İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1844 E. 2026/744 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1844
Karar No
2026/744
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1844 Esas KARAR NO : 2026/744

DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2026 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan alacak (vekalet sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ... Mühendislik İnşaat Doğalgaz ve Taşımacılık Ltd. Şti., davalı Avukat ...’yi taraflar arasındaki hukuki süreçleri takip etmesi amacıyla vekil tayin ettiğini, davalı avukatın, müvekkilini temsilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı "İtirazın İptali" davasını yürütmüş olduğunu, söz konusu yargılama neticesinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve ilam ilama bağlı alacaklar ile vekalet ücreti yönünden kesinleşme/tahsil aşamasına gelinmiş olduğun, karar uyarınca davalı (eski karşı taraf ... İnşaat Nakliyat Gıda Tarım ve Hayvancılık San. Tic. Ltd. Şti.) ilamda yer alan borca karşılık 300.000,00 TL tutarındaki ödemeyi müvekkilinin vekili sıfatıyla davalı Av. ...’ye yapmış olduğunu, davacı müvekkilinin, davalı avukatı defalarca araması ve kendisine mesaj yazmasına rağmen davalı tarafından hiç bir cevap alamadığını, davacı müvekkilinin her İstanbul'a duruşmaya gittiğinde davalı avukata hem yemek parası hem de maddi durumu olmadığından dolayı avukatlık ücretini peşin taksitler halinde ödemiş olduğunu, davacı müvekkil ile davalı arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesi yapılmadığını, herhangi bir ücret sözleşmesi imzalanmadığını, müvekkilinin, davalıya parça parça IBAN üzerinden avukatık ücreti adı altında ödemeler yapmış olduğunu, davalı avukata IBAN ve elden olmak üzere toplamda 50.000,00 TL avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını, nakit olarak yapılan ödemelerde davacının yanında eşi ... de bulunduğunu, olaya bizzat tanıklık ettiklerini, ilama dayalı icra takibi yapılınca davalı tarafından davacı müvekkilden hiç bir şekilde avukatlık ücreti talebi olamayacağını, müvekkilinin kendisine fazlası ile ödeme yaptığını, zor günlerinde maddi açıdan destek olduğunu, avukatlık ücretinin de karşı taraftan alacağını söylediğini, davalı avukatın, müvekkil şirket adına borçludan 300.000,00 TL ödemeyi tahsil etmiş olmasına rağmen, avukatlık ücretlerini davalı maksup ettikten sonra geri kalan 131.000,00 TL yi davacı müvekkile aktarmadığını, usulsüz şekilde kendi uhdesinde tuttuğunu, müvekkil şirketin defaatle yaptığı şifahi ve yazılı bildirimlere, ödeme çağrılarına rağmen davalı avukatın herhangi bir ödeme yapmadığı ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin de bu durum karşısında hem mağdur olduğu hem de parası gasp edilince davalı avukat hakkında ....Noterliğinin 05.05.2026 tarihli ... yevmiye nolu Azilnamesi ile davalı avukatı azlettiğini, Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlüdürler. Ayrıca Avukatlık Kanunu 1 / 3m. 164 ve Borçlar Kanunu m. 508 uyarınca vekil, müvekkili namına aldığı her şeyi müvekkile teslim etmekle ve hesap vermekle mükelleftir. davalı avukatın ,bu yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğini, davalı avukatın, müvekkil adına tahsil ettiği parayı müvekkile vermeyerek zilyetliğin devri amacına aykırı davrandığı, sadakat ve hesap verme borcunu ihlal etmiş olduğunu, bu kapsamda kendisi hakkında ... Başkanlığı'na da disiplin soruşturması açılması talebiyle şikayette bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle, davanın kabulüne, davalı Av. ... tarafından borçludan tahsil edilen ancak müvekkil şirkete ödenmeyen 131.000,00 TL alacağın, tahsil (temerrüt) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile vekalet görevi ve sadakat borcunun ihlali nedeniyle davalı tarafından tahsil edilen alacağın kendi vekalet ücreti alacaklarını mahsup ettikten sonra geriye kalan 131.000,00 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K) Tüm dosya kapsamıyla birlikte yapılan değerlendirmede, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, vekalet sözleşmelerinden kaynaklanan her türlü ihtilafın genel mahkemelerde (tüketici mahkemesinin görevli olmadığı hallerde) görülmesi zorunluluğu karşısında, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK 20 ve 114 ve 115 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle açılan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli İSTANBUL ADLİYESİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE HMK 20. maddesi gereğince GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmemesi halinde HMK 20. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 4-Yargılama harç ve masraflarının gönderilen mahkemede dikkate alınmasına, İlişkin olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak karar verildi. 07/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1844, K. 2026/744, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1844-e-2026-744-k-7eabd340b4cc