İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/707 E. 2026/516 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/707
- Karar No
- 2026/516
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/707 Esas KARAR NO : 2026/516
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, davalıya ait yükleri... nolu,... nolu ve... nolu taşıma senetleri ile (air waybill- hava yük senedi) taşımak suretiyle 22.04.2024 tarih 5.971,80 USD, 08.05.2024 tarihi 433.21 USD ve 16.5.2024 tarih 210,10 USD olmak üzere toplam 4.414.71 USD bedelli faturalar düzenlediğini, davalının fatura bedelini ödemediğini, davalı hakkında ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davalının ... İcra Müdürlüğünün ...Esas dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin 31.10.2024 tarihinde konkordato talebinde bulunulduğunu, İİK m.287 uyarınca geçici mühlet kararı verildiğini, 27.03.2025 tarihinde bir yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, müvekkilinin halen kesin mühlet koruması altında bulunduğunu, İcra ve İflas Kanunu 294. maddesi uyarınca kesin mühlet içerisinde borçlu aleyhine takip yapılamayacağını, başlamış takiplerin duracağını, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz uygulanamayacağını, borçlu aleyhine dava açılamayacağını, bu nedenle kesin mühlet kararı yürürlükte iken açılan işbu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle dinlenemeyeceğini, esasa ilişkin olarak davacının alacağın bulunmadığını, dayanak gösterilen faturaların müvekkiline ulaşmadığını ifade ederek kesin mühlet kararı nedeniyle davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde ise davacı alacağını ispat edemediğinden davanın esastan reddine, ayrıca davacının kötü niyetli icra takibi nedeniyle takibe konu alacağın %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, TTSG ilinları, hava taşıma senetleri, hava taşıma navlun faturaları celp edilip incelenmiştir. Taşımacılık konusunda uzman ...ile SMMM bilirkişi ... 21/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; " Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ Temel Fatura Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiği, davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu, davacının, davalı aleyhine 15.09.2024 tarihinde başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin davalının konkordato talebinden önce olması nedeniyle başlatıldığı tarih itibarıyla hukuken geçerli olduğu, bu kapsamda davacının alacağını takip konusu yapmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bu kapsamda yapılan incelemede; davacının, davalıdan 150.193,73 TL karşılığı 4.414,71 USD alacaklı olduğunun belirlendiği, davacının bu alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği ..." tespit edilmiştir. Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasında takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun ise davalı olduğu, davacının 4.414,71 USD alacak için davalı hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, takibe devamı için İİK m.67/1 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu itirazın iptali davası açılmıştır. ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında takip tarihi 05/09/2024.dür. İcra takibinden sonra borçlu 31/10/2024 tarihinde konkordato başvurusunda bulunmuştur. ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında 31/10/2024 tarihinde 3 ay geçici mühlet, 01/02/2025 tarihinde ek 2 ay geçici mühlet, 27/03/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıl kesin mühlet süresi verilmiş, kesin mühlet içerisinde 03/10/2025 tarihinde işbu dava açılmıştır. Davalı, savunmasının temelini, kesin mühlet içerisinde borçlu aleyhinde itirazın iptali davasının açılamayacağı vakıasına dayandırmış, buna ilişkin İİK m.294.ü yasal sebep olarak göstermiştir. Yasal düzenlemeye bakıldığında, 2004 s. İİK m.294.de Kesin Mühletin Alacaklılar Bakımından Sonuçları "Mühlet içinde borçlu aleyhine ... tarihli ve... s. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Yasal düzenleme uyarınca, mühlet içinde borçlu hakkında itirazın iptali davası açılması ya da açılmış olan davaya devam edilmesi noktasında bir engel bulunmamaktadır. Davalı vekilinin "mühlet içinde borçlu aleyhinde dava açılamayacağı, bu yönde İİK m.294.de yasal düzenleme mevcut olduğu" savunması; Yasa hükmünün açık lafzı karşısında yerinde görülmemiştir. Doktrinde de durum aynıdır. Nitekim, konkordato sebebiyle davalı borçluya mühlet verilmesi itirazın iptali davasının açılmasına yahut itirazın iptali davasının görülmesine engel teşkil etmemektedir. ( bkz. Cenk AKİL, Konkordato Mühletinin Alacaklılar Bakımından Sonuçları, TBB Dergisi 2019, s.239; İlhan POSTACIOĞLU, Konkordato Hukuku, 2. B., İstanbul 1965, s.54; Baki KURU, İcra ve İflâs Hukuku, C. IV, Ankara 1997, s.3659; Hakan PEKCANITEZ/ Oğuz ATALAY/ Özkan Meral SUNGURTEKİN/ Muhammet ÖZEKES, İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, 5. B., Ankara 2018. s.789; Timuçin Muşul, İcra ve İflâs Hukuku, C. II, 6. B., Ankara 2013, s. 1683 vb..) Yargı uygulaması da aynıdır, farklılık bulunmamaktadır. İSTANBUL BAM 13. HD. ...E. ... K. sayılı ilamında açıkça"... Somut olayda, 26/04/2018 takip tarihinden sonra ve 23/07/2018 dava tarihinden önce, davalı borçlu hakkında konkordato davası açılıp 10/07/2018 tarihinde mühlet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Konkordato davası ile İİK. 294 madde uyarınca mühlet kararı verilmesi davalı hakkında itirazın iptali davası açılmasına veya açılan davanın yürütülmesine engel teşkil etmeyeceğinden davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir...." aynı husus vurgulanmıştır (aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD. 14.05.... E. ... K. (e-uyar.com, e.t.: 14.07.2018; İSTANBUL BAM 12. HD.... E.... K) Bu çerçevede, İİK m.294.e göre, davalı borçlu hakkında mühlet kararı verilmesi itirazın iptali davasının açılmasına veya açılan davanın görülmesine engel teşkil etmediğinden, salt bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi / davanın dinlenmesinin mümkün olmadığına yönelik davalı savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı, taşıma hizmetinin verildiğini, ancak navlun alacaklarının ödenmediğini ileri sürmektedir. Davalı, navlun faturalarının kendilerine ulaşmadığını, borçlarının bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temeli, davacının taşıma hizmetine karşılık düzenlenen faturalar (navlun alacağı) sebebiyle alacaklı olup olmadığına ilişkindir. Taşıma hizmetlerinin yerine getirildiği, dosya içinde bulunan hava yük taşıma senetleri ile sabittir. İlgili taşımaya yönelik hava yük taşıma senedi numarası her bir faturada şerh de edilmiştir. Davacının taşıma hizmetine karşılık üç adet fatura düzenlendiği, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturalar incelendiğinde tamamının "e-fatura" şeklinde tanzim edildiği, dolayısıyla davalıya tebliğ edildiği hususunda duraksama bulunmadığı, davalının faturaları tebliğ almasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığı ve faturaları iade etmediği çekişmesiz olup, davalının faturaların tebliğ edilmediği savunması da isabetli görülmemiştir. Ticari defter ve belgeler de incelenmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." diyerek bu hususu vurgulamıştır. Alacak miktarının tespiti ve takip tarihi itibariyle tarafların alacaklı - borçlu durumlarının araştırılması amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca müşterek şekilde tayin edilen inceleme gününde ticari defterler ibraz edilmediği takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceği taraflara ihtar edilerek bildirilmiştir. Bu husus, 04/02/2026 tarihli celsede hazır bulunan davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, ayrıca tutanağa geçirilmiş (4.numaralı ara karar) taraf vekillerinin imzası da alınmıştır. Ancak, davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, açıklanan nedenlerle HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 222/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Mali bilirkişinin 21/05/2026 tarihli raporunda belirtildiği üzere, davacının ticari defter ve belgeleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı lehine delil olma niteliğini taşıdığı, dava konusu faturalarının tamamının davacının defterlerine kayıtlı olduğu, ticari defter ve belgeler uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 4.414,71 USD alacaklı olduğu, davacı defterinde fatura alacaklarının davalı tarafça kısmen veya tamamen ödendiğine yönelik muhasebesel yönden davalı lehine herhangi bir kaydın da bulunmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 4.414,71 USD alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Mali bilirkişinin 21/05/2026 tarihli bilirkişi raporu yalnızca muhasebesel yönden yapılan açıklama ve hesaplamalar bakımından denetime elverişlidir. (Bunun dışında, raporun devamında yer alan açıklamalar; Mahkememizce görev verilmemesi, icra takibinden sonra borçlunun konkordato başvurusunda bulunmasının itirazın iptali davası açılması ya da açılmış olan itirazın iptali davasının görülmesine etkisi, İİK m.294 hükmünün yorumlanması hukuki meseleler olup bilirkişinin yargısal yorum ve takdir gerektiren hususlarda açıklama yapmasının doğru olmaması, kaldı ki açıklama yapılan hususların tahkikat aşamasından evvel ön inceleme duruşmasında mahkememizce değerlendirildiği, ve ara karar tesis edildiği halde görev sınırlarının aşılması doğru görülmemiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna muhasebesel yönden yapılan açıklama ve hesaplamalara herhangi bir itirazda bulunmaksızın; cevap dilekçesindeki savunmaların tekrarı mahiyetinde mühlet içinde borçlu hakkında itirazın iptali davasının açılmasının mümkün olmadığını dile getirmiştir. Ancak, az yukarıda kapsamlı gerekçe oluşturulduğu üzere,İİK m.294 uyarınca davalı borçlu hakkında mühlet kararı verilmesi itirazın iptali davasının açılmasına veya açılan davanın görülmesine engel teşkil etmemektedir. Bu çerçevede, davacının alacaklı olduğunu ispat etmesi karşısında yalnızca muhasebesel yönden hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Diğer taraftan; icra inkar tazminatı talebi bakımından, alacak likit ve muayyen olduğundan (fatura, cari hesap) İİK m.67/2.deki yasal koşullar bulunmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yerleşik içtihatlarda yabancı para cinsinden yapılan icra takiplerinde, icra inkar tazminatına takip tarihindeki kur karşılığı Türk Lirası üzerinden hükmedilmesi gerektiğinden ( (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ... E.,... K.) takip tarihindeki kur esas alınarak icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KABULÜ ile, 1-Davalının ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin kaldığı yerden aynı koşullar altından ve aynen devamına, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, asıl alacak 4.414,71 USD'nin takip tarihindeki (1 USD = 34,0212 TL) karşılığı olan 150.193,73 TL'nin %20'si oranındaki 30.038,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 12.563,29 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.388,46 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 10.174,83 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 2.388,46 TL peşin harç, 300,00 TL posta ve tebligat masrafı, 9.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.688,46TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/06/2026
Katip ...
Hakim ...