İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/211 E. 2026/588 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/211
- Karar No
- 2026/588
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/211 Esas - 2026/588 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/211 Esas KARAR NO : 2026/588
... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/03/2024 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 KARAR Y.TARİHİ :24/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davanın yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. I-İDDİALAR Davacı vekili 15.03.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı kurumun sorumluluğundaki tesislere ait hizmet binalarının ve açık alanların temizlik ve destek hizmetlerinin yürütülmesi işi ile ....Müdürlükleri ile Bölge Müdürlüklerine ait hizmet binaları ve açık alanların temizlik ve destek hizmetleri işi kapsamında, imzalanan sözleşme hükümleri çerçevesind.... Ekip Şefi-M pozisyonunda hizmet alımı personeli olarak görev yapan ...’ın iş akdinin 07.08.2023 tarihi itibariyle (Emeklilik (yaşlılık) veya toptan ödeme nedeniyle) fesh edildiğini, 13.09.2023 tarihinde -404.535,10-,- TL kıdem tazminatı tutarı ödendiğini, kıdem tazminatına ilişkin damga vergisi tutarının ise 3.093,90-TL olduğunu, davalılar ile hizmet alımı sözleşmeleri akdedilerek bir kısım hizmet işlerinin davalı yüklenicilere ihale edildiğini, yüklenici firmalar ile davacı kurum arasındaki iç ilişkide Borçlar Kanunu hükümleri ve sözleşme hukuku uygulanacağından, sorumluluğun tespitinde tarafların aralarında yaptıkları hizmet alım sözleşmesi geçerli olduğunu, Genel Müdürlükleri tarafından işçilik alacakları ödenen dava dışı ....ın, davalıların işçisi olarak çalışmış olduğunu davacı ile akdedilmiş bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili gerekmekte olduğunu, dava dışı işçinin 10.02.2006-07.08.2023 tarihleri arasında hizmet alım sözleşmeleri kapsamında davalı yüklenici firmalarda çalıştığını, sunulan teknik şartnamelerin 10.3 ve diğer maddelerinde yüklenicinin işçilerin ücretinden ve idarece işin hizmetiyle ilgili ödediği her ücretten sorumlu olduğu açıkça hükme bağlanmış olduğunu, İşbu sebeplerle dava dışı işçiye ödenen toplam 404.535,10- TL kıdem tazminatı ile kıdem tazminatı tutarına ilave olarak 3.093,90- TL damga vergisinin tutarı olmak üzere toplam 407.629,00-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etme zorunluluğu hâsıl olduğunu, toplam 407.629,00-TL’nin dava dışı işçinin davalı yüklenici firmalarda çalıştığı dönem oranınca hesaplanması neticesinde; .... 46.657,88-TL kıdem tazminatı ve damga vergisi tutarının, .....’den 23.232,41- TL kıdem tazminatı ve damga vergisi tutarının, Tasfiye Halinde .... 114.231,37-TL kıdem tazminatı ve damga vergisi tutarının, ödeme tarihi olan 13.09.2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR Davalı...” vekilinin cevap dilekçesinde özetle; “ Haksız davanın hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olup reddi gerektiğini, Öncelikle işbu davada asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp asliye hukuk mahkemesi görevli olduğunu, dolayısıyla davanın usulden reddedilerek görevsizlik kararı verilmesini,davanın, davaya konu işçilik alacakları olduğu iddia edilen işçinin müvekkil şirket açısından husumet yönünden reddi gerektiğini,kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacı, davalılarla yapılan sözleşme gereği işçi alacaklarından dolayı davalı şirketin sorumlu olduğunu iddia etmiştir. buna karşın matbu olarak hazırlanan, genel işlem koşulları içeren, müzakere edilmeyen ve müzakere edilme imkânı bulunmayan Teknik Şartname ve Hizmet Sözleşmelerinde işçiye yönelik hangi haklardan kimin ne miktarda sorumlu olacağı açıkça belirtilmediğini, Başka bir deyişle; müdürlük ile davalı arasındaki sözleşmede, kıdem tazminatından davalı şirketin sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, Kaldı ki; dava dışı işçinin davalı şirkette 1 yıl çalışması bulunmadığını, açıkça görüleceği üzere dava dışı işçi müvekkil şirkette kıdem tazminatına hak kazanacak kadar çalışmadığını, bu alacaktan davalı şirketin sorumluluğu bulunmamakta olduğu, davalı şirkete rücu edilmesinin olanaksız olduğunu, Davacı Kurumun, ihaleleri başka şirkete devretmesine rağmen aynı işçilerle çalışmalarına devam etmesinin yanı sıra bu işçilerin emir ve komutasını da yüklenmiş olması ihaleyi kazanan her şirketin davacı kurum ile asıl işveren – alt işveren ilişkisi içerisinde olmadığının ispatı olduğunu, Her işveren gibi kamu kuruluşları da işlerini ya da işçilerinin bir bölümünü başka işverenlere devredebilirler. Ancak böyle bir durumda işçi çalıştıran işverenin emir ve talimat verme hakkı tamamen kendisine aittir. Aksi halde, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince alt işveren işçilerin aslında asıl işveren işçisi olduğu, asıl işverenin birtakım mali yükümlülüklerinden kaçınmak amacı ile böyle bir yola gittiği kabul etmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin de sorumlu olduğu kabul edilse dahi, işçinin davalı şirket nezdindeki çalışma sürelerine göre bir belirleme yapılması ve bu doğrultuda hüküm kurulması, sorumluluğun müvekkil şirketin ihale tarihleri arası dönem ile sınırlı olması gerekmekte olduğunu, davalının işbu davadan bertaraf tutulması gerekmekte olduğunu, davalı şirketin, asıl işveren .... ile yapılan ihale sözleşmesi kapsamında tüm sorumluluklarını gerekli dikkat ve özenle yerine getirdiğini, tüm alacaklardan sorumlu tutulmasının davalı şirketi hukuk ve hakkaniyet yönünden ağır kayıplara uğratacağını, bu nedenle sorumlu olmadığı bir tutarı kabul etmenin mümkün olmadığını savunmuş davanın reddini istemiştir . Davalı .... vekilin cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen alacakların dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, Zamanaşımı def’inin kabulüyle davanın bu yönden reddine karar verilmesini davacı asıl işveren ile davalı şirketin alt-üst işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu, işçinin baştan beri asıl işveren kurumun işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira asıl işverenin, hangi işçinin çalışıp hangi işçinin işten çıkarılacağına karar vermekte, böylelikle işçi alma ve çıkarmada asıl işverenin mutlak otorite sahibi olduğunu, davalı şirketin hiçbir şekilde işçi alımı ve çıkarımında söz sahibi olmadığını, İşçinin asıl işverenden tüm emir ve talimatları almakta olduğunu, davalı şirketin sadece işçinin ücret bordrolarını düzenlemekte olduğunu, Her ihale döneminde çalışacak işçileri belirleyen tarafın, asıl işveren olduğunu, ihale dönemi bittikten sonra yeni dönemde ihaleyi kazanan firmalarda aynı işçilerin çalışıp çalışmayacaklarının kararını da yine asıl işverenin inisiyatifinde olduğunu, tüm alt işverenlerin değişmesine rağmen işçinin sürekli olarak aynı asıl işveren altında çalışmaya devam ettiğini, İşçinin asıl iş kapsamında yer alan işlerde çalıştırılmış olduğunu, asıl işverenin, kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak için gerçek iradesini gizlemeye yönelik işlem tesis ettiğini, İşçinin işin başından beri asıl işverenin işçisi olup asıl işverenin işçilerinin yaptığı işleri yaptığını, bu suretle alt işveren üst işveren ilişkisinin muvazaalı olup dava dışı işçiye ödenmesi gereken hak ve alacaklardan davacı asıl işverenin tek başına sorumlu olduğunu, 4857 sayılı yasanın 112'inci maddesi gereği davalının kıdem tazminatından sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işçilerin kıdem tazminatına hak kazandığı ihtimalde dahi 4857 sayılı yasa, kamu ihale kanunu, kıdem tazminatı yönetmeliği ve Yargıtay uygulamaları uyarınca sorumluluk asıl işverene ait olup davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulü halinde Borçlar Kanunun 167. Maddesi gereğince yarı yarıya sorumluluğa gidilmekte olduğunu, yargıtay içtihatları gereği, davacı yan ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmelerde açık bir şekilde görüleceği üzere kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan müvekkil şirketin sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir ibare ve madde yer almamakta olup, kabul anlamına gelmemek üzere TBK madde 167 hükmü çerçevesinde yarı oranda sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerekmekte olduğunu, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede özel bir hüküm olmadığı müddetçe sorumluluğun yarı yarıya olması gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı kurumun dava dilekçesinde, dava dışı işçiye ödendiği iddia edilen alacak kalemlerinin ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği yönündeki talebi hukuka aykırı olduğunu, davacı kurumca ödendiği iddia edilen borç davacı kurumun ödeme tarihinde anlamına gelmemekle birlikte, faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirkete gönderilen herhangi bir ihtarname de bulunmadığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını, savunmuş davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davanın husumet yokluğundan reddedilmesini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise haksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı yanlara dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, süresi içeresinde cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamışlardır. III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı. 2. Sözleşme ve şartname örnekleri, 3. .... kayıtları. 4.Ödeme dekotları 5.Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi kök ve ek raporunun sonuç kısmında özetle; 65,6513 TL olarak korunduğunu, 7573 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecek toplam süre 2002 gün olarak tespit edildiğini, buna göre 131.435,90 TL tutarındaki kısım 7573 sayılı Kanun kapsamında tahsilinden vazgeçilecek kısım niteliğinde olduğunu geriye kalan 276.193,10 TL tutarındaki kısım ise 7573 sayılı Kanun kapsamında olmayıp, rücu incelemesine devam eden bölüm olarak değerlendirilmiştir.(... bakımından konusuz kalan kısım düşülecektir.) ... yönünden; 1008 günlük bakiye kısmın kapsam dışında kaldığı ve 66.172,50 TL’ye karşılık geldiği tespit edildiğini, ... yönünden dosyaya bildirilen tahsilat olgusu ile 7573 sayılı Kanunun “tahsil edilmiş tutarların iade edilmeyeceği” yönündeki sonucu birlikte değerlendirilerek nihai hüküm kurulması Sayın Mahkemenin takdirindedir. 7573 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Ve Rücu İncelemesine Devam Eden Kısım: ..... 23.503,28 TL , .... 6.827,73 TL .... 6.630,78 TL, .... 126.050,49 TL, .... 47.006,33 TL, .... şirketininn sorumluluğu düşüldüğünde sonuç tutar): 276.193,10 TL- 66.172,50-TL = 210.020,60-TL olacağı, davacının rücu edebileceği tutar toplamı 210.020,60-TL olduğu, her bir davalının münhasıran kendi döneminden yukarıda tabloda yer alan bedellerle sınırlı sorumlu olabileceği, faiz başlangıcının ödeme tarihi, arabuluculuk başvuru tarihi ya da dava tarihi mi olacağı yönünden nihai takdirin mahkemeye ait olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir.
IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE Dava; davacı şirket tarafından dava dışı işçi/işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalı şirketler ile akdedilen hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı .... Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Asıl işverenle alt işverenin işçiye karşı müteselsilen sorumlu olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yer alan "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." düzenlemesine yer verilmiştir. Asıl iş veren ve altişverenin birbirlerine karşı sorumluğu ise aralarındaki sözleşme hükümlerine göre, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu Genel Hükümleri ve Yargıtay içtihatları uyarınca belirlenmektedir. Dava konusu asıl işveren ve alt işverenler arasında ödenen işçi alacağının rücuna ilişkin emsal .... sayılı ilamında "İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir." denilmektedir. Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Değişiklik Yapılmasına Dair 7573 sayılı kanunun 6. maddesine- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Maddesinde: "10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez." Mahkememizce yargılamaya devam edildiği sırada yukarıda yazılı olan 7573 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Anılan kanun ile kamu kurumları ile alt işverenler arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri kapsamında işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluk ve bu kapsamda açılmış davalara etkisi yönünden yeni düzenlemeler getirilmiştir. Dava dışı işçi .... işyerindeki çalışma dönemi 10.02.2006-07.08.2023 tarihleri arasında davacı iş yerinde çalıştığı, iş akdinin 08.08.2023 tarihinde emeklilik nedeniyle sonlandırılarak 13.19.2023 tarihinde 404.535,10-TL net kıdem tazminatı, 3.093,90-TL kıdem tazminatına ilişkin damga vergisi tahakkuk ettirildiği, dava işçinin kıdem tazminatı ile ilgili olarak davacı yanın toplam 407.629,00-TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Dava dışı işçinin kıdem tazminatı ödemesine esas olmak üzere, davalı .... bünyesinde 358 gününü, ... bünyesinde 104 günü, .... bünyesinde 1920 günün, ... gününü, .... İŞ ORTAKLIĞI bünyesinde 717 günü, .... bünyesinde 77 gününü, .... bünyesinde 3 gününü, .... kayıtlarından anlaşılmıştır. Dosyaya kazandırılan delillerden davacı ile davalılar arasında asıl ve alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dava dışı işçilerin, davalı şirketlerin çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıntılı, açıklamalı ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ile; davalı şirketlerin sorumluluklarına ilişkin hesaplama yapılmış, davalıların sorumluluk miktarları tespit edilmiştir. Dosyada mevcut sözleşme ve şartnamelerde ödenen işçilik alacaklarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına dair hüküm bulunmamaktadır. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; davalı yüklenicilerin işçisi olması, sözleşme ücretine; işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin, işçileri çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağından, işçinin çalışma dönmeleri ile sınırlı olmak üzere davalının sorumlu olduğuna ve sorumluluk miktarlarına ilişkin bilirkişi raporu dosya ve delil durumuna uygun bulunarak, raporda belirlenen miktarlar üzerinden, Davanın kısmen kabulüne, 23.232,41- TL 'nin davalı .... 6.630,78 TL 'nin .... toplam 207.684,02 TL ödeme tarihi olan 13.09.2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine şeklinde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu dönem ile dava konusu edilen kıdem tazminatı rücuen alacakların ait olduğu zaman dilimi birlikte göz önünde bulundurulduğunda, yürürlüğe giren yeni yasal düzenleme ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulmasını gerektirir hususi yararın ortadan kaldığı anlaşılmış olup, 7573 sayılı kanun uyarınca taraflar arasındaki sözleşme dönemi dikkate alınarak yönünden 131.435,90 TL TL yönünden 7573 sayılı Kanun kapsamında kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, anılan yasa gereğince vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı vekili 25/11/2025 tarihli dilekçesi ile davalı..... 'ne ait teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle davalı yönünden davanın konusuz kaldığını bildirmiştir. Yargılama sırasında davalı..... yönünden, davanın konusuz kaldığı anlaşılmış olup, bu davalı yönünden açılan maddi tazminat davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına sebebiyet verildiği ve dava tarihi itibari ile davalı şirketin haksız olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı yönünden davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetildiğinde, davalının işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davanın açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmış olup, aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. V-HÜKÜM 1-Davanın kısmen kabulüne, -23.232,41- TL 'nin davalı... -6.827,73 TL 'nin .... -46.657,88 TL .... toplam 207.684,02 TL ödeme tarihi olan 13.09.2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davalı .... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 3- 131.435,90 TL yönünden 7578 sayılı Kanun kapsamında kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
Karar ve İlam Harcı 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.496,70- TL harçtan peşin alınan 6.961,29-TL, harcın mahsubu ile bakiye 6.535,41-TL harcın (768,46- TL 'sinin davalı .... sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 7.903,50-TL, bilirkişi ücreti olarak 9.000,00-TL olarak yapılan toplam 16.903,50-TL yargılama giderinin (1.987,60- TL 'sinin davalı ...., 3.991,70-TL .... sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı toplam 7.449,69 -TL yargılama harcının (875,96- TL 'sinin davalı .... sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5. Konusuz kalan miktar üzerinden yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına, 6. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, 7. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan .... sorumlu olmak kaydıyla) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 8. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 126.690,92-TL vekalet ücretinin (23.232,41 TL 'sinin davalı .... sorumlu olmak kaydıyla) davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 9- Konusuz kalan miktar üzerinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekillerinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Ticaret Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. . 13/07/2026 Katip ... e-İMZA
Hakim.... e-İMZA HMK m 304 ve 305/A Uyarınca Tashih Şerhi
Mahkememizce her ne kadar, 13/07/2026 tarihli duruşmada verilen kısa kararda, "- 124.335,22-TL TL'nin .... 'den " şeklinde gösterilmiş ise de, bu davalı yönünden mahkememizin 10/06/2024 tarihli duruşmada tefrikine karar verilmiş, tefrik edilerek, .... Esas sırasına kaydı yapıldığını , mahkememizce sehven davalı adına hüküm tesis edilmiş ise de dosya kapsamına göre yapılan hatanın herhangi bir şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık olduğu, HMK 183 ve 304 maddeleri uyarınca, bu maddi hata her zaman düzeltilebileceğinden, gerekçeli kararın hüküm kısmında bu davalı yönünden verilen ""- 124.335,22-TL TL'nin .... " verilen maddeye gerekçeli kararın hüküm kısmında yer verilmemiştir. Şerh olunur. 13/07/2026 Katip 121708 Hakim 41380 E-İmzalı E-İmzalı