İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/315 E. 2024/315 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/315
- Karar No
- 2024/315
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/315 Esas - 2026/37
T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/315 Esas
KARAR NO : 2026/37
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
...
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/05/2024
KARAR TARİHİ : 20/01/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/01/2026
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı arasında 18/04/2018 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ve eki niteliğinde Rekabet Etmeme ve Gizlilik Protokolü imzalandığını, davalının müvekkil şirkette 18/04/2018-28/04/2023 tarihleri arasında "plasiyer" olarak görev yaptığını, bu görevi kapsamında müvekkilin müşteri portföyü, ürün bilgileri, satış stratejileri gibi ticari sır niteliğindeki bilgilere ve know-how'a sahip olduğunu, davalının 28/04/2023 tarihinde işten ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra, müvekkil ile aynı sektörde faaliyet gösteren ... isimli rakip şirkette çalışmaya başladığını, bu suretle aralarındaki protokolde düzenlenen iki yıllık rekabet etmeme yasağını ve gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının eylemlerinin müvekkil şirketin müşterilerinin rakip şirkete geçmesine zemin hazırladığını ve zarara uğrama ihtimalini doğurduğunu, söz konusu protokol uyarınca rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali halinde altı aylık brüt maaşı, gizlilik yükümlülüğünün ihlali halinde ise son bir senelik brüt maaş ve primleri toplamı tutarında cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının rekabet etmeme yasağının ihlali nedeniyle 69.306,78 TL ve gizlilik yükümlülüğünün ihlali nedeniyle 149.130,01 TL olmak üzere toplam 212.023,77 TL cezai şart alacağının doğduğunu, uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olup asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek, toplam 212.023,77 TL cezai şartın, davalının rakip şirkette işe başlama tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, davacının iddialarını somutlaştırmadığını, müvekkilinin davacı şirkette "plasiyer" olarak çalıştığını ve görevinin sadece otomatlara ürün dolumu yapmak olduğunu, bu pozisyonu gereği davacının iddia ettiği gibi üretim sırlarına, müşteri çevresine veya ticari sırlara vakıf olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı sözleşmesi yapmakta korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmadığını, sözleşmedeki rekabet yasağının yer bakımından (İstanbul) müvekkilin yaşadığı ve çalıştığı yer (Ankara) gözetildiğinde çalışma hürriyetini orantısız şekilde kısıtladığını, ayrıca sözleşmede düzenlenen cezai şartların TBK'nın 420/1. maddesi uyarınca tek taraflı olarak işçi aleyhine düzenlendiği için geçersiz olduğunu, davacının önemli bir zarara uğrama ihtimalini somut delillerle ispatlayamadığını, müvekkilinin gizli bilgilere ulaşma imkanı bulunmadığından gizlilik yükümlülüğünü ihlal etmesinin de söz konusu olmadığını, talep edilen cezai şartların fahiş olduğunu belirterek, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın esastan reddini savunmuştur.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 18/04/2018 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ve eki Rekabet Etmeme ve Gizlilik Protokolü, davacı ve davalı tanık beyanları, davalıya ait ... kayıtları, bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, iş sözleşmesinin eki niteliğindeki protokolde düzenlenen rekabet etmeme ve gizlilik yükümlülüklerinin ihlali nedenine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin yapılması gerekmektedir.
Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması zorunludur. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Ancak rekabet yasağı ihlalinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. TBK’nın 445/1 maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir.
Davacı tanığı ...31/12/2024 tarihli duruşmadaki beyanında özetle, davalının "plasiyer" olarak çalıştığını, görevi gereği spor salonlarındaki otomatlara ürün dolumu yaptığını ve teknik destek verdiğini, bu sırada her firmadan en az bir kişiyle muhatap olarak doğal bir müşteri portföyü oluşturduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra rakip ... firmasında ... Sorumlusu olarak işe başladığını duyduğunu, davacının müşterisi olan ..., 31/12/2024 tarihli duruşmadaki beyanında özetle, davalının otomatların dolumundan sorumlu saha görevlisi olduğunu, gideceği yerlerin kendisi(...) tarafından belirlendiğini, davalının birebir müşteri bilgilerine sahip olmasının mümkün olmadığını, gittiği yerlerde güvenlik görevlileri veya çalışanlarla muhatap olduğunu, bu nedenle müşteri portföyünü kullanmasının söz konusu olamayacağını ifade etmiştir.
Davalı tanığı ..., 04/12/2024 tarihli duruşmadaki beyanında özetle, davalının davacı şirkette genel merkeze gelmediğini, Ankara'da evinden çalışarak kargodan aldığı ürünleri otomatlara yerleştirdiğini, davalının şirketin bilgisayar sistemlerine erişiminin ve bilgisayarının olmadığını, davacı şirket ile davalının yeni işvereninin aynı iş kolunda faaliyet göstermediğini ifade etmiştir.
Davacı tanığı Ferdi Uluşan, 08/01/2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle, davalının otomat dolum personeli (plasiyer) olarak çalıştığını, kendisine bildirilen yerlere ürün götürüp dolum yaptığını, davalının şirketin bilgisayar sistem kayıtlarına erişiminin bulunmadığını, ancak davalının işe girdiği ... firmasının otomatların çalışma sistemi ile birebir aynı işi yaptığını ifade etmiştir.
Dosyaya sunulan 16/05/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, taraflar arasındaki protokol hükümleri uyarınca, rekabet yasağının ihlali halinde 69.306,78 TL, gizlilik yükümlülüğünün ihlali halinde ise 149.130,01 TL cezai şart talep edilebileceği, toplam talebin 218.436,79 TL olabileceği, ancak ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun hukuki değerlendirme gerektirdiği belirtilmiştir.
31/07/2025 tarihli ek raporda, taraf itirazlarının hukuki yoruma ilişkin olduğu belirtilerek ek bir değerlendirme yapılmamıştır.
18/12/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda ise, dosyaya kazandırılan ... kayıtları incelenerek, davacı şirketin ... ürünlerin perakende ticareti", dava dışı ...nin... kodunun ise "... - Gıda maddelerinin toptan satışı ile ilgili aracıların faaliyetleri" olduğu, davalının davacı şirket nezdindeki meslek kodunun "1420.09 - Satış Yöneticisi" olarak kayıtlı olduğu, her iki şirketin gıda ürünleri ticareti kapsamında benzer bir ticari alanda yer aldıkları, davalının "Satış Yöneticisi" pozisyonunun müşteri portföyü, satış hacmi gibi bilgilere erişim olanağına işaret ettiği, bu nedenle davalının yeni işindeki görevinin önceki işiyle bağlantılı/benzer yönler taşıdığının olgusal olarak tespit edildiği bildirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 18/04/2018 tarihli iş sözleşmesi ve eki niteliğindeki protokol, davacı tanıkları Sercan Karaahmetoğlu ve Ferdi Uluşan ile davalı tanıkları...beyanları, davalıya ait .. kayıtları, davalı vekilince sunulan emsal mahkeme kararları, 16/05/2025, 31/07/2025 ve 18/12/2025 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 18/04/2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve eki niteliğinde Rekabet Etmeme ve Gizlilik Protokolü'nün imzalandığı, davalının davacı şirkette 18/04/2018 - 28/04/2023 tarihleri arasında çalıştığı ve işten ayrıldıktan sonra .... isimli şirkette işe başladığı hususlarının uyuşmazlık konusu olmadığı; davanın temelini, davalının görevi itibarıyla rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasını haklı kılacak nitelikte ticari sırlara vakıf olup olmadığı ve dolayısıyla davacının korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunup bulunmadığı noktasının oluşturduğu, TBK'nın 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydının geçerliliğinin, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması koşuluna bağlı olduğu; her ne kadar 18/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının ... kaydındaki meslek kodunun "Satış Yöneticisi" olduğu belirtilmiş ise de, dosya kapsamında dinlenen ve aralarında davacının kendi departman müdürünün de bulunduğu tüm tanıkların istikrarlı beyanlarıyla davalının fiili görevinin "plasiyer" veya "saha görevlisi" olduğu, işinin kendisine bildirilen rotalardaki otomatlara ürün dolumu yapmakla sınırlı olduğu, şirketin bilgisayar sistemlerine veya genel müşteri listesi, fiyatlandırma stratejileri gibi üst ... bilgilere erişiminin bulunmadığının anlaşıldığı, davalının görevi gereği vakıf olduğu bilgilerin (belirli lokasyonlardaki otomatların varlığı, bu otomatlardaki ürün sirkülasyonu gibi) niteliği itibarıyla rakipler tarafından kolayca gözlemlenebilecek, işverene "önemli bir zarar" verme potansiyeli taşımayan bilgiler olduğu, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel koşul olan "korunmaya değer haklı menfaat" unsurunun somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, geçersiz olan rekabet yasağı ve buna bağlı gizlilik yükümlülüğüne dayanılarak talep edilen cezai şart isteminin reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 3.620,84 TL peşin harçtan düşümü ile artan 2.888,84 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca ... bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 212.023,77 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
...
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır