İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/125 E. 2026/728 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/125
- Karar No
- 2026/728
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/125 Esas KARAR NO : 2026/728
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 11/02/2026 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında tahsis edilen krediden kaynaklanan borcun ödenmemesi ve sözleşme hükümleri uyarınca alacağın muaccel hale gelmesi üzerine ... 26. Noterliğinin... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamede asıl borç, ferileri ve masrafların belirtilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, banka kayıtları ve sunulan kesin deliller üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle alacağın sabit olacağını, dava şartı kapsamında ...Arabuluculuk Bürosunun ... dosya numarası üzerinden yürütülen arabuluculuk sürecinin 06.02.2026 tarihli toplantıda anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının ... Banka Alacakları İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün...E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirket hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dosyası kapsamında 02.05.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verildiğini, 17.07.2024 tarihli duruşmada geçici mühlet süresinin tedbirlerin aynen devamı ile 2 ay uzatıldığını, yargılama sonunda konkordato projesinin tasdikine karar verilip dosyanın istinaf aşamasında bulunduğunu, İİK’nın 294. maddesi gereğince mühlet içinde borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamayacağı ve mevcut takiplerin duracağı gözetilmeksizin tedbir kararına rağmen takip başlatıldığını, rehinle temin edilmemiş alacaklar yönünden İİK’nın 296. maddesi uyarınca mühlet kararından itibaren faiz işlemesinin durduğunu, bu nedenle geçmişe ve geleceğe yönelik fahiş ve temerrüt faizi taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davacının gerçek alacağını konkordato sürecinde kaydettirdiğini, fazlaya ilişkin talebinin reddedildiğini ve aksini iddia eden davacının süresinde kayıt kabul davası açması gerektiğini, alacağın konkordato projesinin akıbetine tabi bulunduğunu, likit olmayan alacakta şirket malvarlığını korumak amacıyla yapılan itirazın kötü niyetli sayılamayacağını ileri sürerek davanın reddini, davacının asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini davanın reddiyle birlikte talep etmiştir. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının UYAP'tan eklendiği, ... A.Ş.'ne yazılan yazıya cevap verildiği, sunulan evrakların kasaya alındığı, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının istenildiği, dosyanın incelenmesinde davalı şirket tarafından konkordato talep edildiği 02/05/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 03/09/2025 tarihli karar ile "konkordato projesinin İİK’nun 305. maddesindeki tasdik şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla TASDİKİNE" karar verildiği görülmüştür Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalı aleyhine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine dayalı olarak 4.357.395,90 TL nakdi alacak ile 274.477,92 TL ve 6.570,00 EUR gayrinakdi alacağın depo edilmek suretiyle tahsili için 27/12/2025 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığı; davalı şirketin ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde 08/01/2026 tarihinde yetkiye, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 25/06/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile; davalı şirket tarafından konkordato talebinde bulunulduğu ve 02/05/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, hesabın 07/05/2024 tarihinde kat edildiği, İİK'nın 296/1. Maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekmekte olup bu kapsamda bilirkişiden İİK'nın 296.maddesine göre asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği, dikkate alınarak, geçici mühlet kararının 02/05/2024 kat tarihinin 07/05/2024 olduğu anlaşılmakla davacı bankanın hesap kat tarihi itibari ile sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların da mevcut olup olmadığı hususlarında dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdiine, HMK 218. ve 278/4. maddeleri uyarınca bilirkişiye bankanın defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve rapora esas olup da dosyada bulunmayan belgeler var ise birer suretinin de rapora eklenmesi için yetki verilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 01/09/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) ...Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, bahse konu sözleşmeye istinaden muhtelif krediler kullandırılmış olduğunu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı aleyhinde sözleşmesel olarak (Tabi ki konkordato tedbir kararı sonuçlar hariçtir) takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiğinin söylenebileceği (Ancak konkordato süreç ve sonuçları saklı kalmak kaydıyla),....davalı asıl borçlu firma hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....E. sayılı dosyası ile 02.05.2024 tarihinden itibaren 3 ay süreye geçici mühlet tedbir kararı verildiğini, anılan tedbir kararının verilmiş olmasının başta İİK’nun 294 ve 296 m. kapsamında değerlendirilmesi durumunda, geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.05.2024 öncesinde muacceliyet koşullarının henüz teşekkül etmemiş olduğunun değerlendirildiğini, başka bir deyişle sözleşme fesih koşullarının kat ihtarı tarihi (07.05.2024) itibariyle henüz olgunlaşmamış olduğu kanaati edinildiğini, bu durumda davalı asıl borçlu şirket aleyhinde takip yapılıp yapılamayacağı mahkemenin takdirinde olduğu" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan .... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı borçlu şirketin hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borcu bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında geçici mühlet karar süresi içerisinde kredi hesabının davacı tarafından kat edilip edilemeyeceği, hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borç var ise ve geçici mühlet süresi içerisinde hesap kat edilebilecek ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı ile davalı borçlu ...Şirketi arasında 07/12/2022 tarihli 20.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi akdedilmiştir. Kredi borcunun ödenmesi için ... 26. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi düzenlendiği, ihtarnamenin borçluya tebliğ edildiği görülmüştür. 2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı, 285 maddesi;– (Değişik: 28/2/2018-7101/13 md.); "Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir." 2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları başlıklı, 296 maddesi (Değişik: 28/2/2018-7101/24 md.) "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 4. maddesinde “Temerrüt(Muacceliyet) Halleri ve Takip Hükümleri " halleri düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4.1. Maddesi; “ Kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda, vade tarihinde, cari hesap şeklinde işleyen krediler için ise, Müşteri’ye 2.10. maddesine istinaden bir ödeme talebi gönderilmesine rağmen, Müşteri'nin talepte belirtilen sürede talebi yerine getirmemesi halinde Banka alacaklarının muaccel hale geleceğini kabul eder. Müşteri ve kefiler, sözleşme ve ekleri kapsamındaki borçlarını kararlaştırılan vade tarihinde eksiksiz olarak ödemediği takdirde banka tarafından protesto keşidesine, ihtarname gönderilmesine, mehil tayinine, velhasılı hiçbir kanuni takip ve teşebbüs icrasına mahal bırakmaksızın temerrüde düşeceğini, muaccel hale gelen tüm borçlarını faiz ve diğer masrafları, bilcümle ferileri ile birlikte derhal ödeyeceğini kabul ve beyan eder. “ şeklindedir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 4. maddesinin bütününde müşterinin konkordato ilan etmesinin hesapların muacceliyeti sonucuna doğuracağına dair açık hüküm bulunmamaktadır. Konkordato, zaten borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre asıl borçlu şirketin konkordatoya başvurmasının açıkça sözleşmeyi fesih hakkı vermediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki İİK'nun 296. maddesi “Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz” hükmü sözleşmenin feshine engel olacaktır. Zira sözleşmedeki diğer muacceliyet hükümleri açısından da dava dosyasına sunulan hesap ekstreleri ile hesap kat ihtarnamesi incelendiğinde hesap kat tarihinde, vadesi gecikmiş alacak bulunmamaktadır. Bu husus bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olup raporda geçici mühlet tarihi öncesinde henüz muaccel bir alacağın bulunmadığı tespit edilmiştir Bu şartlarda, İİK'nun 296. maddesinin açık bir fesih yasağı hükmü niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacı bankanın hesapları kat ederek sözleşmeyi fesih etmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve İİK'nun 296. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, İİK'nun 296.maddesine göre (ve banka alacakların tahsilinde gecikme olmadığından ) asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurulması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira genel kredi sözleşmesi, “borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme” niteliğindedir. Genel bankacılık uygulamaları ve teamülleri ile ticari hayatta bankaların bir şirket hakkında takibe geçmesi diğer bütün alacaklıların takibe geçmesine yol açmakta böylece borçlunun işletme faaliyetinin devam etmesinde büyük olumsuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle genel kredi sözleşmesi, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar,... Esas ...Karar sayılı ilamlarında da; mühlet öncesinde vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından hesap kat tarihinde alacağın muaccel hale gelmediği, bu durumda kefil aleyhine dahi icra takibi başlatılamayacağı ve davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı sonucuna varıldığından, alacağın miktarına ilişkin bilirkişi hesaplamalarına ve davacının eksik borç hesaplanmasına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Belirtilen nedenlerle; İ.İ.K.nun 296. maddesindeki açık yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından icra takibi yapma şartlarının da mevcut olmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine; davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 52.626,45 TL ve tamamlama ile alınan 732,00 TL harç olmak üzere toplam 53.358,45 harçtan mahsubu ile bakiye 52.626,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 593.313,55 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 6.000,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin , davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır