İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/855 E. 2026/361 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/855
Karar No
2026/361
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/855 Esas KARAR NO : 2026/361

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2025 KARAR TARİHİ : 09/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Davacı şirketin davalı/borçlu şirket ile arasındaki iş ilişkisinden doğan Euro bakiye cari hesap alacağı bulunmakta olup, işbu bu alacağın tahsiline ilişkin davalı/borçlu şirket aleyhinde ... 36. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosya ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak, mezkur icra takiplerine davalı/borçlu şirket tarafından haksız ve yersiz olarak borca ve tüm ferilere itiraz edilmiş olup, söz konusu itiraz haksız ve hukuka aykırıdır. Şöyle ki; Davalı borçlu şirket tarafından yapılan itiraz haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Müvekkil şirketin, davalı/borçlu şirketten ticari iş ilişkisinden doğan Euro bakiye cari hesap alacağı bulunmaktadır. Davalı/borçlu şirket hakkında, bakiye cari hesap alacağı bedelini müvekkil şirkete ödememesi nedeniyle icra takibi başlatılmıştır. Davalı şirket işbu açılan icra takibi dolayısıyla herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ederek haksız ve yersiz olarak borca ve ferilerine itiraz etmiştir. İşbu alacağımızda haklı olduğumuz ticari defter kayıtlarımızın tetkikinde sübuta erecektir. Davalı/borçlu icra takibine konu edilen borç miktarını ödememiştir. Ödediğine dair herhangi bir yasal, somut bir makbuz vs. gibi belge sunmamıştır. Dolayısıyla dava konusu icra takibine yapılan itirazlar haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, bu sebeple davalı yan tarafından yapılan itirazın iptali gerekmektedir. Yapılan itiraz haksız ve yersiz olup, müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik kötü niyetli bir itirazdır. Dava öncesi Arabuluculuk şartı da gerçekleştirilmiş ancak olumlu sonuç alınmamıştır. Takibe itiraz eden davalı/borçlu şirketin tutumu haksız ve hukuka aykırı olup, dava konusu takibe konu itirazın iptal edilmesi gerekmektedir. İcra takibine konu edilen alacak likit olup, davalı/borçlu aleyhinde %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Müvekkil davacı şirketin, davalı/borçlu şirketten Euro bakiye cari hesap alacağı bulunmakta olup, alacak likittir. Davalı borçlunun işbu takibe yönelik itirazı süreci uzatmaya yönelik olup, davalı borçlunun bu tutumu tamamen haksız ve hukuka aykırıdır. Bu sebeple alacak likit olup, yapılan itiraz haksız ve yersizdir. İİK madde 67/2 uyarınca davalı borçlu için icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı borçlunun itirazlarının hiçbir haklılık yanı ve hukuki dayanağı yoktur. Bu nedenlerle davalı/boçlu şirketin itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;"Müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, davacı tarafca alacağını ispat eder nitelikteki hiçbir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır. Davacı tarafça taraflar arası hizmet bedeline konu ilişkiyi ispatlayan veya şartları ortaya koyan geçerli bir sözleşme ibraz edilmemiştir. Sözleşme ibraz edilmesi halinde imzaya itiraz hakkımızı saklı tutuyoruz. Bu bağlamda faiz konusundaki talebin dayanağının belli olmadığı keza icra takip dosyasına yapılan itirazın haklı olduğu ortadadır. Dava konusu ödenmeyen mal ve hizmet bedeli olarak belirtilmişse de hizmete ilişkin bir izaha dahi yer verilmemiştir. Kaldı ki müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu yoktur. Davacı taraftan herhangi bir mal ve hizmet alınmamıştır. Bu husus tüm kayıtlar tetkik edildiğinde ortaya çıkacaktır. Davacı firmanın tek taraflı ve keyfi uygulamasıyla tanzim ettiği veya edeceği faturalarla alacak talebinde bulunamayacağı, alacağının varlığının ispat yükünün davacıda olduğu tartışmasızdır. Buna karşın davacı taraf işbu iddialarını ispat niteliğine haiz hiçbir belge sunamamıştır. Bu sebeple davacı tarafın sunacağı belgelere karşı belge ibraz etme ve delil sunma hakkımızı saklı tutmaktayız.Her ne kadar davacı tarafından mal-hizmet alımı karşılığında fatura düzenlendiğinden söz edilmişse keyfiyetle düzenlenebilecek faturaların ispata haiz belge olarak değerlendirilemeyeceği izahtan varestedir. Müvekkil şirketin davacı taraftan almış olduğu mal ve hizmet yoktur. Nitekim taraflar arasında beyan edildiği şekilde kurulan bir mal ve hizmet ilişkisi mevcut değildir. Davacı tarafından gerçekte var olmayan borçların haksız yere tahsiline çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple kabul anlamına gelmemekle, davacı tarafından belge ibrazı ve sözleşme ibrazı halinde imzaya itiraz hakkımızı da saklı tuttuğumuzu beyan ederiz. Her ne kadar davacı taraf takibe konu faturalar ile takip başlatmış ise de; faturaya hizmet ifa edilmiş değildir. Davacının tek taraflı olarak düzenlediği faturanın kabulü mümkün değildir. Davacının hizmet ifasını ispat etmesi gerekmektedir. Eksik yapılan hizmetten veya teslim edilmeyen ürünlerden kaynaklı ispat külfeti davacı tarafta olup, davanın reddine karar verilmesini talep ve arz ediyoruz. Öğretinin ve Yüksek Mahkeme'nin likid alacak bakımından aradığı; "borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, daha da özet bir anlatımla, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması" ölçütleri somut olayda bulunmadığından icra inkar tazminatı talebi hukuka aykırı bir nitelik taşımaktadır. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle cevaplarımızın kabulü ile davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddi ile haksız ve kötü niyetli olarak alacak talebinde bulunan davacının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı tarafından alacağı olduğundan bahisle gerçekte varolmayan borçların haksız yere tahsil edilmeye çalışıldığı anlaşılmakta olup davacının haksız kazanca yönelik bu iddialarını kabul etmediğimizi; keza davacının işbu kötü niyetli iddiasını ispata yarar sözleşme ve mutabakat mektubu da dahil olmak üzere hiçbir ispata yarar somut delil sunamadığını ve müvekkil şirketin davacıya mal alacağından kaynaklı borcun bulunmadığını beyan eder; huzurda açılan kötü niyetli davanın öncelikle tümden reddini..."savunmuştur. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; .. 36.İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...E.sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairesine müzekkere yazılarak 2025 yılına ait BA/BS formlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat müzekkeresi yazılarak davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde 1 mali müşavir bilirkişi ile inceleme yapılarak taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturadan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor hazırlanmasının istenilmesine, davalı tarafa çıkartılacak davetiyede " dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini Mahkememize ibraz etmesi, ibraz edemiyorsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmesi hususunda tarafına inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verildiğinin, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağı" ihtarının eklenmesinin istenmesine karar verilmiştir. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi ile 27/02/2026 günü saat 14:30 tarihinde Mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişice, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor hazırlanmasının istenilmesine, davacı tarafa inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri , ibraz edemiyorlarsa mazeretleri ile birlikte ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmeleri için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın defter ve kayıtlarının esas alınacağı hususunun ihtarına karar verilmiştir. Uyuşmazlığın para alacağından kaynaklanması nedeniyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı vekiline yetki belgesini sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine, aksi takdirde bu celse gerçekleştirmiş olduğu usuli işlemin dikkate alınmayacağı hususunun ihtarına karar verilmiştir. Mahkememizin 23/02/2026 tarihli alınan ara kararı ile; Davacı vekilinin talebinin kabulüne, -SMMM bilirkişisine, davalının bulunduğu şirket adresinde HMK.m.218 hükmü gereği yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Talimat Mahkemesi aracılığıyla alınan 19.03.2025 tarihli raporunda özetle;"Taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin herhangi bir sözleşmenin dava dosyası içerisinden tespit edilemediği, ancak dosya içerisinden yapılan tetkikler bakımından taraflar arasında ticari ilişkinin varlığından söz edilebileceği, davalının yasal defterlerinin genel olarak usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı lehine delil olma mahiyetine sahip olduğu, dava dosyasına tarafların vergi daireleri tarafından sunulan Ba,Bs formu bilgil 2025 yılına ilişkin oldukları, dosya kapsamında taraflar arasındaki Ba, Bs formlarınına ilişkin bilgilerin 2024 olması nedeniyle Ba, Bs formları üzerinden bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, davalının defter kayıtlarında davacının cari hesabına yansıtılan alım faturalarının toplam tutarlarının düzenlemiş olduğu alacaklı olduğu tutarlara ilişkin kayıtların toplamının 22.342,13 EURO, cari hesaba mahsuben davalı tarafından yapılan ödemelerin ve iade tutarlarının toplamının 11.941,09 EURO olduğu göz önüne alındığında davalının davacıya olan cari hesap bakiye borcunun (22.342,13 EURO- 11.941,09 EURO-) 10.401,04 EURO olduğu, davacının takipte talep ettiği tutar ile takibe dayanak olarak sunduğu davalıya ilişkin cari hesap dökümünden davacıdan 18/06/2025 tarihi itibariyle alacaklı olabileceği tutarı 10.401,04 Euro olduğu, davacının davalıdan talep ettiği tutar ile davalının yasal defter kayıtlarından hesaplanan davacıya borcu olan tutarın 18/06/2025 tarihli ve 10.401,04 EURO olduğu ve bu hususta dosya kapsamında tarafların mutabakatının tespit edilebildiği..." rapor edilmiştir. Bilirkişi tarafından alınan 23/04/2026 tarihli raporunda özetle; "Davacı ile davalı şirketin incelenen 2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ile davalı şirketin ticari defterlerinde; 10.401,04 Euro davacı alacağında mutabık oldukları, davacının, davalı aleyhine 30.09.2025 tarihinde icra takibi yaptığı ...E. icra dosyası ile talebi olan; 10.401,04 Euro ana para talebini 20.11.2024 tarih ... nolu kdv dahil 14.254,64 Euro tutarındaki faturanın tahsil edilmemiş bakiyesi 10.401,04 Euro'dan kaynaklandığı, fatura içeriği ürünlerin davalıya 20.11.2024 tarih ... nolu e-irsaliye teslim edildiği, irsaliyeye davalının itiraz/iptaline ilişkin hususa rastlanmadığı, Nihayetinde; Davacının, davalı aleyhine 30.09.2025 tarihinde icra takibi yaptığı ve işlemiş faiz talebinin olmadığı, ... 36.İcra Müdürlüğü ... E. icra dosyası ile talebi olan; 10.401,04 Euro ana para talebi ile 10.401,40 Euro için 30.09.2025 tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olduğu, ... 36.İcra Müdürlüğü 644. İcra inkâr ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi meselesi Sayın Mahkemenizin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğu..." rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacının faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 36. İcra Dairesinin ... Esas Sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ... 36. İcra Dairesinin ... Esas Sayılı icra dosyasının tetkikinde davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 10.401,04 EUR toplam alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). 6102 sayılı TTK'nun 18/3 maddesi uyarınca; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin ... Esas,...Karar sayılı ilamında vurgulandığı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamında değinildiği üzere ".... ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...". Uyuşmazlığın çözümü kapsamında ... 36. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, taraflara ait 2025 yılına ait BA/BS formları celp edilmiş; akabinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat müzekkeresi yazılmış; talimat mahkemesi aracılığıyla sunulan 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda davalının yasal defterlerinin genel olarak usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı lehine delil olma mahiyetine sahip olduğu, davalının defter kayıtlarında davacının cari hesabına yansıtılan alım faturalarının toplam tutarlarının 22.342,13 EURO, cari hesaba mahsuben davalı tarafından yapılan ödemelerin ve iade tutarlarının toplamının 11.941,09 EURO olduğu göz önüne alındığında davalının davacıya olan cari hesap bakiye borcunun (22.342,13 EURO- 11.941,09 EURO-) 10.401,04 EURO olduğu, davacının takipte talep ettiği tutar ile takibe dayanak olarak sunduğu davalıya ilişkin cari hesap dökümünden davacıdan 18/06/2025 tarihi itibariyle alacaklı olabileceği tutarı 10.401,04 EURO olduğu, davacının davalıdan talep ettiği tutar ile davalının yasal defter kayıtlarından hesaplanan davacıya borcu olan tutarın 18/06/2025 tarihli ve 10.401,04 EURO olduğu ve bu hususta dosya kapsamında tarafların mutabakatının tespit edilebildiği kanaati bildirilmiştir. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları yönünden taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor hazırlanması için SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi 23/04/2026 tarihli raporunda davacı ile davalı şirketin incelenen 2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ile davalı şirketin ticari defterlerinde; 10.401,04 Euro davacı alacağında mutabık oldukları, davacının, davalı aleyhine 30.09.2025 tarihinde icra takibi yaptığı 2025/37907 E. icra dosyası ile talebi olan; 10.401,04 Euro ana para talebini 20.11.2024 tarih ... nolu kdv dahil 14.254,64 Euro tutarındaki faturanın tahsil edilmemiş bakiyesi 10.401,04 Euro'dan kaynaklandığı, fatura içeriği ürünlerin davalıya 20.11.2024 tarih ... nolu e-irsaliye teslim edildiği, irsaliyeye davalının itiraz/iptaline ilişkin hususa rastlanmadığı tespit edilmiştir. Dosya incelendiğinde; davacı şirketin ve davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporları uyarınca davacının davalıdan 10.401,04 EUR alacağı olduğunun tespit edildiği; defterlerin sahibi aleyhine delil olarak kabulü için kanuna uygun olarak tutulmalarına gerek olmadığı; yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince usulüne uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil oluşturduğu (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı, ... Esas ve... Karar sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı, ...Esas ve ... sayılı emsal ilamları); davacı alacağına dayanak faturalara davalının itirazının bulunmadığı, fatura içeriği ürünlerin e-irsaliye ile teslim edildiği; tarafların ticari defter ve kayıtlarının asıl alacak yönünden örtüştüğü; bilirkişi raporu ile takibe konu cari hesap alacağı nedeniyle alacağın kanıtlandığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin icra inkar tazminatı istemi yönünden; dosya kapsamında yapılan incelemede davacı tarafça başlatılan ... 36. İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından itiraz edildiği, alacak likit olup itiraz haksız olduğundan, takip tarihi itibariyle 2004 sayılı İİK'nın m. 67/2 hükmü uyarınca icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne; asıl alacak olan 10.401,04 EUR'nun dava tarihindeki (06/11/2025) Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (10.401,04 x 48,4476 TL) 503.905,42 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 100.781,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetmek gerekmiş ve aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; ... 36. İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, icra takibinin aynı şartlarla DEVAMINA, 2-2004 sayılı İİK'nın m. 67/2 hükmü uyarınca icra inkâr tazminatı talebinin KABULÜNE; hüküm altına alınan asıl alacak olan 10.401,04 EUR'nun dava tarihindeki (06/11/2025) Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (10.401,04 x 48,4476 TL) 503.905,42 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 100.781,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Karar tarihi itibariyle dava tarihindeki EUR efektif satış kuru olan 48,4476TL üzerinden, dava değerinin dava tarihindeki TL karşılığı olan (10.401,04 x 48,4476 TL) 503.905,42 TL üzerinden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 34.421,77TL harçtan peşin alınan 8.669,57TL'nin mahsup edilerek bakiye 25.752,20TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40TL Başvuru Harcı, 8.669,57TL Peşin/nisbi Harcı olmak üzere toplam 9.284,97TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 17.970,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 17.970,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 10.401,04 EUR'nun dava tarihindeki (06/11/2025) Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (10.401,04 x 48,4476 TL) 503.905,42 TL üzerinden hesaplanan 80.624,87 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 09/06/2026

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/855, K. 2026/361, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-855-e-2026-361-k-333626e70168