İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/210 E. 2026/83 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/210
Karar No
2026/83
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/210 Esas KARAR NO : 2026/83

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu ...Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/TALEP ; Davacı/Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında mekanik havalandırma işlerinin yapılmasına dair anlaşma sağlandığını, bu işin karşılığı olarak...Pendik İstasyon İstanbul Şubesi'ne ait 25.09.2023 keşide tarihli ...seri numaralı 150.000,00 TL bedelli, 30.09.2023 keşide tarihli ...seri numaralı 150.000,00 TL bedelli, 30.10.2023 keşide tarihli ... seri numaralı 150.000,00 TL bedelli, 11.11.2023 keşide tarihli... seri numaralı 215.000,00 TL bedelli, 30.11.2023 keşide tarihli ...seri numaralı 150.000,00 TL bedelli çeklerin davalıya teslim edildiğini, ayrıca 25.12.2023 keşide tarihli ... seri numaralı 215.000,00 TL bedelli ve 30.12.2023 keşide tarihli ...seri numaralı 60.000,00 TL bedelli çeklerin de davalıya verildiğini, vadesi gelen çeklerin davalı tarafından tahsil edilmesine rağmen davalının üstlendiği mekanik havalandırma işlerini ifa etmediğini, sözlü taleplere rağmen edimlerin yerine getirilmediğini, vadesi gelmeyen çeklerin de iade edilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişki ve muavin defter kayıtları incelendiğinde müvekkilin alacaklı olduğunun ve çekler bakımından borçlu bulunmadığının görüleceğini, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitinin gerektiğini, İstanbul ... Bürosu nezdindeki sürecin devam ettiğini, davalının vadesi yaklaşan çekleri haksız şekilde tahsil etme ihtimali bulunduğunu, müvekkilin daha fazla mağdur olmaması adına dava kesinleşinceye kadar vadesi gelmeyen çekler hakkında teminatsız veya teminatlı olarak ödeme yasağına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ilgili bankaya müzekkere yazılmasını, borçlu olmadıklarının tespitini, söz konusu iki adet çekin iptalini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında, davacının taşeronluğunu üstlendiği dışa dönük üçüncü kişi şirketin havalandırma işinin yapılması hususunda sözlü olarak anlaşıldığını, iş bedeline karşılık vadeli çeklerin elden teslim edildiğini, müvekkilinin işi %98 oranında tamamladığını ancak son iki çekin ödenmemesi sebebiyle yaklaşık 10.000 TL değerindeki kalan kısmı bitiremediğini, davalı tarafın, malzemeleri davacının sözlü talimatları doğrultusunda aldığı, davacının "işi çabuk bitir, düzgün olmasına gerek yok" diyerek müvekkili üzerinde baskı kurduğu, asıl iş sahibi firmanın işi beğenmemesi üzerine müvekkilinin birçok işi tekraren yapmak zorunda kalarak maliyetini artırdığı iddia edilmiştir. Davacının kötü niyetli olarak çeklerin durdurulması için dava açtığı, müvekkilinin bitirdiği işe başka bir havalandırma firması getirerek bu firmaya yapılan ödemeyi müvekkilinin kalan alacağı kadar gösterip mahkemeyi yanıltmaya çalıştığı ileri sürülerek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması talep etmiştir. DELİLLER: ... A.Ş'ne yazılan müzekkere cevabı, bilirkişi raporları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. -İspat hukuku yönünden geçerli kurallar: 6100 sayılı HMK m.189/3; “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar başka delillerle ispat olunamaz.” hükmünü amirdir. Aynı Kanun'un m.200/I - II “senetle ispat zorunluluğu ” “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. Yine aynı Kanun'un m.201; “Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler … liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. “denilmektedir; Belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m. 201'deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da m. 203’de belirtilmiştir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Somut olayda ; taraflar arasında davacı tarafa ait iş yerinde davalı tarafından mekanik havalandırma işlerinin yapılmasına dair anlaşma sağlandığına dair uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın dava konusu işin davalı tarafça yerine getirilerek eksiksiz olarak davacı tarafa teslim edilip edilmediği davalı tarafın dava konusu işin karşılığı olarak verilen çek bedellerini tahsile hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde işin %98 lik kısmının tamamlandığının, işin tamamlanarak davacı tarafa teslim edilmediğinin ikrar edildiği, aynı zamanda işin tamamlanmamasının davacı tarafın kusurundan kaynaklandığının iddia edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözleşme olmakla beraber, davacının davalıya galvaniz boru işleri için toplam 1.090.000,00 TL’lik çek verdiği noktasında ihtilaf bulunmadığı, işbu çeklerin 815.000,00 TL’lik kısmının ödendiği, 275.000,00 TL’ lik kısmının ise ödenmediği, bu durumda en geç ilk çekin keşide tarihi olan 25.09.2023 tarihi itibarıyla taraflar arasında, galvaniz boru işlerinin yapımı için 1.090.000,00 TL karşılığında, eser sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerektiği, davacının iş sahibi, davalının yüklenici sıfatına haiz olduğu görülmüştür. Davacı tarafça anlaşmaya konu işlerin davalı tarafça eksik ve ayıplı yapıldığı iddia edilirken, davalı tarafça işin büyük kısmının yapıldığı savunmasında bulunulmuştur. Davacı tarafça dava tarihinden sonra 13.03.2024 tarihinde, eksik ve ayıplı işler sebebiyle, dava dışı 3. Kişiye toplam 860.000,00 TL bedelle, galvaniz havalandırma işlerinin yaptırıldığı, her ne kadar davalı tarafça dava konusu işin büyük bir kısmının tamamlandığı savunmasında bulunuşmuş ise de iddiaların ispatı için dosyaya ibraz edilen deliller içerisinde yer alan görüntülerin işlerin yapım aşamasına ilişkin olduğu, işin büyük bir kısmının tamamlandığını ispata yarar olmadığı, bununla birlikte dava konusu işin bir kısmının davalı tarafça yapılmadığının davalı taraf beyanları ile de sabit olduğu, davacı tarafın dinlenen tanık beyanları ile de işin eksik ve ayıplı yapıldığının beyan edildiği görülmüştür. Her ne kadar dosyanın her iki tarafınca da delil tespiti işlemi yaptırılmamış ise de dosya kapsamındaki deliller ve alınan bilirkişi raporu ile en azından dava konusu çek bedellerinin toplamı olan 275.000,00 TL lik kısım bakımından davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının sabit olduğu, davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Çekin iptaline ilişkin talep bakımından yapılan değerlendirmede; "Bedelsizlik nedeniyle açılan menfi tespit davalarında, mahkemelerin kambiyo senedinin iptaline karar verebilmesi, hukuken mümkün değildir. Zira iptal kararı, kambiyo senedinin geçersizliği iddiaları üzerine verilebilecek bir karardır. Oysa bedelsizlik iddiası, senedin geçersizliğine değil, temel borç ilişkisinden doğan temel alacağın artık mevcut olmadığı savına dayandırılmaktadır. Kaldı ki, kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik, kamu güveni ve imzaların bağımsızlığı ilkeleri de, temel ilişkideki eksiklik ve sakatlıklardan dolayı, kambiyo senedine imza atmak suretiyle kambiyo taahhüdünde bulunmuş herkes bakımından senedi hükümsüz kılmaz." (Ali AYLİ-Mehmet ÜÇER, Çekte Bedelsizlik İddiası ve Açılabilecek Dava, DÜHFD, Cilt: 23, Sayı: 39, Yıl: 2018, s. 442) Yukarıda da bahsedildiği üzere bedelsizlik nedeniyle açılan menfi tespit davalarında, mahkemelerin kambiyo senedinin iptaline yönelik kararı, kambiyo senedinin geçersizliği iddiaları üzerine verilebilecek bir karar olduğundan çekin iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından keşide edilen ... Bankası,... İstasyon İstanbul Şubesi’ne ait 25.12.2023 keşide tarihli ...Seri No'lu 215.000,00 TL bedelli ve 30.12.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 60.000,00 TL bedelli çekler bakımından davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, -Dava konusu çeklerin iptali talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.785,25 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 4.696,32 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 14.088,93 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 4.696,32 TL peşin harç toplamı ile yargılama gideri olarak yapılan 25.967,5 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan teminatın ve bakiye gider avansının HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana veya ahzu kabza yetkili vekiline İADESİNE, Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/210, K. 2026/83, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-210-e-2026-83-k-3b44e8517d5a