İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/151 E. 2026/691 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/151
Karar No
2026/691
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/151 Esas - 2026/691 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/151 KARAR NO: 2026/691

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/02/2026 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 14/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 25.04.2022 yürürlük tarihli özel güvenlik hizmet sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen 2025 yılı Mayıs–Ekim dönemine ilişkin hizmet faturalarının davalı tarafından ödenmediğini, faturaların tebliğine rağmen süresinde itiraz edilmediğini, sözleşmenin 25.11.2025 tarihli ihtarnameyle feshedilerek 2.567.956,44 TL alacağın ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 2.795.150,01 TL üzerinden Ankara .... Genel İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının haksız itirazıyla durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararı verilmesini, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 27.02.2026 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezinin Kahramankazan’da bulunması nedeniyle Kahramankazan Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, müvekkilinin çok sayıda taşınmazı bulunan ve faaliyetlerini sürdüren bir şirket olup mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığını, ihtiyati haciz talebinin ticari baskı oluşturma amacı taşıdığını, tek taraflı düzenlenen faturaların hizmetin sözleşmeye uygun ve eksiksiz sunulduğunu kanıtlamadığını, davacının eksik ve sözleşmeye aykırı ifası nedeniyle ödemezlik def’inde bulunduklarını, alacağın varlığı ve miktarının yargılama gerektirdiğini ve yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını savunarak ihtiyati haciz talebinin reddini, esas hakkındaki cevaplarını sunabilmek için cevap süresinin bir ay uzatılmasını talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER : -Taraflara ait Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya arasına alınmıştır. -Ankara .... Genel İcra Müdürlüğü' nün .... takip sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. -Ankara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların 2024 yılına ait BA&BS kayıtları celp edilmiştir. -Taraflara Ticari Defter ve Kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, davacı tarafından söz konusu kayıtların bulunduğu yerlerin bildirildiği anlaşılmıştır. -Ankara Bİlirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan raporlar dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara .... Genel İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasına itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davalı borçlu tarafından, icra dosyasına yapılan itiraz kapsamında Kahramankazan İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunulmuştur. Mahkememizce yapılan değerlendirme de takibe konu edilen alacağın faturaya dayandığı, dolayısı ile para borcundan kaynaklandığı, para borcundan kaynaklanan alacaklarda takibin TBK 89/1 maddesi uyarınca alacaklının ikametgahında yapılmasının mümkün olduğu dikkate alınarak davalının bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmiştir. (Ankara BAM 20. HD. 2023/886 E; 2025/1117 K sayılı ilamı) Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, davacı vekilince ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine yazı yazılarak karşılaştırmalı BA&BS formları celp edilmiş, dosyadaki tüm belgeler ile sunulan ticari defterler üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Mahkememizce alınan 06/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''"Davacının 2025-2026 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin e defter olduğu, 2025 yılı açılış ve kapanış onaylarının yasal süresinde yapıldığı, 2026 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikinin yasal süresinde yapıldığı ancak kapanış tasdikinin henüz süresinin gelmediği, Mart 2026 dönemine ait beratın yasal süresinde yapıldığı, söz konusu inceleme dönemine ilişkin davacının defterlerinin 6102 sayılı TTK 64. Maddesi ve 6100 sayılı HMK 222.maddesi kapsamında ticari defterlerin bu halleri ile delil niteliği Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davacı ticari defter kayıtlarına göre; Davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; Davacının 09.12.2025 takip tarihi itibariyle 2.567.956,44 TL .... alacaklı gözüktüğü, ''nün belirlendiği anlaşılmıştır. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Takibe konu edilen faturaların davacı defter ve kayıtlarında mevcut bulunduğu, davacı defterlerinin kanunun belirlediği usule uygun olarak tutulduğu, davalının mahkememizce verilen sürede defterlerini ibraz etmediği ve davalı tarafın bağlı bulunduğu Vergi Dairesi beyanında söz konusu faturaların Vergi Dairesi kayıtlarında bulunduğu, takibe konu faturaların davalı tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, bu durumun davalının söz konusu faturadan haberdar olduğunu ve davalı şirketin faturayı ve fatura içeriğindeki hizmeti teslim aldığını gösterdiği kanaatine varılmış, buna karşılık davalı davaya cevap vermediği gibi fatura bedelini ödediğine ilişkin belge de dosyaya sunmadığından ödeme hususunu ispatlayamadığının kabulü ile davacı kayıtlarına itibar edilmiştir. Davacının takip talebinde faize ilişkin de taleplerinin bulunduğu anlaşılmış, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge dosyada bulunmamakla birlikte TTK'nın 1530. Maddesinin değerlendirilmesi gerekmiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun "Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" başlıklı 1530. maddesinin 2. fıkrasında, "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." düzenlemesi ile, Aynı maddenin 4. fıkrasında, "Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda...." düzenlemesi bulunmaktadır. TBK m. 117 uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi şarttır. Bu kuralın tek istisnasını, sözleşmede kararlaştırılan vadenin "belirli bir vade" niteliği taşıdığı haller oluşturur. Bir başka ifadeyle, TBK m. 117 uyarınca, sözleşmede belirli bir vadenin öngörülmediği her durumda, borçlunun temerrüde düşebilmesi için, alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi gerekir. Oysa, TTK'nın 1530. maddesi, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılan durumlarda, alacaklının ihtarına gerek kalmaksızın borçlunun temerrüde düşmesini öngörür. Dosyaya sunulan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde 8. Maddede fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeneceği hükme bağlanmış olup, taraflar arasındaki sözleşmenin güvenlik hizmeti tedarikine dair olduğu göz önünde bulundurularak davacının takip öncesi faize hak kazandığının da kabulü gerekmiştir. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar borçlu olduğu, davacının talebiyle bağlı kalınarak başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmıştır. Davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ ile; Davalının Ankara ..... Genel İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 2.567.956,44-TL asıl alacak ve 227.193,57 TL faiz yönünden DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak (2.567.956,44-TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (513.591,28- TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekeken 175.417,11-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 33.758,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 141.658,68-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 33.758,43-TL peşin harç ile 732,00 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 34.490,43 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 375.834,34 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 8.141,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 6.000,00- TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026

Katip .... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/151, K. 2026/691, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-151-e-2026-691-k-b1c48b89c25c