İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/64 E. 2026/99 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/64
- Karar No
- 2026/99
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/64 Esas KARAR NO : 2026/99
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 30/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., müvekkil şirket bünyesinde 13.12.2021 - 17.04.2023 tarihleri arasında Uygulama ve Satış Metalurji Malzeme Mühendisi olarak çalışmış olduğunu, davalı, müvekkili şirkette çalışmaya başladığında, müvekkili ile karşılıklı olarak “Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi” imzalamıştır. (Ek. Davalı tarafından imzalanan “Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi”nin Rekabet Yasağı başlıklı maddesine göre, müvekkil nezdindeki işinizden ayrıldıktan sonra, iki yıl süreyle, müvekkilinden yazılı onay almaksızın, Konya, Ankara, Kayseri, Eskişehir, İzmir şehirlerinde bulunan veya faaliyet gösteren ve faaliyet konusu müvekkili şirketle aynı olan, iştigal konusu aynı olmasa dahi bu işlerle iştigal eden firmalarla organik bağı bulunan şirketlerle temasta bulunmayacağını, bu firmalarla ticari faaliyette bulunmayacağını, müvekkili işverenin çalışmalarını sürdürdüğü iş ve faaliyet bölgesinde iş kurmayacağını, müvekkili işverenin portföyündeki müşterilerle birebir ya da 3. Kişiler veya kurumlar vasıtasıyla ortaklık veya hizmet ilişkisinde bulunmayacağını, müvekkili işveren tarafından belirlenen fiyat listeleri, kar marjları, müşteri ilişkileri konusunda hiçbir şirket yahut kişiye bilgi vermeyeceğini ve bu bilgileri kullanarak kar ve iş elde etmeyeceğini kabul ve taahhüt etmiş bulunmakta olduğunu, davalının söz konusu rekabet yasağını ihlali halinde ise; imzaladığı sözleşmede düzenlendiği üzere müvekkil nezdinde çalışırken en son aldığı ücret üzerinden 24 aylık net ücret kadar nakdi cezayı ödeyeceğini kabul etmiş bulunduğunu tüm bu nedenlerle; davalının imzaladığı ''Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi''ni ihlali sebebiyle, müvekkili şirketten en son aldığı aylık 15.000,00 TL. net ücretin 24 katı tutarında 360.000,00 TL. Tutarındaki nakdi cezanın, ihtarname tebliğ tarihi olan 26.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle usulden reddini; mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde dava konusu gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesinin aslının talep edilerek üzerinde tahrifat incelemesinin yapılmasını, davalı müvekkilin çalıştığı yer ve pozisyonların rekabet yasağı sözleşmesindeki yer ve pozisyonlarla tamamen farklı olması ve davacının doğmuş bir zararının da bulunmadığı hususuları gözetilerek davanın esastan reddini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte TBK M. 182 gereğince hakkaniyet indirimi uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin aykırılık iddiası ile cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 17.maddesi, " Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü amirdir. Bu yetki hükmü kesin yetki mahiyetindedir. Yine, aynı yasının 18 inci maddesinde, "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. ” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemelere göre, tarafların serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâlleri hariç, tacirler arası yetki sözleşmesi yapılabileceği ve yazılı yapılması gereken bu sözleşmede birden fazla mahkeme belirlenebileceği açıklanmıştır. Somut olayda davaya dayanak yapılan "Gizlilik ve Rekabet Yasağı" sözleşmesinin "Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme" başlıklı bölümünün 2.maddesinde sözleşmenin yorumu ve sözleşme sebebiyle çıkacak tüm uyuşmazlıklarda Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere yetki sözleşmesi düzenleyebilecek olanlar tacir ve kamu tüzel kişileri olup, somut olayda davalı ... ilgili sözleşmenin akdedildiği tarihte davacı işverenliğinde çalışan işçi konumunda bulunduğu, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, bu bakımdan yetki sözleşmesinin geçerliliğinin bulunmadığı, belirtilen bu esaslar çerçevesinde de somut olayda yetkiye ilişkin belirlemenin genel hükümler dairesinde yapılması gerektiği anlaşılmıştır. HMK.'nun 6.maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Yine HMK.'nun 10.maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. TBK.'nun 89.maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (HGK. 5/11/2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı). Bu esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede, somut olayda davalının yerleşim yerinin Ankara, HMK.m.10 göndermesiyle TBK.m.89 hükmü uyarınca davacının yerleşim yerinin Tuzla olup her iki yerin de Mahkememiz yargı sınırları içerisinde yer almadığı, davalı yanın süresi içerisinde usulüne uygun yetki itirazını sunmuş ve yetkili mahkemeyi gösterme bakımından seçimlik hakkını Ankara mahkemelerinden yana kullanmış olduğunu ifade etmiş olması karşısında, mahkememizce yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin yetki ilk itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun belirlenmesine 2-Yetkili mahkemenin ANKARA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli ANKARA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi.30/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır