İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/181 E. 2026/432 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/181
Karar No
2026/432
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/181 Esas KARAR NO : 2026/432

DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2026 KARAR TARİHİ : 21/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen işyeri pay devri ve adi ortaklık sözleşmesinin davalı tarafından hiç ifa edilmemesi nedeniyle, davacı tarafından ödenen 235.000 TL’nin hukuka aykırı şekilde uhdesinde tutulmasına dayandığını, davacı edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, buna karşılık davalı sözleşmenin asli yükümlülüğü olan işletme pay devrini gerçekleştirmemiş olduğunu, bu sebeple davalı sebepsiz ve haksız şekilde zenginleşmiş olduğunu, başlatılan icra takibine de dayanaksız biçimde itiraz etmiş olduğunu, uyuşmazlık, ticari işletmeye ilişkin sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan bir alacak ilişkisi olduğunu, uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen işyeri pay devri ve adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşme konusu, ticari işletmenin %50 payının devri olduğunu, uyuşmazlık TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmuş ve anlaşmama ile sonuçlandığını, yetki yönünden birden fazla hukuki dayanak mevcut olduğunu, HMK m. 6 gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğunu, davalı Esenyurt/İstanbul’da ikamet ettiğini, HMK m. 10 gereği sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olduğunu, devir konusu işletme Esenyurt’ta olduğunu, İİK m. 67 gereği itirazın iptali davası takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılabileceğini, takip Büyükçekmece İcra Dairesi’nde başlatılmış olduğunu, para borcuna ilişkin iade talebi bulunduğundan TBK m. 89 kapsamında ifa yeri bakımından da yetki mevcut olduğunu, dolayısıyla dava hem görev hem de yetki yönünden usule tamamen uygun olduğunu, davacı ile davalı arasında, davalıya ait güzellik salonuna ilişkin işyeri pay devri / adi ortaklık mahiyetinde bir sözleşme akdedilmiş olduğunu, sözleşmenin amacı; davalının işletmesinde davacının %50 pay/ortaklık edinmesi, buna bağlı olarak işletmenin yönetim ve gelir-gider paylaşımına davacının dahil edilmesi ve işletmeye ilişkin ortaklık ilişkisinin fiilen kurulmasını, sözleşme, tarafların gerçek iradesi itibarıyla “salt bir borç-alacak ilişkisi” olmayıp; işletmenin ekonomik bütünlüğü üzerinde pay devrini ve işletme faaliyetinin ortaklaşa yürütülmesini hedefleyen bir sözleşmesel ilişki olduğunu, sözleşme gereğince davacının edimi, kararlaştırılan devir/ortaklık bedelinin davalıya ödenmesi şeklinde olduğunu, bu kapsamda davacı, sözleşmede kararlaştırılan bedel olan 235.000,00 TL’yi ödeme iradesini açıkça ortaya koymuş olduğunu ve edimini yerine getirdiğini, banka dekontu incelendiğinde; işlemin tarihli olduğu, EFT tutarının 235.000,00 TL olarak davalıya gönderildiği ve açıklama kısmında “… güzellik merkezi salonuna yüzde 50 ortaklık ödemesi yapılmıştır” ibaresinin yer aldığı açıkça görüldüğünü, dekont ekte sunulmuş olduğunu, bu açıklama, ödemenin “başka bir sebep” (borç, bağış, kaparo vb.) için değil, doğrudan %50 ortaklık/pay devri karşılığı yapıldığını somutlaştıran ve uyuşmazlığın temelini belirleyen kuvvetli bir delil olduğunu, müvekkili üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesine rağmen davalı hiçbir şekilde kendi sorumluluklarını ifa etmemiş olduğunu, davalı icra takibine haksız bir şekilde itiraz etmiş olduğunu, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci anlaşmama şeklinde sonuçlanmış olduğunu, sözleşmeye aykırılık açıkça ortada olduğunu, müvekkili seçimlik hakları kullanmakta haklı olduğunu, mahkemenin sözleşmeye ilişkin aksi kanaatteyse de sebepsiz zenginleşme değerlendirilmesi zorunlu olduğunu, icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu, Büyükçekmece İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyada davalının yaptığı itirazın iptaline,

takibin devamına, 235.000 TL asıl alacağın, ödeme tarihi olan 24.10.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini,

İİK m. 67/2 gereğince alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir.

TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.

Açıklanan kanun hükümleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, açılan dava taraflar arasında imzalanan adi ortaklık sözleşmesi gereğince Davalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden Davacı tarafından ödenen bedelin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar tacir olmayıp Davalı taraf güzellik salonu işlettiğinden esnaf kaydı bulunmakta olup ayrıca taraflar arasında imzalanan dosyada mübrez 24.10.2025 tarihli "Sözleşmedir" başlıklı sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olduğu, Davalı tarafça adi ortaklık sözleşmesinin gerekleri yerine getirilmediği iddiasıyla Davacının ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdatını talep ettiği, tarafların tacir olmaması, sözleşmenin ticari işletmenin devri sözleşmesi olmaması ve ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsilinin talep edilmesi nedenleriyle açılan davanın ticari davaya vücut vermediği netice itibariyle açılan davada davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ gönderilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,

4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/04/2026

Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/181, K. 2026/432, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-181-e-2026-432-k-1de67c5a90bf