İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1134 E. 2026/976 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1134
- Karar No
- 2026/976
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1134 Esas KARAR NO : 2026/976
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/10/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari şirketler arası faturaya dayalı alacak olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesi kurumunun görevli bulunduğunu, davalının yerleşim yerinin Beylikdüzü olup Bakırköy Ticaret Mahkemesi yetki alanına girdiğini, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamadığını, davalının cari hesap bakiyesine göre borçlu olduğunu, borcun ödenmediğini, Çerkezköy İcra Dairesi nezdindeki 2025/... Esas sayılı icra takibine itiraz edildiğini, takibin durduğunu belirterek alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkil aleyhine Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davacı tarafından huzurdaki alacak davasının açıldığını, müvekkil şirketin davacıya muaccel hale gelmiş bir borcu olmadığını, borcun varlığını davacının ispat etmekle yükümlü bulunduğunu, davacı tarafından müvekkile geçerli bir ihtar yapılmadığını, müvekkilin temerrüde düşürülmediğini, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihbar veya ihtarların Noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiğini, somut olayda talep edilen alacağın cari hesap alacağı olup davacının davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir bilgi, belge ve delil bulunmadığını, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, davacı ile müvekkil arasında açıkça bir anlaşma bulunmayıp kanuni zorunluluk gereği usulüne uygun şekilde bildirim yapılmadığını, davacının fatura tarihinden itibaren temerrüt faizi talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3095 sayılı kanun ve ilgili mevzuat hükümlerince borç ile ilgili hesap edilen temerrüt ve gecikme faizinin yasal sınırın üstünde olup kanuna aykırı talebin kabulünün mümkün olmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Tekirdağ Defterdarlığı, Çerkezköy İcra Müdürlüğü, İstanbul defterdarlığı yazı cevapları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, bakiye hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 03/04/2026 tarihli raporunda; Bilirkişiye tevdi edilen görev kapsamında dava dosyasındaki belge ve bilgiler üzerinden yapmış incelemeler ve tespitler sonucunda; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin yazılı bir sözleşmeye dosyada rastlanmamakla birlikte ticari mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, Davacının 2025 yılı Yevmiye ve Kebir defterlerinden oluşan yasal defterlerini Elektronik Defter olarak tuttuğu, defterlere ilişkin beratların Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde oluşturulmuş olduğu, bu bakımdan kapanış tasdikinin aranmadığı, bu haliyle davacının defterlerinin kendi lehine delil olarak değerlendirilebileceği, Davacının 2024 yılı yasal defterlerinin genel olarak Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun olarak tutulmuş olduklarının değerlendirilebileceği, Davacının 2024 yasal defterlerinde dava konusu iş ve işlemlere konu faturalarının tamamının kaydedilmiş oldukları; Davacının yapmış olduğu bu dosya kapsamındaki teslimler için ödenmiş ve cari hesaptan mahsup edilebilecek tutarlara ilişkin tüm evrakın yasal defterlerde işlenmiş olduğu, Davacı ve davalının vergi daireleri tarafından yapılan Ba , Bs formlarının ikisininde davalının alımları yönünden düzenlenmiş olması nedeniyle herhangi bir karşılaştırmaya ya da değerlendirmeye imkan vermediği, Cari hesapta en son hareket tarihi olan 03/12/2024 tarihi itibariyle, 2024 yılında davacının davalıya yapmış olduğu mal/hizmet teslimlerinin toplamının 2023 yılından devirle birlikte 85.748,11 TL, buna karşılık cari hesaptan mahsup edilebilecek tutarların toplamı olan 60.140,00 TL'nin dikkate alınmasıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu ve dolayısıyla takibe konu edilebilecek tutarın (85.748,11-60.140,00=) 25.608,11 TL olarak hesaplanabileceği, Davacı tarafından takipte talep edilen tutarlar ve faiz talebi üzerinden hesaplama yapılması ile asıl alacak tutarının 25.608,00 TL ve faizi tutarının 7.331,26 TL olarak hesaplanabileceğini bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı)
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 25.608,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın ispat edilen ana para bedeli olan 25.608,00 TL yönüyle davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan hesap alacağının tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın %20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 25.608,00 TL asıl alacak yönünden davalının Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin 25.608,00 TL asıl alacak yönünden aynı koşullarda devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.121,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 1.749,29 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.133,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 11.070,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 25.608,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır