirilmesinin işçinin geçimi için hakkaniyetli olamayacağı, davalının görev ve sorumluluklarının yüksek olduğu iddiasına itibar edilemediği, davalının asgari ücretli olarak çalıştığı, Davalı ile Davacı arasındaki 2019 tarihli iş sözleşmesinin akdedildiği sırada asgari ücretin 2558,40-TL olduğu, Sayın Mahkeme'nin TBK md. 445/2 hükmü gereği sözleşmenin koşullarını sınırlama yetkisini kullanmasının takdirinde olacağı, fahiş bulunan 50000,00-TL cezai şart maddesinin hakkaniyete göre indirebileceği yahut yok sayabileceği, İş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı maddesinin TBK md. 444/2 hükmünde yer alan geçerlilik şartlarından, işçinin rekabetinin işveren için zarar ve/veya zarar tehlikesi oluşturması kaydı ile geçerli olabileceği, Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, işçinin iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullandığı veya başkalarına açıkladığına dair iddiaların, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... Dosyası Kapsamında Yer Alan Taleplerin 04 04 2023 tarihli Karşıyaka ..... noterinin 4 Nisan 2023 tarihli ..... numaralı ihtarnamesi ile ihlale konu durumlarda Karşıyaka ...... İcra Müdürlüğü'nce başlatılan 25 04 2023 tarihli icra takibinin konusu dışında kaldığı, işbu davanın itirazın iptali davası niteliğinde bulunduğu, borçlunun takibe itirazda yukarıda sayılan sebeplerle haklı olabileceği, şeklinde görüş bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Zarar ihtimalinin varlığı rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11. Maddesin başlığı altında düzenlenen hükümlere göre, davalının sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde İstanbul,Ankara, İzmir, Bursa veya Tekirdağ sınırları dahilinde, davacı ile aynı faaliyet alanında çalışmamasının, buna aykırı hareket halinde, 50.000,00 TL tutarında cezai şartın tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda davalının davacı iş yerinden Sgk kayıtlarına göre 15/01/2023 tarihinde işten ayrılışının yapıldığı sonradan yapılan bir işe giriş bildiriminde odyometrist olarak girişinin yapıldığı, dinlenen tanık beyanı ve dosyaya sunulan özlük dosyası kapsamından ve hizmet döküm cetvelinden davalının davacı yanında uzun yıllardır çalıştığı ve pozisyonunun ilerlediği, davalının görev tanını itibariyle ticari sır müşteri portföyüne pakim olma durumunun olmayacağını belirttiği görülmüş ise de dinlenen davacı tanığının beyanın kapsamı ve içeriğinden ve Sgk'ya yapılan bir işe giriş bildirgesinden bu savunmaya itibar edilemeyeceği, davalının bakırköy şube müdürü olarak görev alması gözetildiğinde, davacıya ait müşteri portföyüne ve sırlarına vakıf olabileceği ve bu bilgilerin aynı faaliyet alanında çalışan dava dışı ..... şirketinde kullanabileceği, bu durumun da davacı yönünden en azından zarar tehlikesi doğuracağı, dolayısıyla TBK 444/2 hükmü uyarınca somut uyuşmazlıktaki rekabet yasağı düzenlemesinin, süre ve kapsam itibariyle geçerli olduğu, sözleşmedeki yer sınırının aşırı nitelikte bulunduğu düşünülse bile, davalının İstanbul/Bakırköy şubesinde şube müdürü olarak çalıştığının anlaşıldığı ve bu il ile aynı il olan dava dışı şirketin adresine göre İstanbul'da çalışmış olması halinde, 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre, rekabet yasağı hükmünün ihlal edilmiş sayılacağı açık olup,TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup, kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir.Davalının son brüt ücreti 10.835,67 TL olup, rekabet yasağına aykırı davranılmasına ilişkin sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şart tutarı 50.000,00 TL dir. TBK'nın 182/3. Maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Davalının son brüt ücretine kıyasla kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu, ayrıca rekabet yasağı kaydına ilişkin davacı iş verenin üstlendiği karşı bir edimin de bulunmadığı, buna göre değerlendirme yapıldığında rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan %50 oranında bir indirim yapılması uygun ve makul görülerek 25.000,00 TL cezai şart alacağı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Eldeki davada talep, tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, tenkis şartları olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı anlaşıldığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM;Gerekçesi daha sonra açıklanacağı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; - Davalının Karşıyaka ..... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 25.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, - İcra inkar tazminatı talebinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 1.707,75 TL karar harcının daha önce mahkememiz dosyasına yatırılan 853,88 TL peşin harçtan mahsubu ile 853,87 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 853,88 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.281,48 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 1.279,00-TL yargılama giderinin kabul (% 50) red (% 50) oranına göre hesaplanan 639,50-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 1600-TL arabulucuk ücretinin kabul (% 50) red (% 50) oranına göre davacıdan ve davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.02/02/2026
Katip ...... e-imzalıdır
Hakim ..... e-imzalıdır