İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/117 E. 2026/729 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/117
- Karar No
- 2026/729
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/117 Esas KARAR NO : 2026/729
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 09/02/2026 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi ve Ticari Kredi Kartı sözleşmelerinin akdedildiğini, davalının ise söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak serbest iradesiyle borcun tamamına kefil olduğunu, kullandırılan taksitli ticari kredi, ticari kredi kartı, ticari kredili mevduat ve KTMH borçlarının geri ödenmemesi üzerine ... 16. Noterliği’nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının bankaya borcu bulunmadığı yönündeki itirazının haksız, hukuka aykırı ve takibi sürüncemede bırakarak alacağın tahsilini geciktirme amaçlı kötü niyetli bir itiraz olduğunu, kefalet limitinin sözleşme limitiyle tam olarak bağlı bulunduğunu, uyuşmazlığa ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek icra dosyasına yapılan anapara, masraf, işlemiş ve işleyecek faiz, faiz oranı, BSMV ve tüm ferilere yönelik itirazların iptali ile takibin davalı kefil yönünden devamına, davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, davalının yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ... Şti. hakkında ....2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında verilen 02/10/2025 tarihli ara karar ile 04.10.2025 tarihinden itibaren bir yıl süreyle kesin mühlet kararı verildiğini, anılan kararla takiplerin durdurulması ve ihtiyati hacizlerin önlenmesi yönünde tedbir tesis edildiğini, asıl borçlu ile şirket ortağı arasındaki takip arkadaşlığı ve İcra ve İflas Kanunu'nun 149. maddesi ile yargı içtihatları gereğince tedbirin şirket ortağı olan davalı hakkında da sonuç doğuracağını, davalı aleyhine takip ve haciz işlemi yapılamayacağını, bu durumun cevabi ihtarname ile davacıya bildirilmiş olmasına karşın davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, ileri sürerek öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddi ile haksız ve kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP'tan eklendiği, ...Bankası A.Ş.'ne yazılan yazıya cevap verildiği, sunulan evrakların kasaya alındığı,... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının istenildiği, dosyanın incelenmesinde dava dışı borçlu ...Şirketi tarafından konkordato talep edildiği, 04/07/2025 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalı aleyhine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine dayalı olarak 5.666.638,33 TL alacağın tahsili için 07/11/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde 13/01/2026 tarihinde yetkiye, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 25/06/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile; dava dışı borçlu şirket tarafından konkordato talebinde bulunulduğu ve 04/07/2025 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, hesabın 08/09/2025 tarihinde kat edildiği, İİK'nın 296/1. Maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekmekte olup bu kapsamda bilirkişiden İİK'nın 296.maddesine göre asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği, dikkate alınarak, geçici mühlet kararının 04/07/2025 kat tarihinin 08/09/2025 olduğu anlaşılmakla davacı bankanın hesap kat tarihi itibari ile sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların da mevcut olup olmadığı hususlarında dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdiine, HMK 218. ve 278/4. maddeleri uyarınca bilirkişiye bankanın defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve rapora esas olup da dosyada bulunmayan belgeler var ise birer suretinin de rapora eklenmesi için yetki verilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 08/09/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi’ni davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kullandırılan kredilere dair delil mahiyetindeki bilgi ve belgelerin dosyada bulunduğu, davacı bankanın konkordato mevzuatı kapsamında davalı kefil aleyhine takip hakkının bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, sözleşmede gösterilen kefalet limitleri toplamı 8.031.000,00 TL olup temerrüt tarihi itibarıyla hesaplanan asıl borç toplamı 5.435.193,33 TL olduğundan, hesaplanan asıl borcun kefalet limitinden düşük bulunması sebebiyle davalı kefilin kendi temerrüdü ve sonuçlarından borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın müteselsilen sorumlu tutulabileceği, mahkemece raporun benimsenerek fazlaya ilişkin 550.876,33 TL’lik kısmın reddi halinde takip tarihi itibarıyla asıl alacak kalemleri üzerinden temerrüt faiz oranları ve yüzde beş BSMV ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla istemde bulunulabileceği, öte yandan dava dışı asıl borçlu şirket hakkında ...2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile 04.07.2025 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet tedbir kararı verildiği, anılan tarih itibarıyla şirketin taksitli kredi, ticari kredi kartı ve KMH hesaplarından kaynaklanan gecikmiş ve muaccel kredi borcunun bulunmadığının tespit edildiği, sözleşme hükümleri davacı bankaya gerekçe göstermeksizin kredileri kat etme yetkisi tanısa da bu sözleşmesel hakkın konkordato hükümlerini düzenleyen yasal mevzuatın önüne geçemeyeceğinin söylenebileceği, dolayısıyla konkordato tedbir kararı kapsamında faaliyetini yürüten şirket yönünden 08.09.2025 tarihli kat ihtarının temerrüt sonucunu doğurup doğurmayacağı, İcra ve İflas Kanunu’nun 294 ve 296. maddelerinin ihlal edilip edilmediği ve takibin yerinde olup olmadığı hususlarının mahkemenin nihai hukuki takdirinde bulunduğu" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda; dava dışı borçlu şirket ve davalı hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 04/07/2025 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, davalı ... tarafından açılan davanın tefrik edilerek mahkemenin ...Esasına kaydedildiği, bu dosyada da 02/10/2025 tarihinde verilen red kararı ile tüm tedbirlerin kaldırıldığı, dava konusu takibin ise tedbirler kaldırıldıktan sonra 07/11/2025 tarihinde başlatıldığı anlaşılmıştır. Davalı kefil, icra takibine itirazında icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olup, İİK'nın 50. maddesi yollamasıyla uygulanan HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir; TBK'nın 89/1-1. maddesi uyarınca para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Davacı bankanın merkezinin İstanbul'da bulunması ve taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinin 13.4 maddesinde İstanbul mahkeme/icra dairelerini yetkili kılan bir yetki şartı bulunması karşısında İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi'nin yetkili olduğu anlaşılmış ise de; davalı tarafça itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesi gösterilmediğinden usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığı kanaatine varıldığından, bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Dosyaya sunulan 01/02/2024 ve 12/03/2024 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinin davalı ...tarafından 8.031.000,00 TL kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin TBK'nın 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarını taşıdığı, davalı kefilin asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle TBK'nın 584. maddesinin son fıkrası uyarınca eş rızasının aranmadığı ve bu itibarla geçerli bir kefalet ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak kefalet borcu, asıl borca bağlı (fer'i) bir borç olup kefilin sorumluluğunun doğması ve kefil hakkında takip yapılabilmesi, asıl borcun muaccel hale gelmesine bağlıdır. TBK'nın 586/1. maddesi uyarınca; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. TBK'nın 590/1. maddesi uyarınca ise asıl borç muaccel olmadıkça kefil, asıl borçlunun iflası durumunda dahi ifaya zorlanamaz. Buna göre müteselsil kefile başvurulabilmesi için öncelikle asıl borcun muaccel olması gerekmekte olup, asıl borçlu yönünden muaccel hale gelmemiş bir borç için kefil takip edilemez. İİK'nın "Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları" başlıklı 296/1. maddesinde; "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm açık bir fesih ve muacceliyet yasağı niteliğinde olup, geçici mühlet süresince de uygulanır. Kredi ilişkisinin devamı, bir ticari işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi bakımından belirleyici olduğundan, asıl borçlu şirketin taraf olduğu genel kredi sözleşmesi işletme faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerdendir. Somut olayda; asıl borçlu şirket hakkında 04/07/2025 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, davacı bankanın ise hesabı mühlet devam ederken 08/09/2025 tarihinde kat ettiği anlaşılmaktadır. Genel Kredi Sözleşmesinin 10.1. maddesinde kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda banka alacaklarının vade tarihinde muaccel hale geleceği ve borçların vadesinde ödenmemesi halinde müşterinin temerrüde düşeceği düzenlenmiştir. Mahkememizce bu hususun tespiti amacıyla verilen ara karar doğrultusunda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede bilirkişi, davacıdan temin edilen ek bilgi ve ekstrelere göre geçici mühlet tarihi öncesinde muaccel hale gelen herhangi bir kredinin/alacağın bulunmadığını tespit etmiştir. Davacı taraf rapora itiraz dilekçesinde, müvekkili Banka tarafından salt konkordato davası açılması nedeni ile hesabın kat edilmediğini; aksine Bankanın üstüne düşen yasal tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini; idari izleme süreleri dahil tüm süreçlerin dolması ve davalının temerrüt halinde olması neticesinde hesabın kat edildiğini beyan etmiş ise de davacı, sözleşmede öngörülen ve hesabın katını gerektiren başkaca bir fesih sebebinin varlığını ön inceleme duruşmasında yapılan uyuşmazlık tespitine kadar ileri sürmediği gibi daha sonra da bu yönde bir ispat vasıtası sunmadığı dikkate alınarak itirazına itibar edilmemiştir. Bu durumda 08/09/2025 tarihli hesap kat işleminin, vadesinde ödenmeyen bir borca değil münhasıran asıl borçlunun konkordato yoluna başvurmuş olmasına dayandığı ve İİK'nın 296/1. maddesindeki fesih ve muacceliyet yasağına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Hesap katı bu nedenle hukuki sonuç doğurmadığından asıl borç kat ihtarnamesi ile muaccel hale gelmemiş, asıl borcun muaccel olmadığı takip tarihinde TBK'nın 586. maddesinde aranan koşullar da gerçekleşmemiştir. Asıl borç muaccel olmadan kefil ifaya zorlanamayacağından, davalı kefilin takibe itirazı haklıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas,...Karar sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar,... Esas ...Karar sayılı ilamlarında da; mühlet öncesinde vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından hesap kat tarihinde alacağın muaccel hale gelmediği, bu durumda kefil aleyhine dahi icra takibi başlatılamayacağı ve davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı sonucuna varıldığından, davalı vekilinin, dava dışı borçlu şirketin iflas ettiği ve davacı bankanın aynı alacağı Bordego şirketinin iflas masasına kaydettirmiş olması, alacağın miktarı ve yapılan tahsilatlar bakımından dikkate alınması gerektiğine ilişkin itirazlarına itibar edilerek değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Davanın reddine karar verildiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmamış, davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunularak kötü niyet tazminatı talep edilmediğinden bu konuda ayrıca değerlendirme yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 68.441,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 67.709,39 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 729.331,07 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 6.000,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin (e duruşma), davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır