İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1019 E. 2026/494 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1019
Karar No
2026/494
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1019 KARAR NO : 2026/494

DAVA : Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 08/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı , davalı tarafa vermiş olduğu sözleşme gereği taşınmaz alım satımına ilişkin olarak tüm parayı davalının talimatı ile ---- hesabına kalanın nakit olarak istemiş davacının aracı olarak parayı -- isimli şahsa verildiğini, davalı tarafa paranın ------ verildiğini bildiği halde davacının aldığı teminat senedini müvekkili devamlı surette oyalayarak vermediğini, Davalı taraf daha sonra ----- ile yapmış olduğu görüşme neticesinde söz konusu yeri almaktan vazgeçtiğini ve kendisine ulaştırılan paranın iadesini istediğinde ise ----- devamlı surette oyalandığını, Bunun üzerine davalı taraf müvekkilin kendisine vermiş olduğu teminat senedini kötü niyetli olarak üzerinde oynamalar yaparak icra takibi yapmış ve dosyayı kesinleştirdiğini, Alacaklı tarafından borçlu aleyhinde bir adet senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun süresi içinde icra mahkemesine yaptığı başvuru ile; senedin taraflar arasında yapılan protokol gereğince verildiğini ve düzenleme yeri bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini istediği, mahkemece, borçlunun takip dayanağı senedin protokol gereğince verildiği beyanının borcu kabul anlamına geldiği gerekçesiyle İİK'nun 170/a-son maddesi gereğince şikayetin reddine karar verildiği görüldüğü, İİK'nun 170/a-son maddesinde; her ne suretle olursa olsun, borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığı nedeni ile takibin iptal edilemeyeceği hükmüne yer verildiğini, Öte yandan, keşide yeri unsuru bulunmayan dayanak belge, bono olarak kabul edilemeyeceğinden, TTK'nun 776/1-f maddesinde öngörülen koşulu taşımayan bu belgeye dayanarak borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılması da mümkün olmadığını, Somut olayda, takibe dayanak senette düzenlenme yeri belirtilmediği gibi, düzenleyenin adının yanında da herhangi bir idari birim adının yazılı olmadığı görülmektedir. Bu durumda, sözü edilen senedin, kambiyo senedi niteliğinde olmadığı anlaşıldığını, açıklanan nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla davamızı belirsiz alacak davası olarak açtığımızı belirterek; ----. İcra Müdürlüğü ----- dosyadan kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla 320.000,00 Euro borçlu olan ve bu borç nedeniyle ödeme yapmaktan acze düşen müvekkil yönünden öncelikle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini,Devamında ise müvekkilin ----. İcra Müdürlüğü ---- sayıl dosyasında borçlu olmadığının tespitine, yapılan takibin iptaline karar verilmesini,Davalı yanın müvekkil lehine takibe esas tutar üzerinden %20 den aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı (Borçlu) tarafın, ---- İcra Müdürlüğü ----. Sayılı dosya konusu BONO nun teminat senedi olduğuna dair iddiası gerçek dışı olduğu, Dava konusu bononun, ne senet üzerinde veya arkasında, ne de ayrı bir belge ile teminat senedi olduğuna ilişkin bir belge ya da ibare bulunmadığını, Borçlu taraf, bu parayı müvekkilden elden aldığını, Kendi ikrarları da mevcut olduğu, Bu nedenle, teminat senedi iddiası, reddedilmesi gerektiği, Yüksek yargı kararları da bu yönde olduğunu, Davacı (Borçlu) tarafın senedin zorunlu unsurlarından olan kısımlardan düzenlenme tarihi müvekkilce boş olarak davalı tarafa verildiği iddiası ve bu nedenle senedin kambiyo evrakı hükmünde olmadığı iddiası, mesnetsiz olduğunu, Öncelikle, davacı tarafın bu iddiası doğru olmadığını, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, açık bono düzenlenebilir, tanzim tarihi sonradan da doldurulabilir olduğunu, Anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak yazılı belgeyle kanıtlanabileceği, Yüksek yargı kararları da bu yönde olduğunu, Davacı taraf, tüm parayı müvekkil davalının talimatı ile ---- isimli şahsa verildiğini iddia ettiğini, dava dışı ----- ile Borçlu ... birlikte müvekkil tarafı dolandırıldığını, Her ikisi de ayrı ayrı bu paraları almışlar ve teşekkül halinde, müvekkili dolandırıldığı, açıklanan nedenlerle; Haksız ve mesnetsiz açılan davanın tüm yönleriyle reddine,Davacı tarafın takibe esas tutar üzerinden %20 den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

GEREKÇE VE SONUÇ: Dava menfi tespit talebine ilişkindir Uyuşmazlık dava konusu bono nedeniyle davalının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle: Huzurdaki davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açılmış olduğu anlaşılmakla, işbu davaya ve iddiaya konu olan borcun kaynağı 320.000 Euro bedelli, 25/09/2023 tanzim tarihli, 25/10/2023 vade tarihli kambiyo senedi olduğu dikkate alındığında, menfi tespit davasına konu olan tutarın tam olarak tespit edilebildiği, bu çerçevede davanın açılması sırasında talep sonucunun birlenmesinin objektif olarak imkansızlığından söz edilemeyeceği değerlendirilmekle derdest dava yönünden davacının hukuki menfaat dava şartına sahip olup olmadığı hususunda takdirin tamamen mahkemeye ait olduğu, somut olay ve dava malzemesi incelendiğinde davacının iddiasını haklı kılacak biçimde dosya kapsamında taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin varlığına işaret eden ve kesin delil mahiyetinde herhangi bir belgeye ulaşılamadığı, taraflar arasındaki sözleşme iddiasının ispata muhtaç vaziyette kalmış olduğu, davacı yanın takibe konu edinmiş olan senedin teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasının senede karşı senette ispat kuralı çerçevesinde kesin delili ispatı edilmesi gerektiği, somut olayda taraflar arasında bu yönde takibe konu olan senedin teminat mahiyetinde olduğunu, ortaya koyacak bir belgenin de bulunmadığı değerlendirilmekle, takibe konu olan senedin bağımsız bir kambiyo ilişkisi çerçevesinde borç meydana getirmiş olduğu hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı tarafından davalıya verilmiş olan senet üzerinde düzenleme tarihinin bulunmadığı, düzenleme tarihinin sonradan davacı tarafından konulmuş olduğuna ilişkin iddianın işbu rapor için de detaylı olarak izah edilen 1989 tarihli ---- çerçevesinde senetle ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamında bu yönde bir kesin delile ulaşılamadığı, kaldı ki senedin takibe konulduğu an itibari ile bütün şekli kurucu unsurların tamam olarak görülmekte olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu talep davacının bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir (Yargıtay --- HD. ---- Karar). İddia, savunma, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile sunulan deliller nazara alındığında davacının iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenle davanın reddine, icra dosyasındaki itiraz nedenleri ve icra dosyası içeriği nazara alındığında icra ve inkar tazminatı talebinin reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: 1-DAVANIN REDDİNE, İCRA VE İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Suç üstü ödenedeğinden karşılanmış olan 1.998 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davalı tarafından yapılan 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK 345 Maddesi gereğince ----- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/1019, K. 2026/494, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1019-e-2026-494-k-4c7d2e8bea11